Somut olayda, izinle çıkarak Türk Vatandaşlığını kaybeden davacının, 05.02.2014 günlü borçlanma başvurusu, talep tarihinde Türk Vatandaşı olmadığı gerekçesiyle ve hukuka aykırı şekilde 10.03.2014 günlü kurum yazısıyla reddi üzerine eldeki bu davanın açıldığının anlaşılması karşısında; anılan 10.03.2014 günlü red yazısının davacıya tebliğine ilişkin tebliğ belgesi getirtilip, tebliğ tarihi belirlenerek, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde yeniden yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.10.2015 gününde oybirliği ile karar verildi....
Somut olayda, izinle çıkarak Türk Vatandaşlığını kaybeden davacının, 28.12.2012 günlü borçlanma başvurusu, talep tarihinde Türk Vatandaşı olmadığı gerekçesiyle ve hukuka aykırı şekilde 08.01.2013 günlü kurum yazısıyla reddi üzerine eldeki bu davanın açıldığının anlaşılması karşısında; anılan 08.01.2013 günlü red yazısının davacıya tebliğine ilişkin tebliğ belgesi getirtilip, tebliğ tarihi belirlenerek, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde yeniden yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 07.05.2015 gününde oybirliği ile karar verildi....
Boşanma davasında, davacının Türk Medeni Kanununun 174/1-2 maddesine dayalı tazminat talepleri, boşanma davası içerisinde süresinde istenmediği, davalı (koca)'nın bu taleplere açık rızası bulunmadığı gibi, bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah (HMK md.176) işlemi de mevcut olmadığından, mahkemece bu talepler hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilecek yerde usulden reddedilmiştir. Ret kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Davacı boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddesine dayalı tazminat taleplerine ilişkin bu davayı açmıştır. O halde davacı (kadın)'ın maddi ve manevi tazminata ilişkin talebinin esasının incelenmesi gerekirken, dava şartı yokluğundan (HMK md. 114/1-i) reddi doğru görülmemiştir....
İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla kaçakçılık suçundan 10 ay hapis ve 4 gün adli para cezası aldığı, bu cezaya ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetime tabi tutulmasına karar verildiği hususu dikkate alındığında; 5901 sayılı Kanun ve bu Kanun'un uygulanmasına ilişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca davacının işlediği suçun, niteliği itibariyle davacının Türk vatandaşlığına alınmasına engel olduğu anlaşıldığından, başvurunun reddine yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir....
O halde, ... olmayan çocuğun, doğumla veya kan bağına dayanan soybağının yahut da yapay soybağının (evlat edinme) kurulmasıyla kazandığı soyadının; velayet hakkına sahip olan ebeveyn ya da çocuk vesayet altında ise vasisinin talebiyle değiştirilip değiştirilemeyeceği sorunu, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 321. maddesi hükmü ve soybağının hükümleri esas alınarak çözülecektir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/ Esas - 2024/ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/ Esas KARAR NO : 2024/ BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : ... GÜVENLİK KURUMU - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... TİCARET VE SANAYİ ODASI BAŞKANLIĞI TİCARET SİCİLİ MÜDÜRLÜĞÜ - VEKİLİ : Av. DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 09/02/2024 KARAR TARİHİ : 03/04/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/04/2024 Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı taraf dava dilekçesinde özetle : Davacı Kurumun ......
" fiilini işlediğinin anlaşıldığı, bu durumda, davacının, Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, davacı tarafından, işleme esas teşkil eden fiile ilişkin ceza yargılamasının temyiz aşamasının beklenmediği, masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddia edilmekte ise de, ceza mahkemesinin kişinin isnat edilen eylemi işlediğine dair kararlarının disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcı olmadığı, yetkili Yüksek Disiplin Kurulu tarafından, sadece anılan Mahkemenin ceza dosyası kapsamında verilen mahkumiyet kararının değil aynı zamanda, davacının eylemi ile ceza ve disiplin soruşturması kapsamındaki çelişkili ifadelerinin birlikte göz önünde bulundurularak olay ve olguların disiplin hukuku kuralları çerçevesinde yeniden değerlendirildiği görüldüğünden, davacının bu iddialarına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir....
maddesine göre Bankanın sermaye paylarının (A), (B) ve (C) grubu olmak üzere üç gruptan oluştuğu, sermayenin % 49'unu teşkil eden (A) grubu payların Hazine'ye ait olduğu ve % 31'ini teşkil eden (C) grubu payların bir kısmının kamu tüzel kişileri ve sosyal güvenlik kurumlarına ait olduğu hususu gözönüne alındığında, Bankanın sermayesinde de Hazine ve kamu kuruluşları ağırlığının bulunduğunu belirtmek gerekmektedir. Anılan KHK'nin 15. maddesinde yer verilen, Banka Personelinin İktisadi Devlet Teşekkülleri personel rejimini düzenleyen Kanuna tabi olduğu şeklindeki hüküm nedeniyle, Bankada uzman olarak görev yapan davacının 5 yıl mecburi hizmetle yükümlü tutulması yolundaki işlem hakkında Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı KHK.'nin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair 399 sayılı KHK.'...
Öte yandan, limited şirket pay devrinin geçerli olabilmesi için TTK 520.maddesine göre, limited şirket pay devrinin ... şekilde yapılması ve imzaların noterce tasdik edilmesinden sonra, pay devrinin limited şirkete bildirilerek, ana sözleşmede aksine hüküm yoksa ortakların en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin dörtte üçüne sahip olması, ayrıca devrin pay defterine kaydedilmesi gerekir. Bu devrin ticaret siciline tescili ise, pay devrinin gerçekleşmesi için zorunlu bir şekil şartı değildir. Davacının dava dışı şirketteki ilişkisinin sona ermesinin sicil gazetesinde ilanının, işlemin hukuken varlık kazanmasına değil, bu hususun üçüncü kişilere açıklanması amacına yönelik olduğu, dolayısıyla inşai değil bildirici bir işlem olduğu açıktır. Davaya konu ödeme emrindeki borçlar, dönem itibariyle şirketi temsil yetkisi olmayıp yalnız kurucu ortak olan davacıyı ilgilendirir borç da değildir....
G) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 07/01/1966 doğumlu olup Bakanlar Kurulu' nun 12/08/1997 tarihli kararı ile vatandaşlıktan çıkmasına izin verilmiş olup vatandaşlıktan çıkma belgesini teslim aldığı 07/05/1998 tarihinde Türk vatandaşlığını kaybettiği, 04/11/1998 tarihinde tekrar Türk vatandaşlığına girdiği, davacının yurtdışı hizmet cetvelinden 27/12/1989 tarihinde hamilelik/annelik izni kapsamında genel emeklilik sigortasına dahil edildiği, 31/03/1996 tarihi dahil hamilelik ve annelik prim ödemeleri olduğu, 01/02/1998 tarihinde zorunlu sigortalılığının başladığı, ülkemizde ise 03/07/2013- 12/07/2013 tarihleri arasında 10 gün SSK' lı çalışmasının olduğu, 08/07/2013 tarihli tercümesi yapılan ikametgah belgesine göre davacının 05/08/1988 tarihinden itibaren ... şehrinde ikamet ettiği, davacının yurda giriş ve çıkış tarihlerinin emniyet kayıtlarına göre 04/04/1992 tarihinden itibaren bildirildiği anlaşılmıştır.Davanın yasal dayanağı olan...


