Dava dilekçesi incelenip değerlendirildiğinde; davacının hizmet kusuru nedeniyle değil, davalının kasti ve keyfi olarak su vermemesi eylemi nedeniyle tazminat istediği, kişisel kusur ileri sürdüğü ve husumeti kamu görevlisine yönelttiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, işin esasının incelenerek davalının kişisel kusuru bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve varılacak uygun sonuç çevresinde bir karar verilmesi gerekirken bu yön gözetilmeden davanın husumet yönünden reddedilmesi bozma nedenidir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.9.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Kamu görevlisinin kişisel kusur sayılabilecek bir durum dışında, hizmet sırasında, hizmetin işleyişinden kaynaklanan bir olayda ölümü üzerine, ölenin desteğinden yoksun kalanların uğradıkları olağan dışı zararın hizmetin sahibi idarece karşılanmak suretiyle kamuya pay edilmesi, hakkaniyet ve nasafet ilkeleri gereğidir.Üçüncü kişinin kusur nedeniyle zararla yürütülen hizmet arasında nedensellik bağının kurulamadığı hallerde idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilmez. Ancak üçüncü kişinin kusuru nedeniyle idarenin tazmin zorumluluğunun bulunmaması zarara yol açan olayla yürütülen hizmet arasında herhangi bir bağlılık olmaması, olayın hizmetin işleyisinden kaynaklanmaması halinde mümkündür. Hizmet sırasında, hizmet işleyişinden kaynaklanan olayda, üçüncü kişinin kusuru idarenin idare hukuk ilkelerine göre tazminle sorumlu tutulmasına engel oluşturmamaktadır. Davacılar murisi, görevli olduğu yük treninde bir kamyonun ehliyetsiz sürücüsünün kusuru sonucu meydana gelen kazada ölmüştür....
İdare Mahkemesi kararıyla, davacının Belediye Zabıta memurluğundan belediye tahsildarlığına naklen atanmasına dair işlemin kararıyla iptal edildiği, bu karar üzerine davacının önce eski görevine daha sonra ise tekrar Belediye tahsildarlığına atandığı, idare hukuku ilkelerine göre yürürlükteki yasayalara aykırı olduğundan dolayı iptal edilen işlemlerle ilgili iptal kararları doğrultusunda işlem tesis etmeyen veya bu kararı uygulamıyan idarenin hizmet kusuru işlemiş sayılacağı, ancak davalı idarenin iptal edilen naklen atama işlemi her idarenin yapılabileceği türden olağan nitelikte bir işlem olduğundan bu işlemin idarenin tazminat ödemekle yükümlü tutulmasını gerektirecek derecede ağır hizmet kusuru taşımadığı, sonuç olarak iptal edilen işlemde tazminat sorumluluğunu doğuracak nitelikte ağır hizmet kusuru görülmediğinden bu işlem nedeniyle maddi tazminat ödeme zorunluluğu bulunmayan idarenin manevi tazminat ödemeye de zorunlu tutulamıyacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir....
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir....
Ancak, patlamaların meydana geldiği veya sulhnamenin imzalandığı tarihler itibarıyla olayda hizmet kusuru bulunduğu ve davalı idarelerin faaliyeti ile olay arasında nedensellik bağının var olduğu hususları henüz net olarak bilinmediğinden, daha sonra resmi belgelerle olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru bulunduğu ortaya konulduğundan ve hizmet kusuru ilkesi idarelerin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturduğundan, 5233 sayılı Kanun'a göre sulhname imzalanarak ödeme yapılmış olmasının, hizmet kusuru nedeniyle genel ilkelere göre tazminat ödenmesine engel oluşturmayacağı, söz konusu patlamalar nedeniyle zarar görenler tarafından açılan davalarda artık 5233 sayılı Kanun ve sosyal risk ilkesi kapsamından çıkılarak; davacıların, davalı idarelerin hizmet kusurundan kaynaklanan gerçek zararlarının tespit edilerek maddi ve manevi tazminat istemlerinin hizmet kusuruna dayanılarak tazminat hukukunun genel ilkelerine göre değerlendirilmesi gerektiği, uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun'un...
