II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum İl Müdürlüğü Manavgat Sosyal Güvenlik Merkezi aleyhine açılmış olup, İl Müdürlüğü ve Sosyal Güvenlik Merkezinin tüzel kişiliği bulunmadığından öncelikle davanın husumet ve dava taraf ehliyeti yönünden reddi gerektiği, 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulmasının zorunlu olduğu, diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan başvuruya altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse taleplerinin reddedilmiş sayılacağı, Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması gerektiği, Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmayacağı, işbu dava 5510 sayılı...
çalışmadığı halde kendisini çalışıyormuş gibi göstererek usulsüzlük yaptığından bahisle hizmetlerinin iptal edildiiğni ve emekli aylığının kesildiğini müvekkili tarafından 03.09.2018 tarihinde itiraz edildiğini, itiraz üzerine kurumun 11.09.2018 tarihli yazısı ile müvekkilinin itirazının reddedildiğini beyanla müvekkilinin geriye dönük tahakkuk edilen bedel yönünden yapılacak bağımsız bilirkişi incelemesi ile hizmet sürelerinin ve borçlu olmadığının tespiti ile emekli aylığının da iindirime gidilmesi işleminin iptaline, müvekkilinden fuzuli ödeme adı altında haksız yere yapılan kesintiler ile eksik ödenen maaşların yasal faiziyle birlikte ilgili kurumdan alınarak müvekkiline iade edilmesine karar verilmesini talep etmiştir....
nin 2017/09-2018/02 ayları arası eksik bildirilen SPEK tutarlarında aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenerek Kuruma verilmesi işlemi ile davacı şirketin itirazı üzerine verilen SGK Gölcük SGM'nin 23.10.2018 tarih ve 2018/64 sayılı komisyon kararının iptaline, c-Davacı şirket tarafından dâhili davalı ... adına 2017/09 ayında 1.528,34 TL, 2017/10 ayında 742,21 TL, 2017/11 ayında 782,61 TL, 2017/12 ayında 1.221,65 TL, 2018/01 ayında 824,90 TL ve 2018/02 ayında 1.090,28 TL tutarında EK aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenerek Kuruma verilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....
İş Mahkemesine ait 05.04.2018 gün 2013-893 Esas 2018-166 Karar sayılı kararının kaldırılmasına yerine, 2-Davanın kabulü ile, 3-Davacının davalıya ait iş yerinde kuruma bildirilen hizmet süreleri dışında 28.10.1998-31.03.2005 tarihleri arasında da hizmet akdine tabi olarak çalıştığının ve bu çalışmalarından 28.10.1998-30.11.1998 tarihleri arasındaki sürenin sigorta primine esas asgari kazanç üzerinden, sonraki dönemin ise; Ara.98 ayında 114.273.750 TL SPEK üzerinden Oca.99 ayında 150.223.500 TL SPEK üzerinden Şub.99 ayında 150.223.500 TL SPEK üzerinden Mar.99 ayında 150.223.500 TL SPEK üzerinden Nis.99 ayında 150.223.500 TL SPEK üzerinden May.99 ayında 150.223.500 TL SPEK üzerinden Haz.99 ayında 150.223.500 TL SPEK üzerinden Tem.99 ayında 182.100.000 TL SPEK üzerinden Ağu.99 ayında 182.100.000 TL SPEK üzerinden Eyl.99 ayında 182.100.000 TL SPEK üzerinden Eki.99 ayında 182.100.000 TL SPEK üzerinden Kas.99 ayında 182.100.000 TL SPEK üzerinden Ara.99 ayında 182.100.000 TL SPEK...
