WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

Davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde davacı tarafından bakiye alacak ve işlemiş faiziyle birlikte müvekkili aleyhine takip yapılması üzerine müvekkilinin ticari kayıtlarının incelenmesi sonucu, takibe dayanak asıl alacak tutarı kadar borçlu bulunulduğu görülerek icra dosyasına ödendiğini ancak takip öncesi bir temerrüt gerçekleşmediğinden işlenen faiz tutarına haklı şekilde itiraz edildiğini bildirerek, davanın reddini savunmuş ve %40 oranında tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece, dosyadaki mutabakat belgeleri ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının takip öncesi davalıyı temerrüde düşürdüğünü kanıtlayamadığı, böylece davalının takibe konu işlemiş faize itiraz etmekte haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın ve koşulları oluşmadığından davalının tazminat isteminin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir....

K A R A R Davacı şirket, inşaat yapı malzemeleri işi ile uğraştığını, davalı belediyeye bu kapsamda mal sattığını ve fatura tanzim ettiğini, davalı belediyenin borcu ödememesi üzerine icra takibi başlattığını, davalının borcun 2.256,87 TL'sini kabul edip geriye kalan 3.370,75 TL asıl alacak ile 11.795,49 TL işlemiş faize itiraz ettiğini ve takibin itiraz edilen hususlar yönünden durduğunu ileri sürerek, itirazın haksız olması nedeniyle itirazın iptali ile davalının asıl alacağın % 40 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. Davalı, süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, duruşmada ise itiraz ettikleri kısım yönünden davanın reddini dilemiştir....

İİK'nın 4. maddesi gereğince, takip hangi icra dairesinden başlamış ise bu takiple ilgili itiraz ve şikayetler, takibin yapıldığı yer icra müdürlüğünün bağlı olduğu icra mahkemesinde çözümlenir. Bu husus, kamu düzenine ilişkin kesin yetki niteliğindedir. Somut olayda, davacı vekili müvekkili olan şirket hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığını, ödeme emrinin tebliğ edilmeyip 17/09/2019 tarihinde haricen öğrendiklerini, çeke dayalı kambiyo senetlerine özgü takipte borçlunun yerleşim yerindeki icra müdürlüğünün yetkili olduğundan yetkiye, borca ve faize itiraz ederek ... 5. İcra Müdürlüğünün 2019/10628 Esas sayılı takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Bu durumda uyuşmazlığın takibin yapıldığı icra dairesinin bağlı bulunduğu ... 5. İcra Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nun 21 ve 22. maddeleri gereğince ... 5....

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalının davacı şirkete araç sigorta ettirdiği, prim borcunu ödememesi nedeniyle davacı şirketin icra takibi başlattığı, davalının yetkiye ve faize itiraz ettiği, sözleşmeden kaynaklanan para alacağının söz konusu olması nedeniyle BK'nın 73. maddesi uyarınca ... İcra Dairelerinin ve Mahkemelerinin yetkili olduğu, taraflar arasında ticari ilişki bulunması nedeniyle değişen oranda avans faizi uygulanması gerektiği, takip tarihi itibariyle davacının 690,51 TL faiz alacağının bulunduğu ve asıl alacağa itiraz edilmediği gerekçesiyle faiz yönünden yapılan itirazın 690,51 TL bakımından iptaline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı temyiz etmiştir....

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine dayanak yapılan senedin bedelinde tahrifat olduğu iddiası, İİK'nın 169. maddesi uyarınca borca itiraz niteliğindedir. Borca itiraz hakkında uygulanması gereken İİK'nın 169/a maddesinin 5. fıkrasında; “İtirazın kabulü kararı ile takip durur” hükmüne yer verilmiş olmakla mahkemece durma kararı yerine takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz olup açıklanan nedenle kararın bozulması gerekir ise de bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması cihetine gidilmiştir. SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile, İstanbul 9....

