WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

Bir müdahalenin bu kriterleri yerine getirdiği ve dolayısıyla haklı olduğu, ulusal makamların gösterdiği gerekçelerin “ilgili ve yeterli” olmasıyla anlaşılabilecektir. Gerek Anayasa gerekse Sözleşme hükümlerine uygun davranılmaması, devletin pozitif ve negatif yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi anlamına gelebilecektir. Zira, negatif yükümlülük kapsamında yetkili makamlar, zorunlu olmadıkça ifadenin açıklanmasını ve yayılmasını yasaklamamalı ve yaptırımlara tabi tutmamalı; pozitif yükümlülük kapsamında ise ifade özgürlüğünün gerçek ve etkili korunması için gereken tedbirleri almalı ve denge unsurunu sağlamalıdırlar. Aksi takdirde AİHM, kişinin şeref ve itibarının haksız bir saldırı altında olmasına rağmen ulusal mahkemeler tarafından gereken ölçüde korunmadığı gerekçesiyle Sözleşme'nin 8 inci maddesi açısından ihlal kararı verebilmektedir. Zira AİHM açısından, başvuranların özel hayata saygı hakkı ve ifade özgürlüğü eşit derecede önemlidir....

6. sayfalarında anılan tarihte Hazine ve Maliye Bakanı olarak görev yapmakta olan müşteki Berat Albayrak hakkında adı geçen şüpheli tarafından yazılan "Damat İstifa" başlıklı yazı içeriği nedeniyle, müşteki vekili tarafından şüpheli hakkında kamu görevlisine karşı alenen hakaret suçunu işlediğinden bahisle yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, yazı içeriğindeki sözlerin müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmadığı, basın ve ifade özgürlüğü bağlamında eleştiri niteliğinde olduğu, bu itibarla atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müşteki vekilinin şikâyet dilekçesi üzerine, hiç bir soruşturma işlemi yapılmadan doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, etkin bir soruşturma yapılmadığı, şüphelinin isnat edilen suçla ilgili ifadesinin alınması ve toplanacak diğer delillere göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdiri gerektiği...

a yönelik eylemi nedeniyle kasten öldürme, mağdur ...'e yönelik eylemi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından açılan kamu davasında; sanığın maktul ...'a yönelik eylemi nedeniyle TCK'nın 81/1, 62/1, 63, 53 maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezasıyla, katılan ...'e yönelik eylemi nedeniyle TCK'nın 81/1, 35, 62/1, 63, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin ... 10. Ağır Ceza Mahkemesince 18.07.2017 tarih ve 320-278 sayı ile kurulan ve sanığın maktule yönelik eylemi nedeniyle verilen ceza miktarı bakımından resen istinaf yolu açık hükme karşı, sanık müdafisi ile katılanlar vekili tarafından da istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince duruşmalı olarak yapılan yargılama sonucu, 04.05.2018 tarih ve 481-964 sayı ile; sanığın maktul ... ile katılanlar ... ve inceleme dışı mağdur ...'...

DAVA 1.... kadın vekili dava ve karşı dilekçesinde özetle; erkeğin müvekkiline kötü muamele, onur kırıcı davranışlarda bulunduğunu, hakaret ettiğini, sağlıklı cinsel ilişki kurulamadığını, cinsel şiddet uyguladığını, evin giderlerini ödemediğini müvekkili tarafından ödendiğini,müvekkilini eşi olarak değil istediği zaman para veren ve istediği zaman cinsel ilişkiye girebileceği bir meta olarak gördüğünü, Rusya'ya gideceğini söyleyerek kendisinden 3 ay boyunca haber alınamadığını beyan ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 162 nci maddesi gereğince boşanmalarına aksi halde 166 ncı maddenin birinci ve ikinci fıkrası gereğince boşanmalarına karar verilmesini, müvekkili lehine aylık 750,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, nafakaya her yıl her yıl TÜİK Yİ-ÜFE oranında artış uygulanmasına, 20.000,00 TL maddî, 80.000,00TL manevî tazminata, mal rejimi tasfiyesine ve ziynet eşyası alacağına yönelik taleplerinin kabulüne karar verilmesini dava ve talep etmiştir. 2.......

DAVA 1-Davacı -karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle, kadının pek kötü muamele ve onur kırıcı davranışlarda bulunduğunu ve birliğin kadının kusurlu davranışları ile temelinden sarsıldığını iddia ederek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 162 inci ve 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, 150.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2-Davacı- karşı davalı erkek 22.10.2019 tarihli celsedeki imzalı beyanı ile tazminat taleplerinden feragat etmiştir. II....

