Davalı; idari yargının görevli olduğundan bahisle görevsizlik itirazında bulunmuş, zamanaşımı defi ileri sürmüş, kabul anlamına gelmemekle birlikte faizin dava tarihinden başlaması gerektiğini ifade etmiş davanın reddine ve yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiş, duruşmadaki beyanında ise; davaya konu fazla ödemelere ilişkin bir kusuru olmadığını, davacının hesaplamalarının ayrıntılı olduğu ve kendisinin bunları bilemeyeceğini, fazla ödemeleri geri vermeye ilişkin bir itirazı olmadığını, ancak faize itiraz ettiğini, belirtmiştir....
Davalı; takipte gösterilen 4.368,75TL asıl alacak kısmına ve işleyen faize itiraz ettilerini, çünkü 27.1.2009 tarihli tahsilat makbuzu ile belediye ile geçmiş dönemlere ait hesaplarının kesilmdiğini, bu tarihten önce bir borç olsaydı öncelikle o alacağın tahsilinin gerektiğini, diğer alacak kısmı 8.905,35 TL yönünden ise belediyeye 6.070,00 TL tutarında et verildiğini, kalan kısmın kabul anlamına gelmemek kaydıyla 2.835,00 TL olup, bu kısmın da hangi zamana ait olduğu belirlenmediği için hesaplama yapılmadığını, belediyece 28.5.2009-20.5.2010 tarihlerinde yapılan şenliklerde misafirlere sunulan et ihtiyacının bir kısmının taraflarından sağlandığını,bu nedenle takibin tamamında yer alan faize ve borca itiraz ettiklerini savunmuştur....
Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte borçlunun İcra Mahkemesi'ne başvurusunda;imzaya,borca ve faize itiraz ettiği,ilk derece mahkemesince borçlunun duruşmada imzanın kendisine ait olduğunu beyan ettiği, faize itirazının da yerinde olmadığını belirterek davanın reddi ile imzaya itirazında haksız olan davacının takip konusu alacağın %10'u oranında adli para cezasına mahkumiyetine dair hüküm kurulduğu, borçlu tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır...
Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte borçlunun İcra Mahkemesi'ne başvurusunda;imzaya,borca ve faize itiraz ettiği,ilk derece mahkemesince borçlunun duruşmada imzanın kendisine ait olduğunu beyan ettiği, faize itirazının da yerinde olmadığını belirterek davanın reddi ile imzaya itirazında haksız olan davacının takip konusu alacağın %10'u oranında adli para cezasına mahkumiyetine dair hüküm kurulduğu, borçlu tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır...
Mahkemece, ilamın aynen icrasının mümkün olmaması durumunda, İİK'nun 24. maddesi gereği, ilam konusunun icra müdürü tarafından değeri tespit edilerek bu değer üzerinden takibin devamının gerektiği, şikayete konu icra takibinde de, bu şekilde bilirkişiye tespit ettirilen değer üzerinden takibe devam olunduğu, borca ve faize itiraz mahiyetindeki diğer taleplerin süresi içinde ve ayrıca itiraz yolu ile ileri sürülebileceği, bu şekilde şikayet istemine konu edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Borçlu vekili, icra mahkemesine başvurusunda, takibin devam edeceği miktara ilişkin icra memuru işlemini şikayeti yanında, ödeme itirazı ile işlemiş ve işleyecek faize yönelik talepte de bulunduğu halde, mahkemece anılan konularda inceleme ve değerlendirme yapılmadığı görülmektedir....
Borçlu temyize konu şikayetinde ise ... 3.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/40 Esas-2012/589 Karar sayılı dosyasındaki şikayetlerine ek olarak nafaka alacağı için işletilen faize de itiraz etmiştir. Borçlunun bu şikayeti ilama aykırılık şikayeti olup, süresiz olarak her zaman ileri sürülebilir (HGK.nun 21.06.2000 tarih, 2000/12- 1002 sayılı kararı). O halde borçlunun nafaka alacağına işletilen faizle ilgili şikayetinin esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle bu şikayet hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ:Borçlu vekilinin temyiz isteminin kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4....
Borçlunun İİK'nun 168. maddesinde yazılı yasal beş günlük itiraz süresi içinde, takipte istenilen işlemiş faiz ve işleyecek faize itiraz ettiği anlaşılmıştır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu, aynı Kanun'un 648. maddesi gereğince 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7. maddesinde, görülmekte olan davalara ilişkin olarak, "Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88'inci, temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır" şeklinde düzenleme getirilmiştir. İcra takibi de dava gibi düşünüleceğinden, 6098 Sayılı TBK'nun anılan hükümlerinin henüz sonuçlanmamış icra takiplerinde de uygulanması gerekir (HGK'nun 12.09.2012 tarihli, 2012/19-314 E, 2012/557 K. Sayılı kararı)....
İcra takibi incelendiğinde, ödeme emrinin --- tarihinde borçlu/davalılara tebliğ edildiği, borçluların ----- tarihinde borca ve faize itiraz ettiği ettiği, icra takibine itirazın süresinde olduğu, itirazın borca, faize kısaca esasa ilişkin olduğu, icra müdürlüğünün yetkisine bir itirazın olmadığı anlaşılmıştır. Davanın İ.İ.K. 67/1 maddesindeki 1 yıllık yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı --- tarihinde meydana gelen trafik kazasında--- plakalı araçta yolcu olarak bulunan ----- vefat ettiğini, ölenin yakınlarına destekten yoksun kalma tazminatının ödendiğini ve kusurlu olan davalılardan bedelin tahsili için bu davanın açıldığını beyan etmiştir. Olaya ilişkin tutanaklar ile olay nedeniyle açıldığı anlaşılan---- celp edilmiştir. Tarafların bildirmiş olduğu deliller toplandıktan sonra trafik kusur uzmanı ile aktüerya uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten rapor aldırılmıştır....
Yargılama sırasında hüküm fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil alacakları yönünden bozulmuş ise de takibe devam olunabilecek diğer alacaklar yönünden faize itiraz yöntemince incelenmelidir. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; tarafların bildirdikleri bankalardan hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranlarının sorulması, hakkın doğum tarihinden itibaren takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının bilirkişiye hesaplattırılması şeklinde olmalıdır. (HGK'nun 20.09.2006 tarih, 2012/594-534 Esas ve Karar sayılı kararı) Mahkemece, bozma ilamına uyulduğu halde taraflardan banka ismi sorulmadan kıdem tazminatı hesabında nereden alındığı anlaşılamayan oranlara göre hesaplama yapılmıştır....
Davacı 09.08.2011 tarihinde başlatmış olduğu icra takibinde 2009 yılı kira bedeli 6.597 TL ve 1.119,14 TL işlemiş faiz ile 2010 yılı kira bedeli olarak 7.184 TL ve 572 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.472,30 TL'nin tahsilini istemiş, davalı yasal sürede yaptığı itirazında alacaklının takip yapma hakkı olmadığını, mükerrer tahsilat yapılmak istendiğini, borca ve faize itiraz ettiğini bildirmiş, kira ilişkisine ve yıllık kira miktarına karşı çıkmamıştır. Böylece davacının takip talebinde istemiş olduğu miktar kesinleşmiştir. Davalı yargılama sırasında takibe konu kira bedellerinin 20.03.2011 ve 05.02.2011 ödeme tarihli 7.900'er TL bedelli bonolarla ödendiğini bildirmiş ve bu senetlere ilişkin fotokopileri dosyaya ibraz etmiştir. Davalı borçlu itiraz sebepleri ile bağlı olup, bu sebepleri değiştiremez ve genişletemez....


