ün tasfiye işlemlerini yapması nedeniyle davayı Ticaret Sicil Müdürlüğü yanında tasfiye memuruna da yönelttiklerini, icra takiplerine konu alacakların doğum tarihinin terkin tarihinden öncesine tekabül edip devam etmesi nedeniyle müvekkili şirketin ihya davasını açmakta hukuki yararının bulunduğunu, ticari alacak ve borçların ticari defterlere kaydının zorunlu olması nedeniyle davalı tasfiye memurunun icra takibine konu borçlardan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, tasfiyenin bu borçlar ödenmeden gerçekleştirilmesi nedeniyle davalı tasfiye memurunun sorumlu olup icra takiplerine devam edilip alacağın tahsilinin sağlanabilmesi için borçlu şirketin ihyasının gerektiğini bildirmiş, borçlu şirketin ihyasına, ticaret siciline yeniden tescili ile ek tasfiye işlemlerinin gerçekleştirilmesi için son tasfiye memuru veya yeni bir tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Esas sayılı dosyası ile rücuen alacak davası açıldığını, dosyanın halen derdest olduğunu, --- Mahkemesinin 27/09/2021 tarihli ara karar ile; "Mahkemece yapılan araştırmada şirketin ticaret sicilden gelen yazı cevabında şirketin hala tasfiye halinde olduğu yetkilisinin --- olduğu ancak bu kişinin vefat ettiği bu durumun ticaret sicile bildirildiği ve şirketin halen kaydının terkin olarak görünmediği anlaşılmış olup ; Geri çevirme ilamı gereğine davacı vekili tarafından şirketin tasfiye işlemlerinin sona erip ermediği şirketin son halinin araştırılması ve eğer şirket terkin edilmiş ise taraf teşekkülü sağlanması bakımından ihya davası açılması gerektiğinden bu hususlar ile ilgili davacı vekiline süre verilmesine" karar verildiğini, şirketin tasfiye sürecinin halen devam ettiğini, bu süreçte tasfiye memurunun vefat ettiğini, vefat eden tasfiye memurunun yerine yeni bir...
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/203 Esas (öncesi 2001/1097 E) sayılı dosyasında açılmış bulunan tazminat davasının bulunduğu, söz konusu davaya ilişkin yargılamanın 16.04.2018 tarihli celsesinin 2 nolu ara kararında davacı tarafça davalı şirketin ihya edilmesine ilişkin açılan dava neticesinin beklenilmesine karar verildiği görülmekle; davacının tasfiye halindeki şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yarar bulunduğu, tasfiyenin kapatılması için tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması, tasfiye halindeki şirketin taraf olduğu tüm uyuşmazlıkların neticelenmiş olması gerektiği, bu nedenle tasfiye memurunun, davacı tarafından yasal sürede başvurulmadığından, tasfiyenin usule uygun yapılmış olmasından dolayı davanın reddi gerektiği yönündeki istinaf nedeninin yerinde olmadığı, davalı ......
maddesi gereğince de ortaklar karar vermedikçe tasfiye memurunun şirket mallarını toptan satamayacağını, ortaklar kurulunun şirketin tek taşınmazını satmaya yetki verebilmesi için ...’nın 388 maddesinin .... ve 4. fıkralarındaki nisapların şart olduğunu, 05/09/2011 tarihinde alınan kararların toplantının belirtilen yerde yapılmaması, çağrı usulüne uyulmaması, toplantıya davacıların katılmasının engellenmesi, tasfiye memurunun iyiniyetli olmaması gibi nedenlerle geçerli sayılamayacağını ileri sürerek, tasfiye memurunun iyiniyetli davranmayarak görevini kötüye kullanması nedeniyle tasfiye memurunun azlini, yeni bir tasfiye memuru tayin edilmesini, 05/09/2011 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararlar ile şirket mevcudunun ortaklara tasfiye payı olarak dağıtılmasına ilişkin .../09/2011 tarihli kararın iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket tasfiye memuru, davanın reddini istemiştir. Müdahiller vekili, davanın reddini istemiştir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/592 KARAR NO : 2022/557 DAVA : TTK'nun 537 (2) Maddesi Uyarınca Tasfiye Memurunun Değiştirilmesi DAVA TARİHİ : 22/09/2021 KARAR TARİHİ : 22/06/2022 Mahkememizde görülmekte olan TTK'nun 537 (2) Maddesi Uyarınca Tasfiye Memurunun Değiştirilmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar sayılı ilamı ile müvekkili davacı ...'in, davalı şirketin iki ortağından biri olup, diğer ortak ...’nın şirketin %90 payının sahibi ve şirketi temsile tek yetkili ve müdür iken davalı şirketin feshi ve tasfiyesi için açtığı davanın kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak resen mali müşavir ...'ın atanmasına karar verildiğini, ardından müvekkili tarafından açılan tasfiye memurunun değiştirilmesi davasında İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.02.2019 tarihli .../... Esas .../......