DAVA ... kadının dava, vekilinin cevaba cevap dilekçesinde; erkeğin, müvekkiline fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, müvekkiline ve ailesine hakaret ettiğini, hamileliğinde dahi ilgilenmediğini, ailesinin eve gelmesini istemediğini ve görüştürmediğini, tehdit etttiğini, erkeğin ailesinin evliliğe müdahale ettiğini, müvekkiline hakaret edip fiziksel şiddet uyguladıklarını, evden kovduklarını, erkeğin iddialarının kabul etmediklerini, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenleriyle davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin müvekkiline verilmesine, çocuk lehine aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili lehine aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 25.000,00 TL maddî ve 25.000,00 TL manevî tazminata, çeyiz eşyalarının iadesine, erkeğin birleştirilen davasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II....

Demokratik toplumun vazgeçilmez özellikleri çok seslilik, hoşgörü ve açık fikirliliktir. Şiddet içeren eylemlerin ise demokratik toplumda ifade özgürlüğünden ve hukuki korumadan yararlanması düşünülemez. Bu nedenle yumurta atma eyleminin öncelikle kasten yaralama suçu yönünden bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekir. Atılan yumurtanın mağdurun vücuduna acı vermesi veya sağlığının bozulmasına neden olması halinde kasten yaralama suçu oluşabilecektir. Somut olayda yumurtaların doğrudan mağdurun vücuduna zarar vermeye yönelik atıldığına ve mağdura isabet ettiğine dair tespitin bulunmaması nedeniyle bu suçun oluşmadığı anlaşılmaktadır. Atılan yumurtanın mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte olduğunun kabulü halinde ise hakaret suçu oluşacaktır. Somut olayımızda sanığın eylemi hakaret suçu yönünden tartışılmalıdır....

Davacı-davalı kadın vekili, temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine yüklenilen kusurların gerçekleşmediğini, güven sarsıcı davranışta bulunduğuna ilişkin yüklenen kusurun hatalı olduğunu dolayısıyla erkeğin boşanma davalarının reddinin gerektiğini ileri sürerek, erkeğin kabul edilen karşı ve birleşen boşanma davaları, kusur belirlemesi ile lehine hükmedilen nafaka ve tazminatların miktarı yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı-davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde; kadın tanıklarının yanlı beyanda bulunmaları sebebiyle kadının boşanma davası hakkında kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, delillerin mahkeme tarafından toplanmadığını, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış nedeniyle açılan boşanma davası ile fer'î taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, aleyhine hükmedilen tazminatlar ile nafakaların haksız ve miktarlarının fahiş olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C....

Doğaldır ki, basının bu ayrıcalıklı konumu ve hukuk düzeninin kendisine tanıdığı özgürlük, tüm özgürlükler gibi yine hukuk düzenince çizilen sınırlara tabidir. Basın, yaptığı yayımlarda, gerek Anayasa’nın “Temel Haklar ve Ödevler” bölümünde yer alan ve gerekse de Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddelerinde ve ayrıca özel yasalarda güvence altına alınmış olan, kişilik haklarına saygı göstermek, bunlara saldırı niteliği taşıyabilecek tutum ve davranışlardan kaçınmak zorundadır. Bu cümleden olarak basın, belirli bir kişinin fikrini tartışmak zorunda kaldığı durumlarda bile, objektif bilgi vermekle ve eleştirmekle yetinmeli; olayları tahrif etmek veya kuşkuları yaymak gibi, hukukun izin vermeyeceği yollara başvurmamalıdır. Özellikle de, hakaret niteliğinde ya da yersiz, onur kırıcı söz ve deyimlerin kullanılmasından kaçınmalıdır....

; kamu düzenini, genel sağlığı ve genel ahlakı korumak amacıyla birey ve toplum yönünden sağlık, çalışma hakları, asayiş, genel ahlak gibi pek çok boyutu bulunan bir faaliyete ilişkin olarak yapılan düzenleme ile davacının çalışma özgürlüğünün, özel hayata saygı ve barınma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının yerinde görülmediği, Öte yandan; 1593 sayılı Kanun'un 128. maddesinde, umumi evler ve bunlara benzer yerlerin tüzükle tarif ve tahdit olunacağının hükme bağlanmış olması nedeniyle Kanun'un verdiği yetki çerçevesinde yapılan dava konusu düzenlemede bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir....

UYAP Entegrasyonu