Davacı, davalının karakolda yaraladığı Doğan Çakmak isimli kişinin idare aleyhinde açtığı tazminat davasında idarenin ödemek zorunda kaldığı zarar tutarının rücuen davalıya ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Davalı, davacının idare mahkemesinde hizmet kusuru nedeniyle tazminat ödemeye mahkum edildiğini bu nedenle ödediği tazminatı kendisine rücu edemeyeceğini, kendisinin eylemini tahrik etkisi altında işlediğini, üst araması yapılmadan içeri alınması ve şüphelinin nezarethane yerine bekleme odasında tutulması nedenleri ile idarenin meydana gelen sonuca katlanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu uyarınca tarafların olaydaki kusur oranının %50 olduğu kabul edilerek idarece ödenen bedelin yarısının dava tarihine kadar faizi ile birlikte davalının ödemesine karar verilmiştir....
İdare Mahkemesi Hâkiminin 19/10/2022 tarih ve E:2022/2225, K:2022/2033 sayılı kararıyla ise; davacı tarafından "idarenin hizmet kusuru nedeniyle tazminat ödenmesi" talepli uyuşmazlığın Söke İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işleminin hukuka aykırılığına dayandırıldığı, uyuşmazlığın ihaleyi gerçekleştiren idareye yönelik olarak çıkarıldığı, 10/09/2019 tarihli dilekçeyle yapılan başvurunun Söke İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne hitaben yapıldığı, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde, zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili Aydın İdare Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın yetki yönünden reddine, 2577 sayılı Kanun’un 43. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince yetkili mahkemenin belirlenmesi için dosyanın Danıştay’a gönderilmesine karar verilmiştir....
Tazminat hukukunda aslolan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında illiyet bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarelerin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında illiyet bağının bulunması gerektiği tartışmasızdır. Bu nedenlerle davacı tarafından uğranıldığı iddia edilen maddi zarardan davalı idareyi sorumlu tutmak hukuken olanaksızdır. Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat talebinin kabulüne ilişkin kısmında hukuki isabet görülmediğinden, Mahkeme kararının aynen onanması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyoruz....
Milli İstihbarat hizmetini yürütmekle görevli bir örgütte örgüt mensubu görevlilerin örgüt olanaklarını kullanarak kişisel gayri resmi birtakım raporlar düzenleyebilmesi, Devletin varlığına ve güvenliğe yönelik hizmetin düzenlenmesinde, personel seçiminde idarenin ne denli ağır hizmet kusuru işlediğini açıkça gösterir niteliktedir. Ancak; yukarıda açıklanan ağır hizmet kusuru nedeniyle idarenin tazmin sorumluluğuna hükmedilebilmesi, zararın belirlenmesi koşuluna bağlıdır Genel olarak manevi değerlerin eksilmesi şeklinde ifade edilen manevi zararın varlığı ise, uyuşmazlığa konu olayın gelişimi ve sonucu yanında ilgilinin durumu da nazara alınmak suretiyle saptanabilir. Sadece idarenin olaydaki tutumundan hareketle manevi zararın doğduğunun kabulüne olanak olmayıp, idarenin hizmet kusuru oluşturan tutum ve eylemlerinin ilgiliyi ne ölçüde etkilediği hususunun uda dikkate alınması zorunludur....
Bir idari işlemin yasalara ve hukuka aykırlığı kural olarak hizmet kusuru sayılmakta ise de, her aykırılığın tazminat sorumluluğuna yol açmayacağı da idare hukukunun ilkelerindendir. Bir işlemin her hangi bir yönden yasalara ve hukuk kurallarına aykırı görülerek iptal edilmiş olması, hizmet kusurunun varlığını kabule yetmez. Bir başka anlatımla, işlemin iptalini gerektiren her hukuki yanlışlığı ve aykırlığı kendiliğinden hizmet kusuru olarak niteleme olanağı yoktur. İdari işlemin yapılması ve uygulanmasında hizmet kusurunun varlığından sözedebilmek için saptanan hukuki sakatlığın ağır ve önemli olması gerekeceği,olağan nitelikteki hukuki yanlışlık ve aykırılıkların hizmet kusuruna yol açamayacağı açıktır....