tarafından davalı hakkında nafaka alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, davalının borca, yetkiye ve faize itiraz ettiği, takibin durduğu anlaşılmaktadır. Aile mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usûllerine Dair Kanunun 4. maddesi uyarınca 4721 sayılı Türk Medenî Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun kapsamındaki aile hukukundan (2. kitabı) doğan dava ve işler aile mahkemesinde görülür. İİK’nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası genel hükümlere tabidir. İcra İflas Kanununda göreve ilişkin özel bir hüküm öngörülmemiştir. Davada; borcun, TMK’nın 182/2, 327 ve devamı maddelerinden kaynaklandığı ve dolayısıyla “Aile Hukukuna” ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır. Borç, Aile Hukukundan (nafaka yükümlülüğünden) doğduğuna göre, davanın, 4787 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince, Aile Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince; ......

Somut olayda, davacı tarafından davalıların murisine yapılan ödeme bedelinin faizi ile birlikte tahsili amacı ile yapılan icra takibinde, davalılar asıl alacak yönünden itiraz etmemiş, faiz yönünden itiraz etmişlerdir. Bu haliyle uyuşmazlık, dava konusu faize yapılan itirazın iptaline ilişkindir. ''...Temerrüt faizi, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine, yasa gereği olarak kendiliğinden, temerrüdü takip eden günden itibaren başlayan ve temerrüt devam ettikçe varlığını sürdüren, hüküm altına alınabilmesi için alacaklının açık bir talebinin varlığı zorunlu olan bir karşılıktır...'' (HGK, 26.05.2004, 2004/12-318-310). 818 sayılı BK'nun 101. maddesinde "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütümerrit olur" hükmü getirilmiştir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 117. maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.'' şeklinde düzenlenmiştir....

-TL üzerinden Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi Yolu İle İcra Takibi başlattıktan sonra (Örnek No:8) ödeme emrinin borçlu/davalıya 30/08/2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 07/09/2020 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da 29/06/2021 tarihinde 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davası açtığı anlaşılmaktadır. Dava henüz ön inceleme aşamasındayken ve dilekçelerin teatisi aşamasında, deliller toplanırken davacı vekili 24/12/2021 havale tarihli dilekçesinde, Antalya 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ödeme emrinin usulsüz olduğu iddiası ile davalı tarafından Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesinin ......

a ait 38 ... plakalı aracın davalı sigorta nezdinde genişletilmiş Kasko poliçesi bulunduğunu, ... tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, kazada aracının hasar gördüğünü, onarım bedeli olarak 44.154,21 TL ödediğini, aracının Kayseri Uzman Opel Servisi'nde tamir edildiğini, davalıya durumun ihbar edildiğini ve takip yapıldığını, davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ve icra inkar dilemiştir. Davalı ise görev itirazında bulunmuş, davacının aktif husumetinin bulunmadığını, zira davacı şirkete başvuru yapan kişinin ... olduğunu, araç malikinin ise ... olduğunu, sigorta şirketine başvuru yapılmadığını, hasar bedelinin kasko poliçesi şartlarına göre hesaplanması gerektiğini, maddi hasar bedelinin fahiş olduğunu, kötü niyet tazminatı talep ettiklerini, faize itiraz ettiklerini belirterek davanın reddini dilemiştir....

na kredi kullandırıldığının tespit edildiği, asıl alacağa ve faize itiraz eden davalı ...'un 20.05.2002 tarihli kredi genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunduğu, 05.10.2005 tarihli sözleşmede ise imzasının bulunmaması nedeniyle, bu davalı yönünden husumet yönünden davanın reddine karar verildiği, davalı ...'ın asıl alacağa bir itirazı bulunmadığından asıl alacak yönünden takibin kesinleştiği, ancak bu davalının 05.10.2005 tarihli sözleşmede imzasının bulunmaması nedeniyle, işlemiş faize yönelik itirazı yerinde görüldüğünden, ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verildiği, davalı ... Uygun'un 48.604,23 TL asıl alacak, 233.518,29 TL işlemiş faiz borcunun bulunduğu, sadece işlemiş faiz alacağına itiraz eden davalı ...'...

UYAP Entegrasyonu