İdarenin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeniyle hizmetin kötü veya geç işlemesi veyahut gereği gibi işlememesi ve bu yüzden zarara neden olunması halinde bu zararın hizmet kusuru kriterlerine göre tazmin sorumluluğunun idareye yüklenebileceği, bireylerin uğradıkları özel nitelikteki zararların, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla tazmin edilebileceği idare hukukunun genel ilkelerindendir. Manevi tazminat ise maddi tazminat gibi bir tazmin aracı olmayıp ilgilinin davalı yönetimin hukuka aykırı olan eylem ve/veya işlemi nedeniyle duyduğu elem ve üzüntüyü sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak biçimde kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan bir tatmin aracıdır....
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır....
ve olayda hizmet kusuru bulunan davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği, bu nedenle davacının maddi tazminat isteminin reddi yolundaki kararda hukuka uyarlık bulunmadığı; görülen davada % 34 maluliyet oranı bulunan davacı için hükmedilmiş olan 25.000,00 TL manevi tazminat zenginleşmeye yol açmayacak, hakkaniyetli ve Daire içtihatlarına uygun bulunduğundan temyize konu kararın manevi tazminat istemine ilişkin kısmında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmediğinden gerekçesi değiştirilerek onanması gerektiğine karar verilmiştir....
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dosyanın ve aynı olaya ilişkin temyiz dosyalarının birlikte incelenmesinden; 28/06/2016 tarihinde terör saldırısı nedeniyle Atatürk Havalimanında meydana gelen patlama nedeniyle zarara uğrayan davacı/davacılar tarafından, olayda davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru/kusursuz sorumluluk hali bulunduğu ileri sürülmüş, ancak İdare Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemesi tarafından olayda davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru/kusursuz sorumluluk hali bulunmadığı sonucuna varılmış, davacı/davacılar tarafından dosyalarda bulunan olaya ilişkin bilgi ve belgelerin değerlendirilmediği, temyiz aşamasında da aynı iddiaları devam ettiğinden Dairemizce öncelikle bu hususa ilişkin olarak davacı/davacıların temyiz iddiaları doğrultusunda dava konusu olay değerlendirilmiştir. Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru/ kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir....
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır....
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacılara yapılan tıbbi ameliyelerde hizmet kusuru bulunmadığı, bu hususun dosyadaki raporlar ile sübuta erdiği, NST kayıtlarının çekildiği esnada gebeye verildiği, bu kayıtların yokluğunun tazmin gerekçesi olarak kabul edilemeyeceği, dava konusu olayda ağır hizmet kusuru olarak nitelendirilebilecek bir durum olmadığından manevi tazminat taleplerinin de reddi gerektiği, harçtan muaf olduğu halde aleyhine nispi karar harcına hükmedildiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir....
Olayımızda davalı belediyenin sorumlu bulunduğu alanda ilgilenmesi bakımı , onarımı , düzeltilmesi , kendisince sorumlu olan ağaçları zamanında budanmayarak trafik yol üzerine çıkması ve yola çıkan dalları park halindeki araca zarar vermesi nitelik itibariyle Karayolları Trafik Kanunundaki sorumluluk esaslarına girmeyip burada idarenin hizmet kusuru ön plandadır. Hizmet kusuru içtihatlarda belirtildiği üzere hizmeti hiç işlememesi hizmetin geç işlemesi veya kötü işlemesinden kaynaklıdır. Olayımızda belediye yol kenarındaki ağaçlara zamanında bakım yapmaması bir hizmet kusuru kabul edilmelidir. Sorum olaya gelinince davalının yol üzerinde bulunan ağaçların budamasını yapmaması nedeniyle sigortalı aracın mevcut yere park etmesi park ettiği yerden ayrıldığı sırada aracın söz konusu dallara sürtünerek zarara uğraması hizmet kusurundan kaynaklandığı, düşünülmekle uyuşmazlığın çözümü yerininde idari yargı olacağı açıktır....
-lira manevi tazminat ödenmesine, maddi tazminata tazminat başvurusunun zımnen reddedildiği 27.4.1991 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davanın tazminat isteminin fazlaya ilişkin kısmı ve manevi tazminata faiz istemine ilişkin kısmının, reddine karar verilmiştir. Davalı idare, olayda infaz ve koruma memurunun kişisel kusuru bulunduğundan idare aleyhine tazminata hükmedilmemesi gerektiği, hizmet kusurunun varlığının kabulü halinde bile ortada ağır hizmet kusuru bulunmadığından manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu gibi, hükmedilen tazminat miktarının da fazla olduğu iddiasıyla anılan mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kabule yönelik kısmının temyizen incelenip bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir....
Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru/ kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dairemizin konuyla ilgili yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zararın ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idarelere atfı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının araştırılması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk hallerinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme ve araştırma yapılarak karar verileceği yönündedir. Bu nedenle öncelikle idarenin / idarelerin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusuru / kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir....
kulağına işitme cihazı kullanmasının gerekmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın, olayda hizmet kusuru bulunan davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği, hükmedilmiş olan 15.000,00 TL manevi tazminat miktarının da zenginleşmeye yol açmayacak, hakkaniyetli ve Dairemiz içtihatlarına uygun bulunduğundan, İdare Mahkemesince davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle Mahkeme kararının gerekçeli onanmasına karar verilmiştir....


