WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

yatıp kalktığını ve beden temizliğine dikkat etmediğini ve bundan dolayı kötü koktuğunu, köydeki evine sürekli harcamalar yaparak ödemesini müvekkiline yaptırmaya çalıştığını, baskı yaparak ödemesi konusunda zorladığını, davalının bu kusurlu davranışları nedeniyle taraflar arasındaki sevgi ve saygının bittiğini, tarafların son bir yıldır yataklarını ayırdıklarını, aynı evin içerisinde iki yabancı gibi yaşadıklarını, 20.07.2020 tarihinde müvekkili ile davalının boşanma konusunda anlaşmaları nedeniyle müvekkilinin evden ayrıldığını ve şu an yurt dışında yaşadığını, müvekkilinin hiçbir zaman davalıya sadakatsiz davranmadığını, tazminat ödeyeceği konusunda vaatte bulunmadığını, müvekkilinin evlilik için yurt dışındaki düzenini bozduğunu, evlilik birliğinin davalının kusurlu davranışları nedeniyle temelinden sarsıldığını belirterek tarafların boşanmalarına, müvekkili lehine 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminat takdirine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine...

Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir n...a ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır....

Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır....

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadın eş tarafından dava dilekçesinde 4721 sayılı Kanun'un 162 inci maddesindeki boşanma sebebine dayanılmışsa da, erkek eşin kadın eşe karşı olan eylemlerinin zulüm veya işkence boyutunda olmadığı, pek kötü veya onur kırıcı davranış ağırlığına ulaşmadığı, bu nedenle özel sebebe dayalı boşanma davasının reddine karar verildiği, buna karşın eşine karşı fiziksel ve psikolojik şiddet uygulayan, eve sık sık alkollü ve geç gelen erkek eşin ağır kusurlu, eşinin ailesine hakaret içerikli sözler söyleyen kadın eşin ise hafif kusurlu olarak değerlendirildiği, her iki taraf da boşanma davası açmakta haklı olduğu, ortak çocuğun doğumundan beri annesinin yanında kalıp ona ve ortama alıştığı, çocuğun yaşı, fiziksel konumu, velayetin anneden alınmasının küçüğün menfaatine olmayacağının anlaşılması, dosyadaki delil durumu, her iki tarafın ikametgahına gidilerek hazırlanmış sosyal inceleme raporları...

Basın, yaptığı yayınlarda gerek Anayasa’nın “Temel Haklar ve Ödevler” bölümünde yer alan ve gerekse de TMK'nın 24 ve 25. maddelerinde ve ayrıca özel yasalarda güvence altına alınmış olan, kişilik haklarına saygı göstermek, bunlara saldırı niteliği taşıyabilecek tutum ve davranışlardan kaçınmak zorundadır. Bu cümleden olarak basın, belirli bir kişinin fikrini tartışmak zorunda kaldığı durumlarda bile, objektif bilgi vermekle ve eleştirmekle yetinmeli, olayları tahrif etmek veya kuşkuları yaymak gibi hukukun izin vermeyeceği yollara başvurmamalıdır. Özellikle de hakaret niteliğinde ya da yersiz, onur kırıcı söz ve deyimlerin kullanılmasından kaçınmalıdır. Basının kamu görevi yapmasında göz önünde tutulan amaç ile kişilik haklarına verilen zarar arasında açık bir oransızlık varsa, yayının hukuka aykırı olduğu kabul edilmelidir....

