CEVAP 1.Davalı-davacı kadın vekili cevap dilekçesinde özetle; erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği, eve sürekli geç geldiği, kadına hakaret ettiği, kadın ve çocukla ilgilenmediği, evi terk ettiğini iddia ederek erkeğin davasının reddini istemiş, birleşen davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk yararına aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 400,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına ve 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Davalı-davacı kadın vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; erkeğin sabit bir işinini olmadığını, evi terk ettiğini, uygunsuz yerlere gittiğini iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk yararına aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 400,00 TL tedbir...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; içerisinde kadının da bulunduğu fotoğraf ve video kayıtlarının içeriğinin kadının haysiyetsiz hayat sürdüğünü ispata elverişli olmadığı, dinlenen erkek tanıklarının da kadına kusur olarak atfedilen iddialara dair bizzat görgüye dayalı şahit oldukları herhangi bir olayın olmadığı, erkeğin kadına kusur olarak atfettiği olayları ispatlayamadığı, erkeğin haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasının reddine, kadın tanıklarının beyanlarında anlattıkları olayların genel anlamda 4-5 yıl önce, 10 yıl önce, 13 yıl önc gerçekleşmiş çok eski tarihli olaylar olduğu, tarafların evliliğinin tanık beyanlarında anlatılan çok eski tarihte yaşanmış olaylardan sonra fiilen devam ettiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı ve sabit olduğu, davacı erkeğe kusur olarak yüklenebilecek davranışları affettiği, affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylara...
DAVA Davacı-davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; bu evliliğin kadının annesi tarafından zorla gerçekleştirildiğini, kadının erkeğe bıçak çektiğini, başkasını sevdiğini, söylediğini, hakaret ettiğini, kadınlık görevlerini yerine getirmediğini, evi terkettiğini belirterek evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, müvekkili lehine 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminatın davalı-davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II....
CEVAP Davalı-davacı erkek vekili, cevap-karşı dava dilekçesinde özetle; Nuray isimli katip ile duygusal ilişki yaşadığı yönündeki iddialarında tamamen yanlış anlaşılma olduğunu, kendisine karşı ilgisiz ve soğuk davrandığını,hakaret ettiğini,temizlik ve yemek yapmadığını, karşı tarafın iş ve sosyal yaşantısında kendisini rezil ettiğini, psikolojik şiddetler ve onurunun rencide ettiği davranışları olduğundan bu nedenle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721Sayılı Kanun) 162 inci maddesi,olmadığı takdirde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, 1.000.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III....
ve gelen kişiler arasında arbede yaşandığını ve olayın adli birimlere intikal ettiğini, olayın 2019/3824 soruşturma numarası ile Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nda devam ettiğini, davalının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını belirterek "zina" hukuksal sebebine dayalı boşanma davası, olmadığı takdirde "suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme" hukuksal sebebine dayalı boşanma davası ve bunun da kabul edilmemesi halinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin davacı-davalı babaya verilmesine, 200.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
davranış sebebiyle boşanma talebinin reddine, davacı kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine ve kadın yararına kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte 80.000,00 TL maddî, 40.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir....
Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle bölge adliye mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 13. bendinde vekalet ücretinin "Davacı-karşı davalı kadından alınarak davalı-karşı davacı kadına verilmesi" şeklinde yazılmasının maddi hatadan kaynaklandığının, vekalet ücretinin davalı-karşı davacı erkek lehine hükmedildiğinin anlaşılmasına göre, davacı-karşı davalı kadının tüm, davalı-karşı davacı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı-karşı davalı kadın tarafından zina( TMK m.161), olmadığı takdirde evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile boşanma ( TMK m. 166/1), davalı -karşı davacı erkek tarafından ise pek kötü ve onur kırıcı davranış ( TMK m. 162) ve evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile boşanma ( TMK m. 166/1) talep edilmiş,ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, dava ve karşı davanın Türk Medeni...
DAVA Davacı-davalı erkek dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; kadının sevgisiz ve ilgisiz olduğunu, basit şeylerden tartışma çıkarttığını, çalışmasına rağmen giderlere katılmadığını, ayrı birikim yaptığını iddia ederek asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, cevaba cevap dilekçesi ile erkek yararına 100.000,00 TL manevî ve 100.000,00 TL maddî tazminata karara verilmesini dava ve talep etmiştir. II....
Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.” hükmünü taşımaktadır. 13. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü, somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş olması nedeniyle evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime çok geniş takdir hakkı tanımıştır. 14. Söz konusu hüküm uyarınca evlilik birliği, eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu takdirde, eşlerden her biri kural olarak boşanma davası açabilir ise de, Yargıtay bu hükmü tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır. Çünkü tam kusurlu eşin boşanma davası açması tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır....
DAVA 1.Davacı-davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; kadının sürekli hakaret ve aşağılamalarda bulunduğu çocuklara annelik yapmadığı, ailesi ile görüşmesini telefonda dahi konuşmasını istemediğini, 7-8 ay önce yatağını ayırdığını, kimi zaman kapıyı kilitleyerek eve girmesine engel olduğunu en son olarak tatile gidiyorum diyerek evden ayrıldığını bir daha geri dönmediğini, daha önce de boşanma davası açtığını ancak ailelerin araya girmesi ile davadan vazgeçtiğini evlilik birliğinin devam edebilmesinin imkansız hale geldiğini beyan ederek evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanma ve müşterek çocukların velâyetlerinin kendisine verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Davacı-davalı erkek vekili birleşen davaya karşı açılan karşı dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, evlilik birliğinin bu hale gelmesinde asıl kusurun davacı kadın da olduğunu, davacının ailesini hiç bir zaman istemediğini, benimsemediğini, onlarla görüşmesini...


