Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; dosya içerisindeki bilirkişi raporu ve krokisinin incelenmesi sonucunda 46 sayılı parselin yüzölçümünün, aleyhine geçit kurulan 47 sayılı parselin yüzölçümünden daha büyük olduğu açıkça anlaşılmaktadır. 46 sayılı parsel üzerinde işaretlenen (C) seçeneğindeki kavak ağaçlarının ekonomik değeri dikkate alındığında gerekirse kesilmek suretiyle buradan geçit kurulması mümkündür. Geçit davalarından uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yüzölçümü daha büyük olan parselden geçit kurulması gerekirken daha küçük parselden geçit kurulması doğru görülmemiştir....
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Dava, Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Somut olayda, davacının mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu ortadadır. Ancak mahkemece az yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmeksizin davacının geçit kurulmasını istediği bir tek güzergah incelenmiş ve buradan geçit kurulmasına karar verilmiştir. Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca mahkemece yeniden keşif yapılarak, özellikle davacı taşınmazının batısından ve davalıya ait 41 parselin kuzeyinden geçen patika yol ile güneyindeki parsellerden oluşturulabilecek alternatifleride değerlendirilerek en uygun alternatiften geçit kurulması gerekirken tüm bu ilkeler bir yana bırakılarak bütün alternatifler değerlendirilmeden yazılı gerekçe ile istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır....
Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. TMK'nın 747/2. maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir....
Hal böyle olunca da komşuluk hukukunun gerektirdiği katlanma külfetinin davacının da paydaşı olduğu taşınmazın diğer paydaşlarına ait olduğu hususu üzerinde durularak geçit hakkının belirlenmesi gerektiğinden karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 27.2.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Denilebilir ki, geçit hakkının tesisine ilişkin davalarda davacının dava konusu üzerinde tam bir tasarruf yetkisi yoktur. Mahkemenin komşuluk hukuku ilkelerine uygun fedakarlığın denkleştirilmesi prensibini en geniş şekilde bu davalarda uygulaması gerekir. Somut uyuşmazlıkta; üzerinden geçit kurulmasına karar verilen 3088 parsel sayılı taşınmazın 3360 m2 olduğu, bu taşınmazın güneyinde yer alan 3084 parselin ise 48128 m2 yüzölçümünde bulunduğu, ancak; 3084 parselin ifraz suretiyle değişik parsellere gittiği görülmektedir. Az yukarıda sözü edilen fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi geçidin 3084 parselin ifraz kayıtları üzerinden tesisini gerektirmektedir. Çünkü, geçit 3088 parsel üzerinden kurulursa bu parsel daha da küçülecek, geometrik şekli itibariyle ekonomik kullanımı bozulacaktır....
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır. Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır....
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Kurulan geçit ile davalıya ait 245 ada 43 sayılı parselin ekonomik bütünlüğü bozulmuş, bu parselin geçit güzergahından arta kalan (bölünen) kısmı kurulan geçit sebebiyle kullanılamaz hale gelmiştir. Bu durumda, davalıya ait 43 sayılı parselin, komşu 72 ve 73 parsel numaralı taşınmazlar tarafındaki doğu sınırından geçit kurulup kurulamayacağı hususu değerlendirilerek ve fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi gereği 43 sayılı parselin doğu sınırından geçit kurulamayacaksa, 43 sayılı parseldeki bölünen parçanın geçit sebebiyle değerinde meydana gelecek değer kaybının da geçit bedeline ilave edilmek suretiyle depo edilmesi gerekir....
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır. Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanunu’nun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır....
Somut olaya gelince, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; 118 nolu parselin geçit hakkı talebine bağlı olarak 115 ve 116 nolu parsellerin uygun olduğu ancak 116 nolu parselin fiili zeminde ekili olması ve 115 nolu parsele nazaran geçit hakkı için daha fazla m² kaplaması sebebi ile uygun olamayacağı 115 nolu parselin fiili zeminde yol olması ve geçit hakkı için daha az m² kaplaması ve geçit hakkının kanunlar çerçevesinde yola en yakın kısmının yapılan ölçüm sonucunda 2 nolu krokide (kırmızı boya ile gösterilen yer) gösterildiği şekilde 115 nolu parselin içerisinden 3 m genişliğinde toplam 39.82m² olarak geçit hakkı tesis edilebileceği düzenlenmiş, mahkemece 39.82 metrekare miktarında geçit hakkı tesis edilen alan dışında kalan yerlere davalılarca yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmiştir. Ne var ki dosya içerisinde yer alan ve hükme esas alınan rapor ve krokiler hüküm kurmaya elverişli ve yeterli değildir....
Mahkemece, davacı taşınmazı lehine geçit hakkı tesis edilen kısma davalının ağaç dikmek ve yapı inşa etmek suretiyle müdahale ettiği, bilirkişinin raporunda kırmızı kalem ile çizdiği 806 m2'lik yola haksız elatmasının önlenmesine ve bu kısımdaki ağaçların kal'ine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Mahkemece, yerinde yapılan keşif sonucu hükme esas alınan tarihsiz fen bilirkişi raporunda davacı adına tapuda kayıtlı 692 sayılı parsel lehine ve davalı adına tapuda kayıtlı 439 sayılı parsel aleyhine tesis edilen 806 m2'lik geçit hakkına konu yol gösterilmiş olup 20.10.2011 tarihli ek raporunda; 439 sayılı parselde ev ve kagir ahıra geçit hakkının isabet ettiğinin iddia edilmekte olduğu, işbu kagir ev ve kagir ahırın kadastro sonrasında yapıldığı ve tapuda 439 sayılı parselin cinsinin hala tarla olduğu, söz konusu iddianın tam olarak belirlenmesi için elektronik aletle ölçümü gerektiği belirtilmiştir....