İş Mahkemesi'ne ait 25.09.2018 gün 2016/698 E - 2018/251 K sayılı kararının KALDIRILMASINA, yerine, 2-Davanın KABULÜ ile, 3-Davacının davalıya ait iş yerinde kuruma bildirilen hizmet süreleri dışında 13.02.1998-31.03.2005 tarihleri arasında da hizmet akdine tabii olarak çalıştığının ve bu çalışmalarından, 13.02.1998-28.02.1998 tarihleri arasındaki sürenin sigorta primine esas asgari kazanç üzerinden, sonraki dönemin ise; 1998/03 ayında 82.964.100 TL üzerinden SPEK ile 1998/04 ayında 82.964.100 TL üzerinden SPEK ile 1998/05 ayında 82.964.100 TL üzerinden SPEK ile 1998/06 ayında 82.964.100 TL üzerinden SPEK ile 1998/07 ayında 103.179.330 TL üzerinden SPEK ile 1998/08 ayında 103.179.330 TL üzerinden SPEK ile 1998/09 ayında 103.179.330 TL üzerinden SPEK ile 1998/10 ayında 114.273.750 TL üzerinden SPEK ile 1998/11 ayında 114.273.750 TL üzerinden SPEK ile 1998/12 ayında 114.273.750 TL üzerinden SPEK ile 1999/01 ayında 150.223.500 TL üzerinden SPEK ile 1999/02 ayında 150.223.500 TL üzerinden...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, prime esas ücretin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile506 sayılı Kanun'un 77 nci, 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII....
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün 2. fıkrasının silinerek yerine “ davacının davalıya ait işyerinde Kurumca kabul edilen hizmetleri dışında 2002 yılı 3. döneminde 120/1310 Gün/SPEK 2003 yılı 2. döneminde 120/1.702 Gün/SPEK, 2003 yılı 3. döneminde 76/1160 Gün/SPEK, 2004 yılı 1. döneminde 120/2198 Gün/SPEK ve 2007 yılı 7. ayında 30/444 Gün/SPEK olmak üzere toplamda 466 prim ödeme gün sayısı ile Prime Esas Kazanç Tutarları üzerinden çalıştığının ve bu sürelerin çalışma gün sayısına eklenmesi gerektiğinin tespitine” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, 04.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi....
Eldeki davada ise, mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada, davacının prime esas kazancının tespiti istemine uygun şekilde, “davacının 2012 yılı Şubat ayına ait SPEK tutarının 5.762,40 TL olduğunun” dair karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, tespit davalarındaki yöntem dışına çıkılarak ve infazda tereddüt uyandırabilecek şekilde, davacı hakkında tespiti yapılan prime esas kazançtan her iki davalının sorumlu olduğuna dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/2. maddesi gereğince verilen karar, düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Hükmün 1’inci bendinin tamamen silinmesi ile yerine; “1- Davanın kısmen kabulü ile; davacının 2012 yılı Şubat ayına ait SPEK tutarının 5.762,40 TL olduğunun tespitine,” ibaresinin yazılması ile kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.04.2022 gününde oybirliği ile karar verildi....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/343 Esas KARAR NO : 2023/481 DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/05/2021 KARAR TARİHİ : 31/05/2023 DAVA: Davacı vekili Mahkememize sunduğu 26/05/2021 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ---- üretimine girmek amacı ile geliştirmiş olduğu----- adlı el ve cilt dezenfektanın ruhsatının Sağlık Bakanlığı'ndan alınabilmesi amacıyla -----adlı ürünün analizlerinin yapılması için ----- mail yoluyla teklif aldığını; tarafların hizmet bedelinin 25.305,00 TL + KDV olduğu konusunda anlaştıklarını,---Ürünler Yönetmeliğinin 12. ve 14....
Eldeki davada ise, mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada, davacının prime esas kazancının tespiti istemine uygun şekilde, “davacının 2012 yılı Aralık ayına ait SPEK tutarının 6.228,90 TL olduğunun tespitine” dair karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, tespit davalarındaki yöntem dışına çıkılarak ve infazda tereddüt uyandırabilecek şekilde, davacı hakkında tespiti yapılan prime esas kazançtan her iki davalının sorumlu olduğuna dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/2. maddesi gereğince verilen karar, düzeltilerek onanmalıdır....


