tarafta olup, davalı tarafça ispat yükümlülüğü yerine getirilmediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığı, davacı taraf 26/08/2009 tarihli ıslah dilekçesinde kıdem ve ihbara ilişkin alacaklarını ıslah ettiği görülmekle, diğer alacak kalemleri bakımından davacı vekilinin ıslah etmediği, fazla mesai, genel tatil alacakları bakımından ıspat yükü davacı tarafda olup, davacı tarafça tanık deliline dayandığı, söz konusu alacak kalemleri bakımından ıslah söz konusu olmadığından taleple bağlı kalınarak karar vermek gerektiği, yıllık izin ücreti talebi bakımından ise davalı tarafça imzalı izin defteri veya eş değer belge dosyaya ibraz edilmediğinden davacının talebini aşmamak kaydıyla davacının yıllık izin ücreti almaya hak kazandığı kanaatine varıldığı, dosyada bozma sonrasında bozma ilamına uygun olmak üzere taraf teşkili sağlandığı, ... ve ... dışındaki davalıların mirasçılık sıfatları nedeniyle davacının işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu...
Dosya kapsamından, kısıtlının, Bartın Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 19/01/2007 tarih ve 2006/1068 Esas, 2007/56 Karar sayılı ilamı ile kısıtlandığı, Bartın Sulh Hukuk Mahkemesi'nce vesayetin kaldırılmasına ilişkin bir karar verilmediği ve vesayet halinin dava tarihi itibarıyla devam ettiği, vesayet altındaki kişilerin yerleşim yerinin vesayet makamının bulunduğu yer olduğu, kısıtlı ya da velisinin yerleşim yeri değişikliğine izin talebi olmadığı anlaşılmakla, vesayet dosyasının takibinde ve taleple ile ilgili karar vermekte Bartın Sulh Hukuk Mahkemesi yetkilidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri ile 5235 sayılı Kanunun 36/3. maddesi gereğince Bartın Sulh Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 14/03/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Davacı vekili tarafından kısıtlanmasına karar verilen davacının vesayet makamından alınan husumete izin kararı ile vasiden alınan vekaletnamenin dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili 22/09/2021 tarihinde UYAP üzerinden gönderdiği dilekçe ile yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmaksızın davadan feragat ettiklerini bildirmiş, dosyada mevcut vekaletnameye göre davacı vekilinin davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmış, davalı vekili 25/09/2021 tarihli dilekçesi ile yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını bildirmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilinin HMK'nin 309/4. maddesine uygun feragat beyanı doğrultusunda davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur....
in Hatice'nin vasisi olduğu ve husumete izin kararının bulunduğu, davacı ...'in temsilen açtığı diğer davalılarında taşınmazda 3/20'şer pay sahibi oldukları, yargılama devam ederken davacı Hatice'nin öldüğü, Hatice mirasçıları olarak da ...ve ...' in davacı sıfatıyla davaya dahil edilerek yargılamaya devam edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, toplam 14.097,66 TL'nin 7.500,00 TL'sinin dava tarihinden kalan 6.597,66 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Davacılardan ... taşınmazda paydaştır ayrıca paydaşlardan temsilen adına dava açtığı ...'in vasisidir. Diğer müşterek malikler ... ve ... adına ...'in dava açma yetkisi yoktur. Bu nedenle davalılar ...ve ...'in payları yönünden de mahkemece kabul kararı verilmesi doğru değildir....
Bozma Kararı Dairenin 22/05/2019 tarihli ve 2016/9704 E., 2019/3243 K. sayılı kararıyla; "...somut olayda vasi, vesayet dosyasından aldığı yetki belgesiyle eldeki davayı açıp takip etmiş ise de TMK'nın 462/8. maddesi uyarınca vesayet makamından husumete izin kararı alıp dosyaya sunmamıştır...Hal böyle olunca, öncelikle vasi tarafından eldeki davada kısıtlıyı temsil etmek üzere vesayet makamından alınacak husumete izin kararının temin edilmesi, bu noksanlık giderildikten sonra HMK'nın 184. maddesi hükmü gereğince, tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için taraflara söz verilip tahkikatın bittiği tefhim edildikten sonra, taraflara sözlü yargılama için duruşmanın başka bir güne bırakılmasını isteyip istemediklerinin sorulması, talep halinde başka bir gün tayin edilmesi; başka bir duruşma gününü istememeleri halinde sözlü yargılama aşamasına geçilerek aynı Kanun'un 186. maddesi gereğince taraflara sözlü yargılama yoluyla beyanda bulunma hakkı verilmesi, ondan sonra bir...
