nin itirazı üzerine, ikinci keşfe karar verilerek yapılan bu ikinci keşif sonucu geçit hakkının 595 parsel üzerinden kurulmadığı anlaşılmaktadır. Davalının bu itirazı kabul gördüğüne ve ikinci keşif için keşif yolluğu olarak yatırdığı anlaşılan 320.20 YTL.nin davacıya yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir hüküm verilmemiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bent uyarınca davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 30.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi....
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince, Davacı 38 ve 39 parselleri için geçit ihtiyacı içinde olduğu kesindir. Mahkemece 24.06.2010 tarihli rapor hükme esas alınmış ancak geçit kurulan 4 nolu parselin malikleri davada taraf olmamıştır. Hüküm sonucunda 29 parselden geçit kurulmadığı halde geçit bedeli verilmesi, geçit kurulan 28 nolu parselin maliklerinden ...'ye geçit bedelinin ödenmemeside doğru olmamıştır....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.02.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit ve mecra irtifak haklarının terkini istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulü, kısmen reddine dair verilen 09.11.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 27.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Somut olayda; davacılara ait 32 parsel sayılı taşınmazın etrafında alternatif olabilecek diğer tüm parsellere göre yüzölçümü oldukça küçük olan 33 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulması, geçit irtifakı ile yükümlü kılınan 33 parsel sayılı taşınmazın ekonomik olarak kullanılmasını oldukça zorlaştıracağından mahkemece 32 parsel sayılı taşınmaz için diğer alternatifler de değerlendirilerek geçit hakkının yüzölçümü büyük olan parsellerden kurulmasının mümkün olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir....
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır. Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir. Somut olayda; 30 ve 31 parsel numaralı taşınmazların malikleri davacılar,davalılara ait 7 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemişlerdir....
Davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce geçit hakkının taşınmaz yararına kurulabileceği, davacıların işlettikleri maden ocakları lehine geçit istenemeyeceği, davanın reddi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Davacılar vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine "mutlak geçit ihtiyacı" veya "geçit yoksunluğu", İkincisine de "nispi geçit ihtiyacı" ya da "geçit yetersizliği” denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak ancak taşınmazların leh ve aleyhine kurulabilir....
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. 1-Zorunlu geçit hakkının yukarıda açıklandığı gibi genel yola kadar kesintisiz olarak kurulması şarttır....
Somut olayda; mahkemece 1111 ve 1112 parsel sayılı taşınmazlarda fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen yerden kurulan geçit davalıların parsellerini ikiye bölmekte ve aleyhine geçit kurulan taşınmazların ekonomik kullanım bütünlüğünü bozmaktadır. Bu durumda, mahkemece yukarıda belirtilen ilkeler göz önünde tutularak, başkaca uygun güzergah üzerinden geçit kurulup kurulamayacağı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün "İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili" başlıklı 30. Maddesine gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmemiş olması da doğru görülmemiştir....
Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir....
Zorunlu geçit hakkının az yukarıda açıklandığı gibi genel yola kadar kesintisiz kurulması şarttır. Mahkemece 45 parsel sayılı taşınmaz yararına kurulan geçit hakkı genel yola bağlanmamış, genel yol ile aleyhine geçit kurulan 20 parsel arasında bulunan ve tapuda kayıtlı olmayan hali arazi sınırında bırakılmıştır. Tapuda kayıtlı olmayan hali arazi üzerinden geçit hakkı kurulması mümkün olmadığı gibi, davacının münhasıran kullanımına da bırakılamaz. Mahkemece, yeniden keşif yapılarak özel mülk olarak tapuda kayıtlı diğer tüm seçenekler değerlendirilerek, özellikle davacının 45 parselinin güneyinden hareketle doğudaki genel yola ulaşacak güzergahta incelenerek fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca en uygun seçenekten davacıya ait parsel yararına genel yola kadar kesintisiz geçit hakkı kurulması gerekir....


