a isabet etmesi sonucu hayatını kaybetmesine sebebiyet verildiği olayda, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu grup içerisinde yer almaktan öte herhangi bir kusuru bulunmayan davacılar yakınının ise müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği, davacıların oluşan maddi zararlarının hizmet kusuru ilkesi gereğince karşılanması gerektiği oyuyla Daire kararının maddi tazminat miktarının müteveffanın olaydaki müterafik kusuru dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği yönündeki kararına katılmıyoruz....
in de aynı olay nedeniyle hayati tehlike yaşayarak (1) hafta süreyle tedavi görmesiyle neticelenen olayın, tamamen davalı idarenin hizmet binasının yapım, bakım ve kontrollerindeki ihmali ve yürütülen hizmetle ilgisi olsun veya olmasın meskun mahalde hayatını sürdüren insanların üzerlerine bina çatısının düşmesine mani olacak fiziki tedbirleri almamak suretiyle hizmet gereklerine aykırı davranışlarından kaynaklandığı, bu itibarla, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle davacılardan ... ile oğlu ...'in işgücü kaybı nedeniyle uğramış olduğu maddi zarar miktarının tespiti için Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda, davacılardan ...'in işgücü kaybından kaynaklanan maddi zararının 377.520,57 TL olarak hesaplandığı, ...'...
Davacı, terör örgütlerinin açık hedefi haline gelen …'nun korunamadığı ya da korunmak istenmediği, bu nedenle idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğu, gerek olayın niteliği gerekse idarenin ağır hizmet kusuru dikkate alındığında takdir edilen manevi tazminatın çok düşük olduğu, maddi tazminata maddi tazminat başvurusunun reddi tarihi itibariyle, manevi tazminata da hiç faiz uygulanmaması suretiyle tazminata hükmedilmesinde isabet olmadığı, ayrıca maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken maddi ve manevi tazminatın toplamları üzerinden avukatlık ücretine hükmedilmesinin de yanlış olduğu iddiasıyla anılan mahkeme kararının davanın reddine ilişkin kısmı ile avukatlık ücretine ilişkin kısmının temyizen incelenip bozulmasını istemiştir....
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın ve aynı olaya ilişkin temyiz dosyalarının birlikte incelenmesinden; 13/03/2016 tarihinde Ankara, Kızılay, Güvenpark’ta meydana gelen patlama nedeniyle zarara uğrayan davacı/davacılar tarafından, olayda davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülmüş, ancak İdare Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemesi tarafından olayda davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varılmış, davacılar tarafından dosyalarda bulunan olaya ilişkin bilgi ve belgelerin değerlendirilmediği, temyiz aşamasında da hizmet kusuruna ilişkin iddiaları devam ettiğinden Dairemizce öncelikle bu hususa ilişkin olarak davacıların temyiz iddiaları doğrultusunda dava konusu olay değerlendirilmiştir. Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru/ kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir....
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat hukukuna ilişkin davada Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi ve Bakırköy 11.İş Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, davacı şirket ile davalı banka arasında, davalı banka çalışanının hizmet kusuru nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine yöneliktir. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince; 5510 sayılı Kanunun geçici 24. maddesi gereğince yeniden yapılandırılan sigorta prim borcundan kaynaklanan alacağın davalıların kusuru nedeniyle fazla ödenmesi nedeniyle fazla ödenen kısmın istirdatına yönelik davanın anılan kanunun 101. maddesi uyarınca İş Mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Bakırköy 11....
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur....
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğu, idarece yürütülen hizmetin kuruluşunda, düzenlenmesinde ve işleyişinde ortaya çıkan her türlü bozukluk, aksaklık ve eksikliktir....
İdare Mahkemesinin ...tarih ve 2016 esasına kayden açılan davada verilen ...tarih ve K:...sayılı davanın reddi yönündeki karar, davacılar tarafından istinaf edilmiş ve, ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile olayda davalı idarenin %50 oranında hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesince davalı idarenin %50 idari hizmet kusuru bulunduğuna dair gerekçesi Dairemizce de uygun bulunarak karar, 10/11/2022 tarih ve E:2021/8108, K:2022/6406 sayılı kararımızla onanmıştır. Uyuşmazlıkta, meydana gelen olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açık olmakla birlikte, aynı olay nedeniyle Bölge İdare Mahkemesi tarafından daha önce kabul edilen %50 idari hizmet kusuru yerine bu davada %75 hizmet kusuru bulunduğunun kabul edilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır....
tazminatın, hangi zararlara ilişkin olduğu ve bu zararlar nedeniyle davacılara yapılan ödeme bulunup bulunmadığı tespit edilerek, tazminat hukukunun genel ilkelerine göre bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle somut olarak belirlenmesi ve olayda hizmet kusuru bulunan davalı idarelerce tazmin edilmesi gerektiği, İdare Mahkemesince davacı çocuk için sosyal risk ilkesi gereğince hükmedilen ancak olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan, hizmet kusuru ilkesine göre hükmedilmesi gereken 25.000,00 TL manevi tazminat; zenginleşmeye yol açmayacak, hakkaniyetli ve Dairemiz içtihatlarına uygun bulunduğundan, Mahkemece davacı çocuk lehine manevi tazminatın kısmen kabulü yolunda verilen kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiş, davacı anne ve baba için ayrı ayrı hükmedilmiş olan 10.000,00 TL manevi tazminatın, davacı anne ve babanın çocuklarının tedavisinin uzunca bir süre devam etmesi ve yüzünde sabit iz kalması nedeniyle duydukları acı ve elemi karşılamakta yetersiz...