nın ... vasisi olarak dava açtığı, ancak mahkemece 4721 sayılı TMK'nın 462/... maddesi gereğince husumete izin kararı bulunup bulunmadığı üzerinde durulmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca mahkemece, birleşen dosya davacısının talebi hakkında keşif yapılmadan, delilleri toplanmadan, davasını kanıtlayamadığından bahisle davasının reddine karar verilmiştir. Belirtilen nedenlerle öncelikle, vasinin, dava açmaya ilişkin vesayet makamından alınmış izin kararının dosya içerisine alınması, ardından birleşen dosya davacısının davaya ilişkin tüm delilleri de toplandıktan sonra değerlendirme yapılarak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan, birleşen dosya davacısı ... vasisi ... ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden ... ...'...
Her şeyden evvel yargılamanın yenilenmesi talebi ayrı bir esas numarası alan yeni bir dava mahiyetinde olduğundan, böyle bir talepte bulunulmadan evvel vesayet makamından TMK 462/1-8. Maddesine göre vasinin izin alması gerekir. Somut olayda talepte bulunan vasi böyle bir izin almamıştır. Vesayet mahkemesi ile yapılan yazışmada da böyle bir izin verilmediğine dair karar ittihaz olunmuştur. Bu özel dava şartı yerine gelmediğinden bu sebeple talep reddedilmesi gerekmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebinin ayrı bir dava değil, esas davanın devamı olduğu düşünülse ve haliyle esas dava hakkında alınan husumete iznin yargılamanın yenilenmesi için de geçerli olduğu düşünülse bile, bu durumda eldeki talep süre yönünden reddedilmelidir. Zira vasi ... vesayet dosyasına 16.11.2018 tarihinde vasi olarak atanmıştır. Hatta son olarak 04.08.2022 tarihli karar ile de vasiliğinin 2 yıl uzatılmasına karar verilmiştir....
ın vasi tayin edildiği, eldeki davada da vasi Mustafa tarafından davacı ... adına vesayeten davacı vekiline vekaletname verildiği ve davanın bu şekilde açıldığı, ancak eldeki dava için vesayet makamından alınmış husumete izin kararının bulunmadığı anlaşılmaktadır....
Aile Mahkemesince; konusu kalmadığından, evliliğin iptali talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına, ziynet eşyaları ve başlık parasına yönelik talebin reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 29.04.2015 tarihli ve 2015/2768 E., 2015/8800 K.sayılı ilamı ile; "..Davacının takıların iadesine yönelik bağıştan rücu sebebine dayalı tazminat talebi ile davalı tarafa ödendiği belirtilen başlık parasından kaynaklanan alacak talebi, boşanmanın eki ve Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi kapsamında bulunmayıp, Borçlar Hukukundan kaynaklanmaktadır. Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine dair 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan aile hukukundan kaynaklanan dava ve işlerden değildir. Genel mahkemeler görevlidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, hakim tarafından yargılamanın her aşamasında res'en gözetilir....
Öncelikle TMK.nun 462.maddesi hükmüne göre vesayet makamından husumete izin kararı talep edilmesi için davalı-karşı davacı vekiline süre verilmesi, ondan sonra husumete izin kararı verildiği takdirde davalı-karşı davacı vekiline cevap ve varsa delillerini bildirmek üzere süre ve imkan tanınması, bildirildiği takdirde delillerin toplanması ve dava konusu taşınmazlar ile aracın edinim tarihleri itibariyle eşler arasında 743 sayılı MK.nun 170. maddesi hükmü uyarınca mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan uyuşmazlık Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulmalıdır. Buna göre, eşlerin birbirlerinin mal varlıklarının edinilmesine katkılarının kanıtlanması durumunda, katkı oranında alacak hakkı doğar. Somut olayda davacı-karşı davalı İl Sağlık Müdürlüğünde şube müdürü, davalı-karşı davacı ... ise, Köy Hizmetlerinde ayniyat saymanı olarak çalışmıştır. Tarafların gelirlerine ilişkin tüm belge ve bilgiler getirtilmeden bilirkişi mütaalasına başvurulması doğru olmamıştır....


