KARŞI OY YAZISI Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.31/03/2016 KARŞI OY YAZISI Davacı taraf davalının kişisel kusuruna dayanarak tazminat talebinde bulunmuştur. Kamu görevlileri, görev sırasında salt kişisel kusurlarına dayanan eylemlerde kişisel olarak sorumludur. Anayasa'nın 129/5 maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davalılarının kendilerine rücu kaydıyla idare aleyhine açılabileceğine ilişkin düzenlemeler, haksız eylemi gerçekleştiren kamu görevlisine karşı doğrudan tazminat davası açmaya engel değildir....
Arabuluculuk merkezine müracaata bulunulmuş ancak yapılan görüşmede anlaşmaya varılamadığını, ekte sunulan Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere kaza mahallini Terk etmek sigorta şirketini sorumluluktan kurtulmasına yol açamayacağını, bu nedenle müvekkilin zararının tazmini için iş bu davayı açmanın zorunlu olduğunu beyanla davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafından davacının sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeni ile poliçe kapsamında sorumluluğunun bulunmadığı ve yine KZMSSGŞ kapsamında kazanç kaybı gibi yan edimlerden poliçe kapsamında sorumluluğu bulunmadığı belirtilerek davanın reddi talep edilmiştir. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe; Davanın rücuen tazminat tazminat talebine ilişkin olduğu görülmüştür. Yargılama sırasında icra dosyasının ve ... 3....
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 05.07.2004 tarihinde darpedilen sigortalı için yapılan tedavi giderinin tahsili istemine ilişkin davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir. Anılan madde uyarınca, davacı Kurumun rücu hakkı, kanundan doğan kendine özgü ve bağımsız rücu hakkı niteliğindedir. Bu madde kapsamında rücu edilecek kişilerin sorumlulukları, üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile kanunda belirtilen sosyal sigorta yardımlarının yapılmasını gerektiren bir halin doğması ile sigortalı veya hak sahiplerine bu yardımların yapılması koşuluna bağlanmıştır....
Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır. ...'...
ın Kuruma karşı sorumlu olduğu tazminat tutarından, Güvence Hesabının hak sahiplerine ödediği maddi tazminat miktarı mahsup edildikten sonra kalan tutarla sorumlu olduğu kabul edilmişse de; davacı Kuruma anılan madde ile tanınan rücu hakkı, Kanundan doğan bağımsız bir rücu hakkı vasfında olup, tazmin sorumlularının sigortalı, ya da, hak sahiplerine yapmış oldukları ödemelerin rücu alacağından düşülmesi mümkün değildir.Bu nedenle davalı ... yönünden eksik rücu alacağı ile sorumluluğuna karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır....
Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafık kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.” 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanununun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır”. Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir....
Davalı ..., diğer davalı idare bünyesinde kamu görevi ifa ettiğini, olayda kusur ve sorumluluğu bulunmadığını iddia ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporları uyarınca davacı yararına maddi ve manevi tazminat ödetilmesine karar verilmiştir. Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy.K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır....
Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup, dava, o kurum aleyhine açılmalıdır (TC Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.). Bu konuda yasal düzenlemeler, emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan "Sorumluluk Hukukunun" temel ilkeleri açısından bakıldığında da; bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır. Davaya konu edilen olayda; davalı doktorun hatalı yaptığı ameliyat nedeni ile davacıların maddi ve manevi olarak zarara uğradıkları iddia edilmektedir. Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1.maddesi gereğince; kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen koşullara uygun olarak, idare aleyhine açılabileceğine göre; davalıya husumet tevcih edilmesi doğru değildir....
Dava, trafik-iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir nedeniyle uğranılan Kurum zararının 506 sayılı Yasa'nın 26. maddesi uyarınca tahsili istemine ilişkin olup, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada, rücu edilecek tazminat miktarı belirlenirken, talep olmadığı halde, hak sahiplerinden Sanem'e yapılan evlenme yardımının dahil edilmesi, ayrıca hak sahiplerinden Burcu'ya yapılan fiili ödeme miktarının ilave edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle, tazmini gereken rücu alacağı miktarı 31.708,64 TL olduğu halde, 32.548,21 TL olduğunun kabul edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 07/09/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/06/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız eyleme dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm; davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (...)...