e tali kusur yüklendiğini,....r'in kusuru için garanti hesabına başvurulduğunu ve kusuru oranında 57.720,00 TL madi tazminat alındığını, söz konusu miktarın 2010 yılı sigorta poliçe limitlerinin çok altında olduğunu, olaydaki kusur nispeti ve manevi tazminat talebinin sigorta kapsamı dışında olduğunu ve yaklaşık 17.500,00 TL olan 2010 yılı sigorta limitleri göz önüne alındığında ...'nün hizmet kusuru açısından ...'in destekten yoksun kalma nedeniyle uğramış olduğu zararın karşılanması gerektiğini belirterek ...'nün hizmet kusurlarından kaynakalanan trafik kazası ve akabinde gerçekleşen ölüm nedeniyle eş ...'in destekten yoksun kalması sebebiyle 10.000,00 TL maddi ve yine eşini kaybetmesinden ötürü duyduğu üzünte ve elem nedeniyle 35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile karşılanmasını talep etmiştir....
Bir idari işlemin yasalara ve hukuka aykırılığı kural olarak hizmet kusuru sayılmakta ise de, her aykırılığın tazminat sorumluluğuna yol açmayacağı da İdare Hukukunun İlkelerindendir. Bir işlemin herhangi bir yönden yasalara ve hukuk kurallarına aykırı görülerek iptal edilmiş olması, hizmet kusurunun varlığını kabule yetmez. Bir başka anlatımla, işlemin iptalini gerektiren her hukuki yanlışlığın ve aykırılığı, kendiliğinden hizmet kusuru olarak niteleme olanağı yoktur. İdare işleminin yapılması ve uygulanmasında hizmet kusuru işlemiştir diyebil mek için saptanan hukuki sakatlığın bir dereceye kadar ağır ve önemli olması gerekir. Her idarenin işleyebileceği türden olağan nitelikteki hukuki yanlışlık ve aykırılıklar hizmet kusuruna yol açmaz....
Bu düzenlemede belirtilen kusur, hizmet kusuru ile örtüşmektedir. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin kişisel kusur teşkil eden eylemleri Ana-yasa'nın 129. maddesi kapsamında değildir. Dava dilekçesi incelenip değerlendirildiğinde; davacının hizmet kusuru nedeniyle değil, gerçeğe aykırı iddialarla düzenlenen yazıyı keyfi olarak uygulaması ve işlem yapması nedeniyle tazminat istediği, kişisel kusur ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Şu durum karşısında işin esasının incelenerek davalının kişisel kusuru bulunup bulunmadığının araştırılması ve varılacak sonuca göre uygun bir karar verilmesi gerekirken mahkemece davanın husumet nedeniyle reddedilmesi bozma nedenidir....
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın ve aynı olaya ilişkin temyiz dosyalarının birlikte incelenmesinden; 13/03/2016 tarihinde Ankara, Kızılay, Güvenpark’ta meydana gelen patlama nedeniyle zarara uğrayan davacı/davacılar tarafından, olayda davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülmüş, ancak İdare Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemesi tarafından olayda davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varılmış, davacılar tarafından dosyalarda bulunan olaya ilişkin bilgi ve belgelerin değerlendirilmediği, temyiz aşamasında da hizmet kusuruna ilişkin iddiaları devam ettiğinden Dairemizce öncelikle bu hususa ilişkin olarak davacıların temyiz iddiaları doğrultusunda dava konusu olay değerlendirilmiştir. Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru/ kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir....
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dosyanın ve aynı olaya ilişkin temyiz dosyalarının birlikte incelenmesinden; 28/06/2016 tarihinde terör saldırısı nedeniyle Atatürk Havalimanında meydana gelen patlama nedeniyle zarara uğrayan davacı/davacılar tarafından, olayda davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru/kusursuz sorumluluk hali bulunduğu ileri sürülmüş, ancak İdare Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemesi tarafından olayda davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru/kusursuz sorumluluk hali bulunmadığı sonucuna varılmış, davacı/davacılar tarafından dosyalarda bulunan olaya ilişkin bilgi ve belgelerin değerlendirilmediği, temyiz aşamasında da aynı iddiaları devam ettiğinden Dairemizce öncelikle bu hususa ilişkin olarak davacı/davacıların temyiz iddiaları doğrultusunda dava konusu olay değerlendirilmiştir. Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru/ kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir....


