olan emekli maaş haczi talebini de kabul etmek zorunda kalıyor olmaları nedeniyle, bu durumun uygulamada yarattığı sorunların önüne geçmek için muvafakat olmaması halinde haczin başlangıçta da İcra Müdürü tarafından hiç konulamayacağına ilişkin bir düzenleme olup, İİK 83/a düzenlemesi ile birlikte düşünüldüğünde borçlunun haczedilmelik şikayeti hakkından vazgeçmiş sayılacağı anlamına gelmesi de mümkün değildir(HGK 24.06.2021 2017/(13)3-1980 E. 2021/829 K.)....
Temyiz Sebepleri Davacı; emekli maaşının haczinin mümkün olmadığını, davalı banka tarafından emekli maaşına bloke konulması ve maaşın tamamından kesinti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı bankadan emekli maaşındaki blokenin/haczin kaldırılması talep edilmesine rağmen davalı banka tarafından davacının bankadan tüketici kredilerini kullandığı esnada emekli maaşına bloke konulmasına muvafakat verdiği ifade edilerek talebin reddedildiğini, İİK 83/a maddesi uyarınca haczi caiz olmayan mallar ve haklar ve kısmen haczi caiz olan şeyler bakımından yasanın 82 ve 83 üncü maddesinde yazılı mal ve hakların haczedilebileceğine dair önceden yapılan anlaşmaların muteber olmadığını, kanunun emredici düzenlemesine göre kredi sözleşmesinin imzalandığı esnada emekli maaşına bloke konularak kesinti yapılmasına ilişkin muvafakatlerin geçersiz olduğunu, davaya konu kredi sözleşmesi imzalandıktan sonra Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/594 E. sayılı dosyasında davacının kısıtlanmasına karar verildiğini...
Mahkemece; sözleşmedeki haksız şart niteliğindeki hükümlerle tüketicinin emekli maaşına bloke konularak kredi borcu için mahsup yapılamayacağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesi uyarınca maaşın haczedilemeyeceğinin açık olduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 83. maddesindeki düzenlemenin hacze muvafakate ilişkin olduğu oysa somut olayda kesintinin sözleşme uyarınca yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının emekli maaşı üzerindeki blokenin kaldırılmasına, bu suretle tahsil edilen 7.964,80TL'nin davacıya iadesine karar verilmiştir. Davalı vekilinin temyiz itirazları üzerine Özel Daire; “…Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalı bankadan kullandığı muaccel hâle gelmiş kredi taksitlerinin emekli maaşından alınıp alınamayacağı, ödenen bedellerin geri istenip istenemeyeceğine, bu kapsamda maaş hesabının kredi taksit ödemelerini teminen sözleşme ve verilen talimat kapsamına göre bloke edilip edilemeyeceğine ilişkindir....
Dava açıldıktan sonra kurumca maaş haczinin kaldırılarak kesintilerin iade edildiğinin belirgin olmasına göre, davanın konusuz kaldığı ile yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden Kurumun sorumluluğuna karar verilmesi isabetlidir. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
in mirası nedeni ile doğduğunu, müvekkilinin SGK'ya borç doğurucu bir işleminin bulunmadığını, müvekkillinin murisin mirasını mahkeme kararı ile reddettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın 15 günlük yasal süresi içerisinde açılmadığını bu nedenle davanın süre yönünden reddi gerektiğini, dava dilekçesinde dava değerininde gösterilmediğini, bu hali ile davanın usule aykırı olduğunu, müvekkili kurumun maaş üzerindeki haczinin mirasın hükmen reddi davasına ilişkin karardan önce olduğunu mahkeme kararından sonra yapılmış olan bir kesintinin olmadığını ileri sürmüştür. C....
