Mahkemece, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacıların maliki bulunduğu dava konusu taşınmaz üzerine dava dışı .....İnşaat şirketi ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi aktedildiği, yüklenici tarafından dava konusu taşınmazı da kapsayacak şekilde üzerine bina inşa edildiği, Mahkememizin 2016/675 Esas sayılı dosyası ile davacının da içinde bulunduğu arsa sahipleri ile yüklenici arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi, tapu iptal ve tescil davası açıldığı, yargılamanın devam ettiği, her ne kadar davalı tarafından bu davaların bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de tapu kaydı itibari ile dava konusu yere davacıların malik oldukları sabit olup, davalının anılan taşınmazı kendisinin müteahhitten satın aldığı iddialarını itibar edilmediği gibi davalının bekletici mesele yapılmasını talep ettiği, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçmişe etkili olacak şekilde feshi davasının dava konumuzla ilgisi olmadığından, davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği...
Hukuk Dairesinin 30.12.2020 tarih ve 2021/2383 Esas, 2021/3726 Karar sayılı kararı ile kararın onanmasına karar verildiği, kararın 30.03.2021 tarihinde kesinleştiği, böylelikle ihalenin de 30.03.2021 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazın 3. kişiye ihale edilmesi ile davacının aile konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil davası yönünden davanın konusunun kalmadığı, bu nedenle davacının buna yönelik istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının aile konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil davası yönünden kaldırılmasına, davacının aile konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil davası yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği, 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesi gereğince davacının dava açmakta haklı olduğundan, yargılama giderlerinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar vermek gerektiği, davacının terditli olarak ayrıca taşınmaz bedelinin tazminat olarak ödenmesini talep ettiği, davalı ......
Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir....
Kural olarak; 6098 sayılı Borçlar Kanununun 49. ve devamı maddesinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklanan tazmini sorumluluk, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte doğar ve zamanaşımı süresi başlar. 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesinde düzenlenen objektif (kusursuz) sorumluluk halinin varlığının kabulünde; tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararların karşılanması amacını güden Devletin tazmini sorumluğu ise; mülkiyetin sona ermesi veya mülkten yararlanma hakkına açık ve kesin müdahalenin gerçekleştiği; somut olayda, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali kararının kesinleştiği tarihte başlar. Bu durumda, taşınmazın makul ve gerçek değerinin saptanmasında dava tarihi değil, mülkiyet hakkına müdahalenin gerçekleştiği ve zararın doğduğu tarih esas alınmalıdır....
Kural olarak; 6098 sayılı Borçlar Kanununun 49. ve devamı maddesinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklanan tazmini sorumluluk, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte doğar ve zamanaşımı süresi başlar. 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesinde düzenlenen objektif (kusursuz) sorumluluk halinin varlığının kabulünde; tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararların karşılanması amacını güden Devletin tazmini sorumluğu ise; mülkiyetin sona ermesi veya mülkten yararlanma hakkına açık ve kesin müdahalenin gerçekleştiği; somut olayda, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali kararının kesinleştiği tarihte başlar. Bu durumda, taşınmazın makul ve gerçek değerinin saptanmasında dava tarihi değil, mülkiyet hakkına müdahalenin gerçekleştiği ve zararın doğduğu tarih esas alınmalıdır....
Kural olarak; 6098 sayılı Borçlar Kanununun 49. ve devamı maddesinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklanan tazmini sorumluluk, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte doğar ve zamanaşımı süresi başlar. 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesinde düzenlenen objektif (kusursuz) sorumluluk halinin varlığının kabulünde; tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararların karşılanması amacını güden Devletin tazmini sorumluğu ise; mülkiyetin sona ermesi veya mülkten yararlanma hakkına açık ve kesin müdahalenin gerçekleştiği; somut olayda, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali kararının kesinleştiği tarihte başlar. Bu durumda, taşınmazın makul ve gerçek değerinin saptanmasında dava tarihi değil, mülkiyet hakkına müdahalenin gerçekleştiği ve zararın doğduğu tarih esas alınmalıdır....
Kural olarak; 6098 sayılı Borçlar Kanununun 49 ve devamı maddesinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklanan tazmini sorumluluk, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte doğar ve zamanaşımı süresi başlar. 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesinde düzenlenen objektif (kusursuz) sorumluluk halinin varlığının kabulünde; tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararların karşılanması amacını güden Devletin tazmini sorumluğu ise; mülkiyetin sona ermesi veya mülkten yararlanma hakkına açık ve kesin müdahalenin gerçekleştiği; somut olayda, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali kararının kesinleştiği tarihte başlar. Bu durumda, taşınmazın makul ve gerçek değerinin saptanmasında dava tarihi değil, mülkiyet hakkına müdahalenin gerçekleştiği ve zararın doğduğu tarih esas alınmalıdır....
Kural olarak; 6098 sayılı Borçlar Kanununun 49. ve devamı maddesinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklanan tazmini sorumluluk, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte doğar ve zamanaşımı süresi başlar. 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesinde düzenlenen objektif (kusursuz) sorumluluk halinin varlığının kabulünde; tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararların karşılanması amacını güden Devletin tazmini sorumluğu ise; mülkiyetin sona ermesi veya mülkten yararlanma hakkına açık ve kesin müdahalenin gerçekleştiği; somut olayda, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali kararının kesinleştiği tarihte başlar. Bu durumda, taşınmazın makul ve gerçek değerinin saptanmasında dava tarihi değil, mülkiyet hakkına müdahalenin gerçekleştiği ve zararın doğduğu tarih esas alınmalıdır....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2001/580 E.-2001/553 K. sayılı kararıyla feshine karar verildiğini, ancak mahkemece sözleşmenin feshine karar verilmeden önce davacının, kendisine isabet eden yerleri, gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ile üçüncü şahıslara sattığını, dava dışı bu kişilerin, arsa sahiplerine karşı açtıkları tapu iptal ve tescil davalarının reddedildiğini, davacının bu inşaata yapmış olduğu harcamaların karşılığını almadığını, buna karşın davalıların malvarlığında haksız olarak çoğalma meydana geldiğini ileri sürerek, 250.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar ...,... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü....


