V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Dava, 12.09.2002 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu sigortalının hak sahibine bağlanan gelir ve cenaze masrafından oluşan kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun 63 ve 70. maddeleridir. 1479 sayılı Kanunun 70/2 maddesi hükmünde; bu kanuna dayanılarak Kurumca açılacak rücu davalarının 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu öngörülmüş olup, zaman aşımına ilişkin bu hüküm, “özel hüküm” niteliğini taşımakla genel hükümlere göre uygulama önceliğini haizdir. Ne var ki; iş bu 10 yıllık zamanaşımının hangi tarihten itibaren işlemeye başlayacağı konusunda; özel kanun olan 1479 sayılı kanunun anılan maddesi hükmünde açıklık bulunmaması karşısında; başlangıç tarihinin belirlenmesinde “zamanaşımının alacağın muaccel olduğu zamandan başlayacağı”na ilişkin Borçlar Kanununun 128. maddesi hükmü esas alınmalıdır....
Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da; bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır. Davaya konu edilen olayda; davalı bakanlık bünyesinde doktor olarak çalışan ve kamu görevlisi olan davalının, yanlış teşhis ve tedavi uyguladığı ve ameliyatlarda gereksiz malzeme kullandığı, görevi sırasında ve görevinden dolayı davacıyı zarara uğrattığı ileri sürülmektedir. Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13/1. maddesi gereğince; kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen koşullara uygun olarak, idare aleyhine açılabileceğine göre; adı geçen davalıya husumet tevcih edilmesi doğru değildir....
Dava, rücuen tazminat talebine ilişkin olup davalı cevap dilekçesinde açıkça yetki itirazında bulunmuştur. Mahkemece yetki itirazı ile ilgili olumlu veya olumsuz bir herhangi bir hüküm kurulmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11/09/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemenin maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin kabulüne dair kurulan hükmü davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 22.10.2015 tarih 2015/4193 Esas 2015/18957 Karar sayılı ilamıyla "İş kazalarından kaynaklanan maddi tazminat davalarında kazalının sürekli iş güçü kaybı zararının hesaplanmasında Kurumun iş kazası nedeniyle kazalıya bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneğinin rücu edilebilir kısmının düşülmesi esastır. Rücu edilebilir sosyal güvenlik ödemesi ise kazalının kusuru oranında indirim yapılan ödemedir....
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir nedeniyle uğranılan Kurum zararının 506 sayılı Yasa'nın 26. maddesi uyarınca tahsili istemine ilişkin olan davada, Kurumun toplam rücu alacağı bağlanan gelirin ilk peşin değeri olan 61.101,07 TL'nin davalının % 75 Kusur karşılığına isabet eden miktarı ile sınırlı olup, toplam rücu alacağının altında kalan talep miktarı ile sınırlı olarak karar verildiğinden, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, 05.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Kanunun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır”.Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır....
KARŞI OY YAZISI Davacı taraf davalının kişisel kusuruna dayanarak tazminat talebinde bulunmuştur. Kamu görevlileri, görev sırasında salt kişisel kusurlarına dayanan eylemlerde kişisel olarak sorumludur. Anayasa'nın 129/5 maddesi ile 657 sayılı .. 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davalılarının kendilerine rücu kaydıyla idare aleyhine açılabileceğine ilişkin düzenlemeler, haksız eylemi gerçekleştiren kamu görevlisine karşı doğrudan tazminat davası açmaya engel değildir. Zarar görenlerin haksız eylem failine karşı doğrudan dava açamayacaklarını savunmak, temel haklardan olan ve Anayasa'nın 36 ve .. 13. maddesinde güvence altına alınan " .. " aykırı olacaktır. Zarar görenler isterse, doğrudan kişisel kusurlarından dolayı haksız eylemi gerçekleştiren kamu görevlisine karşı tazminat davası açabilecekleri gibi, isterlerse Devlete karşı da dava açabilirler....
Sigortalı veya hak sahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davalarında alınan kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporuyla ulaşılan sonuçlar, rücu davasında kurumun taraf olmaması nedeniyle bağlayıcı nitelikte olmayıp, kesinleşmesi halinde ancak güçlü delil niteliğinde sayılması mümkün olmaktadır. Mahkemece, kesinleşen tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu gözetilmek suretiyle, tazminat dosyasında alınan kusur raporu dikkate alınarak, trafik/ iş kazasının meydana geldiği konuda uzman kişilerden seçilecek bilirkişi heyetinden maddi oluşa ve kanuna uygun olarak kusur oran ve aidiyeti yönünden yeniden kusur raporu alınarak hüküm kurulmalıdır....
Tüm dosya kapsamından; --- tarihinde davalı sigorta şirketine--- olan ve davacıya ait ----- plakalı ------- dava dışı --- sevk ve idaresindeyken dava dışı---çarpması sonucu ---- sayılı dosyasında maddi manevi tazminat talebinde bulunduğu, mahkemece verilen karar sonucu alacaklının------ sayılı dosyasında başlattığı takip sonucu davacı araç maliki tarafından maddi tazminata yönelik ödenen bedelden davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğundan bahisle davalı sigorta şirketi hakkında rücuen tazminat amacıyla başlatılan -------- sayılı takibe yönelik itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, sigorta ettiren (işleten-araç sahibi), sigortacının ödemekle yükümlü olduğu tazminat tutarını zarar gören üçüncü kişilere ödemişse, sigortacının, sigorta ettiren zararına zenginleştiği kabul edilmesi gerektiği ve haksız ve nedensiz zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olan sigortacıya karşı, sigorta ettirenin (zarar gören üçüncü kişilere) ödediği tazminat tutarını geri isteme hakkı bulunduğu, somut olayda...
Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir....