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dosyanın ve aynı olaya ilişkin temyiz dosyalarının birlikte incelenmesinden; 28/06/2016 tarihinde terör saldırısı nedeniyle Atatürk Havalimanında meydana gelen patlama nedeniyle zarara uğrayan davacı/davacılar tarafından, olayda davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru/kusursuz sorumluluk hali bulunduğu ileri sürülmüş, ancak İdare Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemesi tarafından olayda davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru/kusursuz sorumluluk hali bulunmadığı sonucuna varılmış, davacı/davacılar tarafından dosyalarda bulunan olaya ilişkin bilgi ve belgelerin değerlendirilmediği, temyiz aşamasında da aynı iddiaları devam ettiğinden Dairemizce öncelikle bu hususa ilişkin olarak davacı/davacıların temyiz iddiaları doğrultusunda dava konusu olay değerlendirilmiştir. Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru/ kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir....
ın 02.11.2011 tarihinde meydana gelen kaza sonucu ölmesi nedeniyle davalı idarenin hizmet kusuru olduğundan bahisle meydana geldiği ileri sürülen maddi ve manevi zararların tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesi'nce, davanın görev yönünden reddine ilişkin ısrar kararının İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 26.02.2015 tarih ve E:2014/4072, K:2015/558 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyulduktan sonra, olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı ve kimin hangi oranda kusurlu olduğu hususunun tespiti amacıyla dosya üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi sonrası hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davalı belediyenin %25 oranında kusurlu olduğu, davacılar tarafından dava konusu olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesi istemiyle Emniyet Genel Müdürlüğü'ne karşı açılan davada ......
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar vekili tarafından, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararında hizmet kusuru hususunun dikkate alınmadığı, olayın oluş şekli ve müvekkillerin yaşadıkları dikkate alındığında talep edilen manevi tazminatın tamamının kabul edilmesi gerektiği, hükmedilen tazminat miktarının tatmin edici ve caydırıcı olmadığı ileri sürülmektedir. Davalı … Bakanlığı tarafından, idarenin ağır hizmet kusuru halinde sorumluluğunun bulunduğu, olayın bir terör olayı olduğu ve bu nedenle 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, manevi tazminat ilgili Kanunda düzenlenmediğinden sorumluluklarının bulunmadığı, belirlenen manevi tazminatın düzenlenme amacına aykırı yüksek belirlendiği, bu nedenle diğer tazminat dosyaları ile eşitsizliğe yol açtığı, manevi tazminata faiz yürütülmesinin temerrüt söz konusu olmadığından hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir....
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Manevi tazminat kişinin manevi değerlerinde meydana gelen eksilme ile duyulan acı, üzüntü ve sarsıntının bir miktar parayla kısmen de olsa hafifletilmesini sağlamak amacına yönelik olup bir manevi tatmin aracıdır. Manevi tazminat, bu niteliği dikkate alındığında, belli bir zarar karşılığı olmayan, yalnızca olay nedeniyle duyulan üzüntünün kısmen giderilmesi amacını taşımakta ise de bu husus, idarenin her hukuka aykırı işlemi ya da eylemi nedeniyle duyulan üzüntü karşılığı manevi tazminata hükmedilmesi sonucunu doğurmaz. Bir idari işlemin veya eylemin mevzuata ve hukuka aykırılığı, kural olarak hizmet kusuru sayılmakta ise de her aykırılığın tazminat sorumluluğunu gerektirmeyeceği de idare hukuku ilkelerindendir. Bir işlemin herhangi bir yönden mevzuata ve hukuka aykırı görülerek iptal edilmiş olması, hizmet kusurunun varlığını kabule yetmez....
Bu halde dava konusu olayda olduğu üzere, genel hükümler kapsamında açılan davanın talep gereği olayda hizmet kusuru, kusursuz sorumluluk hali de olmadığı tespit edilirse sosyal riskten incelenmesi hukuka uygundur. İdare Mahkemesi kararında maddi tazminata ilişkin hesaplamanın idarenin kusurlu olduğundan hareketle davacıların maddi tazminat talebi hakkında hesaplama yapılmıştır. Bu durumda terör olaylarında, sosyal riske dayalı olarak incelenen dosyalarda, tazminat hesabının hizmet kusuru hukuki gerekçesinin hesaplama yöntemiyle karşılanması hali ortaya çıkmaktadır. Sosyal risk ilkesinin idarenin herhangi bir kusuru bulunmayan, davacınında toplumun bir ferdi olarak zararlarının karşılandığı dosyalarda uygulanmasına rağmen tazminatın hizmet kusuru hesaplama yöntemiyle karşılanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu açıktır....


