SHM'nin 1987/68 E. 1990/510 K. sayılı ilamı ile 4396 (eski 158) parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı tesis edildiğini ancak tesis edilen geçit hakkından bugüne kadar ulaşımın hiç mümkün olmadığını belirterek 150 parsel sayılı taşınmaz lehine uygun görülecek bedel karşılığında 4396 parsel sayılı taşınmaz üzerinden 3m genişliğinde geçit hakkı kurulmasını ve davacıya ait 151 parsel sayılı taşınmaz lehine davalılara ait 4396 (eski 158) parsel üzerinden ... SHM'nin 1987/68 E. 1990/510 K. sayılı ilamı ile kurulan geçit hakkının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili; davanın kesin hüküm, olmadığı takdirde sabit olmaması nedeniyle reddini savunmuşlardır....
Davacılar, 1520 ve 1521 parsel sayılı taşınmazları aleyhine davalıya ait 1522 parsel lehine kurulan geçit yerinin etrafının davalı tarafından tel çitle çevrilmek suretiyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi, direk ve tel örgülerin kal'ine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı, geçit yerinin kendisine ait özel yol olduğunu, davalıların kullanma haklarının bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davacılar temyiz etmişlerdir. Geçit hakkı, mülkiyet hakkının kanundan doğan sınırlamaları nedeniyle kurulan zorunlu bir irtifak hakkıdır. Bu hak, aleyhine geçit tesis edilen taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını ortadan kaldırmamakta, yararlanan taşınmaz malikine geçit hakkının amacı ve belirlenen sınırları içerisinde bir yararlanma hakkı sağlamaktadır. Geçit hakkı, geçit kurulan taşınmaz bölümünü ana taşınmazdan hukuken ve fiilen ayırma anlamına gelmez....
Mahkemece geçit hakkının geçit hakkının ve yükümlülüklerinin parsel malikleri olarak belirlenmesi doğru olmamıştır...geçit 283 parselin krokideki “A” bölümünden kurulmuştur. Ancak bu parselin kuzey doğusu da ana yolla bağlantılıdır. Buradan tesis edilecek geçidin hem yükümlü taşınmazın ve hem de lehine geçit kurulacak taşınmazın yararına olduğu izlenmektedir. Mahkemece bu alternatif değerlendirilmeden geçidin “A” harfli yerden kurulması doğru olmamış, eksik araştırmaya dayalı kararın bozulması gerekmiştir" şeklindeki gerekçelerle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, tarafların fiili zeminde kullandıkları sınırlar esas alınarak 284 parsel sayılı taşınmaz lehine, 283 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü davalı ... vekili temyiz etmiştir. Dava Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayalı açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir....
Mahkemece, davalı taşınmaz üzerinden geçit hakkı tesis edilirken tarım aletlerinin geçebileceği 3 m genişlik dikkate alınarak geçit hakkı verildiği, daha geniş tarım aleti geçirileceği iddiasıyla geçit hakkının genişletilmesini istemenin objektif iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil edeceği, 5 metre genişliğinde geçit hakkı verilmesi talebinin daha önce görülen davada incelenip değerlendirildiği belirtilerek davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava geçit yetersizliğinin tespiti ile geçit hakkı alanının genişletilmesi isteğine ilişkindir. Davacının bayii tarafından daha önce açılan davada davacının parseli yararına 3 veya 5 metre geçit hakkı kurulmasının talep edildiği, yapılan yargılama sonunda 3 metre genişliğinde geçit irtifakı tesis edildiği, bu şekilde tesis edilen yoldan her türlü tarım aletinin geçebileceği, davacının nispi geçit ihtiyacının bulunmadığı anlaşılmaktadır....
Mahkemece, davanın kabulüne, davacının 12424 parsel sayılı taşınmazı yararına davalıya ait 12423 parsel sayılı taşınmazda 23.02.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporunda ve krokisinde A harfi ile gösterilen alanda 3 metre eninde olmak üzere geçit hakkı kurulmasına, geçit hakkının tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir....
Mahkemece, davacının başka taşınmazlardan geçit hakkı kurulması talebi varsa çevredeki genel yolları gösterir şekilde geniş ölçekli pafta örneği getirtilerek dairemizin yukarıda açıklanan ilkeleri doğrultusunda genel yola kesintisiz şekilde ulaşımı sağlayacak tüm alternatifler belirlenerek en uygun alternatif üzerinden geçit tesisine karar verilmesi, davacının başka yerden geçit hakkı kurulması talebi bulunmadığı takdirde ise davanın reddine karar vermek olmalıdır. Kabule göre de; geçit hakkının kişi lehine değil taşınmaz lehine kurulduğu gözönüne alınarak geçit hakkı istenilen her parsel için ayrı ayrı geçit tesis edilmemesi, davacının maliki bulunduğu taşınmazlar yönünden akdi irtifak kurulmaması, aleyhine geçit kurulan taşınmazın bölünemeyeceğinin ve bedel hesaplanırken aleyhine geçit kurulan taşınmaz açısından dört ayrı parsel hakkında geçit tesisi kararı verilmesi ile katlanma yükünün arttığı gözönüne alınarak bedel hesaplaması yaptırılmaması doğru görülmemiştir....
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün 30. maddesi gereğince aleyhine geçit hakkı tesis edilen 1534 ve 1520 parsel sayılı taşınmazların kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline” ibarelerinin eklenmesine, hükmün HUMK'nın 438/7. maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.05.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi....
Geçit genel yola ulaşacak biçimde kurulur. Davacının kendisine ait iki ayrı parsel arasında geçişi sağlar nitelikte geçit hakkı kurulması istemi yasaya uygun düşmez. Yasanın tanımadığı ve kurmadığı nitelikte bir hak yargı yoluyla tesis edilemez. Somut olayda davacıya ait 1711 numaralı taşınmazın anayola sınırı bulunmadığından geçit ihtiyacı içinde bulunduğu açıktır. Geçit, davalıya ait 3612 parsel yükümlendirilerek daha güneydeki davacıya ait 3649 parsele ulaştırılarak bırakılmıştır. Geçide ihtiyacı olan 1711 parsel ile 3649 parseller davacıya ait olmakla, 1711 parsel yararına yola ulaşmayı sağlayacak biçimde davacıya ait 3649 parsel üzerinden tapu sicilinde akdi geçit hakkı kurulmadan geçide hükmedilmesi yanlış olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, davalıya yeterli süre verilerek akdi geçit hakkının kurulmasının sağlanmasından sonra davalı taşınmazı üzerinden geçide hükmetmek olmalıdır....
Mahkemece; davanın kabulü ile, 104 ada 20 parsel lehine 15.10.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda 1. alternatif olarak gösterilen 104 ada 21, 22 ve 26 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir. Hükmü davalı ... vekili temyiz etmiştir.. 1) Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı ... vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2) Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır....
Davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır ancak; Geçit hakkı davaları genel yola çıkmak için yeterli bir yolu bulunmayan gayrimenkul sahibinin tam bir bedel mukabilinde komşularından kendisine geçmek için uygun bir yerin terkini istemesi amacı ile açılabilir. Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen krokide ve paftasında lehine geçit hakkı kurulması istenen davacının paydaşı olduğu 176 ada 3 parsel sayılı taşınmazın yola cephesi bulunması nedeniyle geçit hakkı istemekte haklı bir nedene dayanmadığı anlaşıldığından, davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, davanın reddi sonuç olarak doğru bulunduğundan HUMK'nun 438/son maddesi uyarınca hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekmiştir....