Bu hüküm ile icra takibinin kesinleşmesi sonrasında takip alacaklısının borçlunun emekli maaşı üzerine haciz konulması talebinin kabul edilebilmesi, borçlunun muvafakati şartına bağlanmıştır. Borçlu hacze muvafakat etmez ise haciz talebi reddedilecektir. Söz konusu hüküm icra takibinin kesinleşmesinden sonraki aşamayla ilgili olup kıyas yoluyla takip ve haciz öncesi dönemdeki sözleşmelerle borçlunun emekli maaşına kredilerin ödenmesi amacıyla bloke konulmasına veya kesinti yapılmasına yönelik verdiği muvafakatlere uygulanamaz. 21. Ancak gelinen aşamada önemle belirtilmelidir ki; 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesi, borçlunun emekli maaşı hakkında gerçekleştirilecek olan haciz işlemleriyle alakalı uyuşmazlıklarda uygulama alanı bulan bir hükümdür. Başka bir anlatımla eldeki dava konusu vakıadaki gibi çalışanların ücretlerinin haczine dair uyuşmazlıklarda 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinin uygulama yeri bulunmamaktadır. 22....
Şti. ortağı olduğu, 28.06.2001 tarihinde ortaklar kurulu kararı ile şirketten % 50 pay satın aldığı, 10.04.2002'de payını devrettiği anlaşılmaktadır. 2012/21345 sayılı takip dosyasından davacı adına düzenlenen 13.12.2013 tanzim tarihli ödeme emri tebliğ edilmeksizin 16.12.2013 tarihinde 2001/7 ila 11. aylarına ilişkin prim borcu nedeniyle emekli maaşına haciz tatbik edilmiş, haciz işlemi yapıldıktan sonra bu defa 2001/1-2002/3 dönemlerine ilişkin prim borcu 31.01.2014 tanzim tarihli ödeme emri ile 17.02.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı mercide hataya düşerek maaş haczinin kaldırılması istemiyle 08.02.2014 tarihinde davalı kuruma başvurmuş, kurumun 21.02.2014 tarihli red yazısı üzerine, 24.02.2014 tarihinde ... ....
Dosyanın incelenmesinde; davacının dava dışı kişinin borcu için kefil olduğu, emekli maaşından kesinti yapılmasına muvafakat verdiği, daha sonra kefalet ve maaş haczinin iptali amacıyla İcra Hukuk Mahkemesinde şikayette bulunduğu, şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verildiği, işbu davada 2006/8-2008/7 dönemleri arasındaki kesintilerin talep edildiği, davalı tarafından hak düşürücü süre ve ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2007/158 esas sayılı dosyasında verdiği dilekçede istirdat talebinden vazgeçtiğine yönelik savunmada bulunulduğu, mahkeme bu yönde usulden hem esastan davanın reddine karar verildiği görülmektedir. O halde; davalının 11.04.1940 gün ve 15/70 sayılı YİBK gerekçesinde de açıklandığı üzere hak düşürücü süre itirazı mevcut olduğuna göre, öncelikle bu yönden inceleme yapılarak itiraza konu hak düşürücü sürenin geçtiğinin anlaşılması durumunda artık esas hakkında incelenmeye devam olunmayıp, davanın bu yönde reddi gerekir....
Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Dava, taraflar arasındaki tüketici kredisi sözleşmesinden doğan borcun davacının maaş hesabından kesilmesi işlemine karşı blokenin kaldırılması ve kesilen bedelin iadesi istemine ilişkindir....
Bu hüküm ile icra takibinin kesinleşmesi sonrasında takip alacaklısının borçlunun emekli maaşı üzerine haciz konulması talebinin kabul edilebilmesi, borçlunun muvafakati şartına bağlanmıştır. Borçlu hacze muvafakat etmez ise haciz talebi reddedilecektir. 24. Gelinen aşamada bu hükmün konuluş amacı irdelenmelidir. 25. İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesine eklenen ve yukarıda 21. bentte bahsi geçen düzenleme öncesi dönemde; İİK’nın 79. maddesi hükmüne göre icra memurlarının haciz talebine konu mal veya hakkın haczinin mümkün olup olmadığını denetleme imkânı bulunmadığından SGK gelir, aylık ve ödenekleri de haczedilmekte, sonrasında takip borçlularının haczedilemezlik şikayetleri icra mahkemeleri önüne taşınıp Kanun’un açık hükmü gereği emekli maaşları üzerine konulan haciz kaldırılmaktayken; gerek Kurum gerekse icra daireleri ve mahkemeleri nezdinde gereksiz iş yüküne neden olan bu duruma son vermek için 5510 sayılı Kanun’un 93/son düzenlemesi getirilmiştir....