maddesi gereğince de ortaklar karar vermedikçe tasfiye memurunun şirket mallarını toptan satamayacağını, ortaklar kurulunun şirketin tek taşınmazını satmaya yetki verebilmesi için TTK’nın 388. maddesinin 3. ve 4. fıkralarındaki nisapların şart olduğunu, 05/09/2011 tarihinde alınan kararların toplantının belirtilen yerde yapılmaması, çağrı usulüne uyulmaması, toplantıya davacıların katılmasının engellenmesi, tasfiye memurunun iyiniyetli olmaması gibi nedenlerle geçerli sayılamayacağını ileri sürerek, tasfiye memurunun iyiniyetli davranmayarak görevini kötüye kullanması nedeniyle tasfiye memurunun azlini, yeni bir tasfiye memuru tayin edilmesini, 05/09/2011 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararlar ile şirket mevcudunun ortaklara tasfiye payı olarak dağıtılmasına ilişkin 21/09/2011 tarihli kararın iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket tasfiye memuru, davanın reddini istemiştir. Müdahiller vekili, davanın reddini istemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR 1- Davalı şirketin son sicil kaydının istenmesi, faaliyette olup olmadığının, sicilden terkin edilip edilmediğinin sorularak yazı cevabı eklendikten, a) Ticaret Sicil Memurluğunca davalı şirketin sicilden terkin edilmediğinin bildirilmesi halinde, gerekçeli kararın ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı en son adresine yöntemince tebliğ edildikten, b) Davalı şirketinin tasfiye halinde olduğu bildirildiği takdirde tasfiye işlemi tamamlanmamışsa, tasfiye memurunun kimlik ve adres bilgilerinin sorulması ve gerekçeli kararın ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin tespit edilen tasfiye memuruna yöntemince tebliğ edildikten, c) Tasfiye işlemi tamamlanmış ve tasfiye sonu kararı ile şirket ticaret sicilinden terkin edilmiş, tüzel kişiliği son bulmuşsa davalı şirketin ihyasının sağlanması ve tasfiye memurunun atanması...
Ek tasfiye işlemlerinin de aynı tasfiye memuru tarafından yapılması uygun görülmüş ve yeni bir tasfiye memuru atanmamıştır. Davalı ---- yasal hasım konumunda olup, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, bu davalı harç, yargılama giderleri ve karşı yan vekalet ücretinden sorumlu tutulmamıştır. Diğer davalı tasfiye memurunun sorumluluğuyla ilgili olarak yapılan incelemede davalı tasfiye memurunun ihya davası açılmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla, harç, yargılama giderleri ve karşı yan vekalet ücretinden sorumlu tutularak, davanın ve birleşen dosya davasının kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
ın da tasfiye memuru atandığının anlaşıldığını, ödeme emrinin davalı tasfiye memuruna 06.02.2013 tarihinde tebliğ edildiğini, icra takibine konu cari hesap alacağının ve esasında faturalara dayanan alacağın şirketin tasfiyesine karar verilmeden önce doğduğunu, davalı ...'ın tasfiye memuru olarak ......
SAVUNMA Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü temsilcisi, davacının işbu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, TTK'nın ek tasfiye başlıklı 547.maddesine göre tasfiye kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunluğu olduğu anlaşılırsa son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların şirketin yeniden tescilini isteyebileceklerini, son tasfiye memurları veya yeni bir veya birkaç tasfiye memurunun mahkemece atanabileceğini, daha önce atanan tasfiye memuru ile ilgili verilen kararın kesinleştiğini belirterek hukuki yarar ve dava şartı yokluğundan davanın reddine, müdürlüğün yasal hasım olması nedeniyle aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ GEREKÇE Dava, tasfiye memurunun değiştirilmesi talebine yöneliktir....


