Yukarıda belirtilen ilke ve kurallar ile 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi değişikliğinin amacı borçlunun önceden muvafakati olmadan Sosyal Güvenlik Kurumu emekli maaşının haczinin engellenmesi olup, İİK'nun 83/a maddesinin yürürlükten kaldırmadığından borçlu sadece malının tamamının haczedilememesi hakkından feragat ettiğinden, haciz sonrası her zaman İİK'nun 83. maddesi çerçevesinde icra mahkemesinde kendisinin ve ailesinin geçimine yetecek miktardan fazla haciz yapıldığını şikayet yolu ile ileri sürebilir. Başka bir deyişle Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan emekli maaşı alan borçlunun hacizden önce maaşına haciz konulmasına muvafakati sadece icra memuruna SGK'na maaş haczi müzekkeresi yazması için izin niteliğinde olup, maaşa konulacak haczin miktarı yönünden İİK'nun 83/a maddesi kapsamında geçerli bir muvafakatin olduğu şeklinde yorumlanamaz....
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı asil dava dilekçesinde özetle; polis memuru emeklisi olduğunu, geçmiş dönemlerdeki şirket ortaklığından dolayı şirketin prim borcuna istinaden SGK tarafından emekli maaşının 1/3 ünden daha fazla kesinti yapıldığını, yapılan bu kesinti ve kesinti oranının hukuki olmadığını, yasa gereği emekli maaşının haczinin de kabil olmadığını, ayrıca bir an için haczinin kabil olduğu varsayılsa bile maaş hacizlerinde en fazla 1/4 oranında kesinti yapılabileceğini, SGK'nın maaşının 1/3 ünden fazlasını kesmesinin yasaya aykırı olduğunu, emekli maaşından başka hiçbir gelirinin olmadığını, bakmakla yükümlü olduğu eşi ve iki tane ... çocuğunun bulunduğunu, yapılan...
talebinin emekli ikramiyesinin haczini kapsamadığı gerekçesiyle talebin reddedildiğini ileri sürerek müdürlüğün 07.4.2017 tarihli ret kararının iptalini talep ettiği, ilk derece mahkemesince, borçlunun çalıştığı işyerine yazılan müzekkerenin İİK'nun 355. maddesi gereğince gönderildiği ve emekli ikramiyesinin haczini kapsamadığı, ayrıca emekli ikramiyesinin haczinin İİK'nun 89/1. maddesinin uygulanması ile mümkün olduğundan bahisle şikayetin reddine karar verildiği, kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine ......
Şubesine yatmakta olduğunu, bir borca kefil olmak iddiası ile emekli maaşının tamamına bloke konduğunu, bu sebeple emekli maaş ödemesinin durdurulduğunu, yapılan uygulamanın yasaya aykırı olduğunu, müvekkil aleyhine icra takibine başlanmadan doğrudan emekli maaşının haczinin mümkün olamayacağını, konu hakkında banka ile görüşüldüğünü fakat herhangi bir sonuç alınamadığını, maaşın başka bankaya nakli konusunda başvuruda bulunulduğunu fakat banka blokesi nedeniyle naklin yapılamadığını, hesaba haciz konduğunu bildirerek iş bu nedenler ile davacı emekli maaşına konulan blokenin kaldırılması, ödenmeyen birikmiş emekli maaşları için şimdilik 1.000TL’nin maaş ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesini, dava masrafları ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir....
Aksi halde haciz öncesi borçlunun muvafakati ile emekli maaşının tamamının haczedilebileceği sonucunu doğrurur. Bu yorum maddenin amacı ile bağdaşmaz. İcra müdürü önceden emekli maaşının tamamının haczine borçlu muvafakat etmesi halinde İİK'nun 83. maddesi çerçevesinde maaşa kısmen haciz koymak durumundadır. Bu hükme göre icra müdürü borçlunun önceden muvafakati bulunsa dahi gelir, aylık ve ödenekleri üzerine haciz koyabilmektedir. Borçlu lehine konulan bu hüküm İİK'nun 83/a maddesinin gerekçesine göre borçlunun hacizden önce sonuçlarını tahmin edemeyeceği cihetle, bir mal veya maaş yahut ücretin haczedilemeyeceği yolunda şikayette bulunmayacağını bildirmesinin, lehine olan yasa hükmünün uygulanmasından feragat etmesinin hükümsüz sayılacağı, zira bir malın ne derece haczedilemez olduğunun borçlunun ve ailesinin haciz anındaki durumlarına göre saptanabileceği ifade olunmuştur. Bu hükmün ...'ndan emekli maaşı alan borçlu yönünden kaldırılması için bir sebep yoktur....
Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının icra müdürlüğüne verdiği dilekçelerin ardışık şekilde olduğu her ne kadar hangisinin önce hangisinin sonra icra müdürlüğüne sunulduğu saat yazmadığından anlaşılmıyor ise de içerik itibariyle birbirini tamamlayan sırlarda olduğu, her ne kadar geçersizlik yada değişen şartlar nedeniyle maaş haczinin kaldırılması mümkün ise da sırf haczin kaldırılmış olmasının her zaman kesintilerin de iadesi sonucunu doğurmayacağı, davacının takibin başladığı aynı gün hiçbir haciz baskısı olmadan daha kendisine tebligat dahi yapılmadan tebligatı elden alıp dosyayı kesinleştirip maaş haczine muvafakat verdiği, muvafakattan ve ilk kesintiden yaklaşık 2 yıl sonra muvafakatın geçersiz olduğu iddia edilerek gerek icra mahkemesine başvurulduğu, uzunca bir süre kesintilere ses çıkarılmadığı hususları hep birlikte gözetilerek davacının geçmişe dönük yapılan kesintilerin iadesini istemesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına...
Hukuk Dairesi’nin 2016/15805 Esas ve 2018/885 Karar sayılı ve 22.02.2018 tarihli ilamında yer alan “ Dava, taraflar arasında akdedilen bireysel kredi sözleşmesi ve kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağı sebebiyle emekli maaşı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve kesilen paranın iadesi istemine ilişkindir. Alacağın dayanağını teşkil eden sözleşmede bankanın rehin, hapis ve takas hakkı hüküm altına alındığı, bankaya hesap ve alacaklar üzerinde rehin, takas ve mahsup hakkı tanındığı görülmektedir. Bu durumda kredi sözleşmeleri ve davacıdan alınan ek sözleşmedeki taahhütü kapsamında davacının davalı banka nezdinde ki maaş hesabına bloke konularak kesinti yapılması haksız şart niteliğinde değildir. Taraflar arasındaki sözleşme ile bu husus taahhüt edilmiştir....
numaralı hesabının yurt dışı emeklilik maaşının yattığı hesap olduğu, ... numaralı hesabın ise emekli maaş hesabı olmadığı, davacı yanca, bu hesabın da emekli maaş hesabı olduğu, daha sonra kapatılıp hesapta bulunan bakiyenin ... numaralı hesaba aktarıldığı iddia edilmiş ise de, banka kayıtları incelenerek hazırlanan her iki bilirkişi raporunun da anılan hesabın emekli maaş hesabı olmadığı yönünde birbirini teyit ettiği, dosya kapsamındaki bilgilerden, Alman Emeklilik Sigorta Kurumunun 01.03.2013 tarihinden itibaren SGK’ya davacının emekli aylıklarını gönderdiği ve SGK’nın da 29.03.2013 tarihinden itibaren davacı adına gelen emekli aylığını davalı bankanın ...Şubesi'ne gönderdiğinin tespit edildiği, bu husus gözetildiğinde davacıya 2013 yılı öncesinde SGK aracılığıyla yurt dışında hak kazandığı emekli aylığının ödenmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle davacının ......
Maaş üzerindeki haczin durdurulması talebinin haczin kaldırılması anlamına geleceği, hukukumuzda maaş üzerindeki haczin durdurulması şeklinde hukuki bir terimin mevcut olmadığı bu sebeple alacaklı vekilinin 12/01/2017 tarihli talebinde yer alan emekli maaşı üzerindeki haczin durdurulması talebi ile haczin kaldırılmasının talep edildiğinin kabulü gerekir. Diğer taraftan, borçlunun emekli maaşına konulan her haciz, kendi özgün koşulları içinde ve ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Konulan her haczin, öncekinden farklı olarak ayrıca bir şikayet hakkı doğuracağı ise tartışmasızdır. Dolayısıyla 03/01/2014 tarihinde borçlu tarafından verilen muvafakate dayanılarak yapılan haciz işlemi alacaklının talebiyle 12/01/2017 tarihinde kaldırıldığına (durdurulduğuna) göre, yeniden haciz konulabilmesi için borçlu tarafından yeniden muvafakat verilmesi gerekir. Aksi halde muvafakatin takip sonuna kadar devam edeceği gibi bir sonuç ortaya çıkar....
Aile Mahkemesi’nin 29.11.2017 tarih ve 2014/889 Esas sayılı ara kararı ile anılan yoksulluk nafakasının kaldırıldığı beyan olunmuş ise de, asıl şikayet konusunun maaş haczinin usule aykırı konulduğu gerekçesiyle kaldırılması talebinden ibaret olduğu, dosyada mevcut deliller ve temyiz tarihi itibari ile anılan maaş üzerinden haczin kalkıp kalmadığının net olarak belirlenmediği gibi mahkemece oluşturulan gerekçede de bu duruma açıklık getirilmediği görülmektedir....


