WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

Zira eser sözleşmesinde bir eserin yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu taahhüdün altına giren yüklenici işin niteliği gereği sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu, yüklenicinin iş eser sahibinin yararına olacak şeyleri yapması ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınmasıdır. TBK'nın; 470. Maddesine göre eser sözleşmesinde yüklenici bir eser meydana getirmeyi, işsahibi de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlenir, 473. Maddesinde, Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir....

sürede yapılıp teslim edilmediğini, karşı tarafa gönderilen 22.12.2022 ve 08.02.2023 tarihli noter ihtarlarına rağmen makinanın teslim edilmediğini, gönderilen avansın da iade edilmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak davalıya ödenen 1.086.656,00 TL'nin 16.02.2023 temerrüt tarihinden itibaren en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....

Bu bakımdan öncelikle, Fazla ödenen iş bedelinin tahsili talebi bakımından yapılan değerlendirmede; Az yukarıda izah edildiği üzere, asıl dava dosyasında davacı tarafça yapılan sözleşmenin feshinin haksız olduğu, yapılan işin sözleşme hükümlerine ve amaca uygun bulunmadığı bu nedenle bir imalattan bahsedilemeyeceği buna göre birleşen davada davacının sözleşmeden dönme hakkının mevcut olduğu, sözleşmenin niteliği imal edilecek ürünün mahiyeti nazara alındığında birleşen dosya davalısının yaptığı işin sözleşmeye uygun da olmadığı anlaşıldığından, götürü bedel üzerinden bir oranlama yapılarak bedel tespitinin de olanaklı olmadığı, bu kapsamda işin başında ödenen 100.000,00 TL'nin birleşen dosya davalısından tahsiline dair karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı vekilinin diğer talebi sözleşmenin feshi nedeni ile uğranılan zararın giderilmesi talebine ilişkindir....

UETS DAVA : Maddi Tazminat Talebi (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Cezai Şart, Gecikme Bedeli ve Maddi Zarar Tazminatı Talebi) DAVA TARİHİ : 17/11/2021 KARAR TARİHİ : 07/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan Maddi Tazminat Talebi (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Cezai Şart, Gecikme Bedeli ve Maddi Zarar Tazminatı Talebi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde;Müvekkil tacir ile davalı tacir arasında 14.01.2019 tarihinde 400.000 TL bedelli Taşeronluk Sözleşmesi akdedildiği, (Ek-1) Sözleşme ile davalı; "Zafer Mh. Zafer Ortaokulu Gürsu/BURSA" adresindeki müvekkile ait Gürsu şantiyesinde"ÇATI İŞİ (malzeme ve işçilik dahil)" işlerini yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, davalının sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmemiş ve işi yarım bıraktığını, bunun üzerine müvekkil tarafından Bursa 10....

sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih edebileceğini, bu durumda yükleniciye yapılacak ödeme fesih anına kadar ifa edilen işler nedeniyle hak edilen ödemeler olacağını, davacının haksız ve hukuksuz olarak malzeme bedeli olarak kdv hariç 835.300,68 TL talep edilmekte olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmelerin malzeme satımı sözleşmesi olmadığını, eser sözleşmesi olduğunu, davacının söz konusu malzeme bedelini talep edecekse kabul anlamına gelmemek üzere söz konusu malzemeleri davalı şirkete teslim etmesi gerektiğini, davacının ayrıca 740.644,77 TL finansman bedeli istediğini, oysa sözleşmelerde davalının finansman maliyeti ile ilgili bir yükümlülüğünün olmadığını, davacının menfi zarar ile müspet zarar iddialarını birlikte dile getirdiğini, yoksun kalınan kar bedelini müspet zarar olarak dikkate aldığını, Yargıtay içtihatlarına göre müspet zarar veya menfi zarardan birisini dikkate alması gerektiğini” belirtilerek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir...

K. sayılı emsal ilamlar) Dosyaya ibraz edilen 16.11.2022 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre davacının davalıdan talep edebileceği menfi zarar miktarı ilk ihalede davalılardan sonraki en yüksek fiyat teklifiyle, makul sürede yöntemince yapılmış ikinci ihalede gerçekleşen fiyat arasındaki fark esas alınmak suretiyle (kaçırılan fırsat prensibine göre) ilk ihale bedeli 9.444.000,00 TL ikinci ihale bedeli 11.181.355,00 x iki ilahe bedeli arasındaki fark 1.545.537,85 TL (2.766.415,58 - 1.220.887,73) = 1.305.392,72 TL olarak hesaplanmış olup; bu hesap yöntemine göre bulunan zarar ile ikinci ihale için Kamu İhale Kurumuna ödenen 944,00 TL ile Basın İlan Kurumuna yapılan 2.012,61 TL ödemelerin menfi zarar kapsamında olduğu kanaatine varıldığından davacının davasının ıslah dilekçesi ile nazara alınarak kısmen kabulü ile toplam 1.308.317,87 TL tazminatın 60.000,00 TL sine dava tarihinden, 1.248.317,87 TL sine ıslah tarihinden (dava kısmi dava olarak kabul edilmiştir) işleyecek yasal faizi ile...

İşte, bu eylemli azalmaya, olumsuz zarar (negative interesse) denilir. Bu zararın tazminine ilişkin yasal dayanak, aynı maddenin son fıkrasında (TBK m. 125/son, BK m. 108/2) düzenlenmiştir. Olumsuz zarar; sözleşmenin, karşı tarafça yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan eylemli zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı, uğranılmayacak olan zarardır. Dolayısıyla, karşı tarafın malvarlığına girsin veya girmesin, sözleşme nedeniyle alacaklının cebinden (malvarlığından) çıkan ve yasal olarak harcanan paradır. Doktrinde hakim olan görüşe ve Yargıtay uygulamasına göre, burada oluşan zarar menfi (olumsuz) zarardır. Menfi zarar genel bir anlatımla hukuken geçerli olmayan bir borç ilişkisinin geçerli olduğuna inanmaktan (güvenmekten) doğan zarardır....

Buna göre, iş sahibi, eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Eser iş sahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracak ise iş sahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz....

Buna göre, iş sahibi, eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Eser iş sahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracak ise iş sahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz....

Kısaca bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların tamamı, karşı tarafın mal varlığına girmese bile o sözleşme nedeniyle cepten çıkan paradır. Müspet zarar ise, sözleşme nedeniyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi nedeniyle meydana gelen zarardır. Olumsuz zarar, sözleşmeden dönen alacaklının haklı olması halinde, kusurlu borçludan isteyebileceği, diğer bir anlatımla borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeniyle sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkan zarardır. Sözleşmenin feshini isteyen ve fesihte haklı olan tarafın menfi zararını talep etme hakkı vardır. Menfi zarar kapsamında bulunan harcamalar ise, feshin haklılığı yanında, sözleşmenin imkansızlığı halinde dahi bu imkansızlıkta kusuru olmayan tarafın talep edebileceği kalemlerdendir....

UYAP Entegrasyonu