Davacılar vekilinin talebinde bulunan 16 parselin genel yola çıkabilmesi için 17 parselden geçit kurulması gerekmektedir. Bunun için davacıya uygun süre verilerek 17 parsel üzerinde akdi geçit hakkı kurulduktan sonra kesintisiz bir şekilde geçit hakkına karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; depo edilen geçit bedelinin davalıya ödenmesinin hüküm altına alınmaması, davanın niteliğine göre, hesap edilen bakiye harcın davalıdan alınmasına karar verilmesi, öte yandan kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi gereği tapu siciline kaydıda gerekirken bu yönlerin gözardı edilmesi doğru değilsede temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır....
Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine "mutlak geçit ihtiyacı" veya "geçit yoksunluğu", ikincisine de "nispi geçit ihtiyacı" ya da "geçit yetersizliği" denilmektedir. Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün "İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili" başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir. Somut olaya gelince; 4342 sayılı Mera Kanununun 4. maddesi gereğince meralar özel mülkiyete konu olamaz, amacı dışında kullanılamaz. Bu nedenle özel mülkiyete konu taşınmazların malikleri adına tescili gerekirken, meraların kadastro çalışması sırasında sadece sınırlandırılması ile yetinilir....
Mahkemece, davacıya ait 5450 parsel sayılı taşınmaz yararına 5444 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulmasına dair verilen karar Dairemizce özetle “...kurulan geçit hakkının taşınmazın kullanım bütünlüğünü bozacak nitelikte olduğu gibi kullanım biçimine göre en fazla 2.5-3 metre yerine 4 metre eninde kurulması da doğru görülmemiştir...” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, 5450 parsel sayılı taşınmaz yararına 5445 parsel sayılı taşınmazın 03.11.2006 tarihli bilirkişi raporunda renkle gösteren 66.08 metrekarelik kesiminden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir. Hükmü, 5445 parsel sayılı taşınmaz maliki Mustafa Aklan temyiz etmiştir. Bozma ilamında da açıkça vurgulandığı üzere geçit hakları kurulurken taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi gözden kaçırılmamalıdır....
nin 12/10/2015 havale tarihli rapor ve ekli krokisinde belirtilen şekliyle krokide B harfi ile gösterilen 20,242 m2'lik kısım üzerinde ve davalılar ... ve ... mülkiyetinde bulunan 469 ada 21 parsel sayılı taşınmazda C harfi ile gösterilen 38,030 m2'lik kısım üzerinde geçit (irtifak) hakkı tanınmasına, geçit hakkının tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir. Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir....
Bu nedenle mahkemece, mahallinde yeniden keşif yapılıp, bilirkişilere kesintisizlik ilkesinin gözetildiği ve akdi geçit hakkının geçtiği yerin gösterildiği kroki düzenlettirilip, bozma ilamında belirtilen şekilde araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.01.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.11.2001 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.10.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 620 parsel sayılı taşınmazı için davalı Hazine'ye ait 621 parsel sayılı taşınmazdan 3 m. genişliğinde geçit hakkı istemiş, davalı, davacı için en uygun geçit hakkının kuzeydeki 257 parsel numaralı taşınmazdan verilebileceğini, 621 parsel sayılı taşınmazın 4 tarafının mera olduğunu ve mera'dan geçit hakkı verilemeyeceğini savunmuştur. Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, geçit hakkı istemine ilişkindir....
Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir....
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Zorunlu geçit hakkının yukarıda açıklandığı gibi genel yola kadar kesintisiz olarak kurulması şarttır....
Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir....
Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır....