Seni boşayıp başkası ile evleneceğim, ağzına sı…m” gibi sözlerle davacıya küfür ve hakaret etmek, üzerine bıçakla yürümek, yüzüne tırnak atarak onu yaralamak suretiyle karşılıklı onur kırıcı davranışlar sergiledikleri, davacının ağır, davalının hafif kusurlu davranışlarıyla birliğin temelinden sarsıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile tarafların boşanmalarına, psikolog bilirkişi, çocukların velayetinin anneye verilmesi yönünde görüş bildirmiş ise de; tanık beyanlarına göre annenin çocukların ihtiyaçları ile gerektiği gibi ilgilenmediği, onlara bağırıp çağırdığı ve tedip terbiye sınırlarını aşacak şekilde şiddet uyguladığı anlaşılmakla velayet hakkının babaya tevdi ve anne ile şahsi münasebet teminine, davalı kadın yararına 250 tedbir ve yoksulluk nafakası ile 4.000 TL maddi ve 4.000 manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir....

nun görüşlerinin aktarıldığı yazısında müvekkilinin kişilik haklarına ağır saldırıda bulunulduğunu, verilen demeçte adı da açıkça verilen müvekkilinin derin devletin adamı ve Ergenekon adı verilen terör örgütünün üyesi olarak gösterildiğini, “Hayata Dönüş” operasyonunun bir Ergenekon operasyonu olduğunun, müvekkilinin devlet denilince farklı şeyleri anladığının belirtildiğini, ...’nun müvekkiline karşı duyduğu kin ve nefreti aşağılayıcı ifadelerle açıkça ortaya koyduğunu, dava konusu haberin doğrudan müvekkilini hedef alan, kişilik hakları ile meslekî saygınlık ve itibarını rencide eden nitelikte olduğunu, halk nezdinde müvekkilinin onur ve şerefinin aşağılanması kastı ile yazıldığını, hukukî yönden sorumluluğu gerektirdiğini, Anayasa’nın basına tanıdığı haber verme, düşünce açıklama, gerçeklik, kamu yararı, güncellik, konu ile ifade arasındaki düşünsel bağ ölçütleri ve eleştiri sınırlarının aşıldığını, davalıların istenen tazminatı ödeyebilecek güçte ve dava konusu yayın nedeniyle verdikleri...

Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. İnceleme konusu somut olayda; uluslararası düzeyde yayın yapan bir dergide müşteki ile ilgili iddiaların ulusal bazı internet haber sitelerinde yayınlandığı, müşteki tarafça da, bu haberler nedeniyle müştekinin itibarsızlaştırılmaya ve küçük düşürülmeye çalışıldığının iddia edildiği anlaşılmaktadır. İfadesi alınan şüpheli, dava konusu haberde hakaret içerikli bir ifadenin bulunmadığını ve ifadelerin eleştiri mahiyetinde olduğunu savunmuştur....

Verilen bu örneklerde kişinin olası kastla hareket ettiğinin kabulü gerekir.” şeklinde açıklamalara yer verilmiş ve olası kasta ilişkin örnek olaylar gösterilmiştir. Buna göre, doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır. Olası kast ile doğrudan kast arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir....

Bir müdahalenin bu kriterleri yerine getirdiği ve dolayısıyla haklı olduğu, ulusal makamların gösterdiği gerekçelerin “ilgili ve yeterli” olmasıyla anlaşılabilecektir. Gerek Anayasa gerekse Sözleşme hükümlerine uygun davranılmaması, devletin pozitif ve negatif yükümlülüklerine aykarı hareket etmesi anlamına gelebilecektir. Zira, negatif yükümlülük kapsamında yetkili makamlar, zorunlu olmadıkça ifadenin açıklanmasını ve yayılmasını yasaklamamalı ve yaptırımlara tabi tutmamalı; pozitif yükümlülük kapsamında ise ifade özgürlüğünün gerçek ve etkili korunması için gereken tedbirleri almalı ve denge unsurunu sağlamalıdırlar. Aksi takdirde AİHM, kişinin şeref ve itibarının haksız bir saldırı altında olmasına rağmen ulusal mahkemeler tarafından gereken ölçüde korunmadığı gerekçesiyle Sözleşme'nin 8. maddesi açısından ihlal kararı verebilmektedir. Zira AİHM açısından, başvuranların özel hayata saygı hakkı ve ifade özgürlüğü eşit derecede önemlidir....

UYAP Entegrasyonu