parçaya ifraz ederek 10 sayılı parseli kendi uhdesinde bırakarak 9 sayılı parseli ... 2....
Numaralı bentte açıklanan davadaki aynı gerekçelere ve hukuki nedenlere dayanarak; çekişmeli 28 ada 1 parsel hakkında verilen kadastro komisyon kararının iptali ile 28 ada 1 parselin kendi adına tescili istemiyle dava açmıştır. Bu dava yukarıda 4. nolu bentte yazılan 1966/460 Esas sayılı dava ile birleştirilmiştir. 6. Yukarıda 4. ve 5. Bentler olarak gösterilen ve ... tarafından 28 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik açılan davalar birleştirilerek mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı ...'ün davasının reddine karar verilmiş; verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine; Yargıtay 14.Hukuk Dairesi'nce ".......
DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... mahallesinde yapılan uygulama kadastrosu sırasında müvekkili olan davacıya ait 160 ada 56 parsel sayılı (eski 967 parsel) taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ileri sürerek, hatanın düzeltilmesi istemiyle Kadastro Müdürlüğünü davalı olarak göstermek suretiyle dava açmış ve yargılama sırasında davasını çekişmeli 160 ada 55 parsel sayılı taşınmazın maliki olan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne de yöneltilmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Müdürlüğü vekili; davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı DSİ vekili cevap dilekçesinde; görev, yetki, süre, taraf ve zamanaşımı hususlarının itirazen incelenmesini talep ettiklerini, dava konusu parselle kurumlarnın bir ilgisinin bulunmadığnı, kamulaştırma işleminin yapılarak davalı kurum adına tescilinin yapıldığını, bu nedenle kurum yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 04.07.2017 tarih ve 2017/1257 Esas, 2017/1290 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın kesin satış senedine ve tanık beyanlarına göre 1992 yılından beri aralıksız ve çekişmesiz olarak davacı tarafından kullanıldığı, satış senedinin dava konusu yere ait olduğu tespit edilerek F harfi ile gösterilen kısmın dava konusu taşınmazın Beykoz Belediyesine dava açıldıktan sonra devredilmiş olması nedeniyle davacı adına kullanım şerhi verilmesinin doğru olmadığı, ancak; davacının zilyetliğinin tespitinde hukuki yararının mevcut olduğu, taşınmazın F harfi ile gösterilen kısmının davacının zilyetinde olduğu belirtilen hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği ve yapılan yargılamada eksiklik bulunmadığı, bu nedenle davalı ... vekilinin isitinaf itirazlarının kabulü ile hükmün düzeltilmesi suretiyle davacının zilyetliğinin tespiti yönünde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; Beykoz Kadastro Mahkemesinin 16.02.2017 tarihli ve 2015...
Çiftliğine ait tapunun Ağustos 1326 tarihinden beri devam eden tedavül ve ifrazları ile birlikte Temmuz 1969 tarih 63 ve 64 numaralı tapu kayıtlarının iptali istemi ile açtıkları tapu iptali davasının, “Tapunun intikalleri ile ifraz ve sınır değişikliği işlemlerinin yapıldığı tarihlerdeki yasal prosedürlere uygun olduğu ve tapu kayıtlarının hukuki değerini koruduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşıldığına göre ... Köyünde tapu maliklerinin hem mülkiyetlerinde hem de, açıklanan dava dosyasında yazılı seksen kişiye ait taşınmazlarda ve diğer yukarıda yazılı dava dosyalarında tapu maliklerinin asli zilyet bulundukları, diğer üçüncü kişilerin ise fer’i zilyet bulunduğu anlaşılmaktadır....
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; dava konusu taşınmazlar ile komşu taşınmazlarda 1942 yılında orman tahdidi yapıldığı, taşınmazların kesinleşen orman tahdidi sınırları içerisinde kaldığı, tüm bu davaların açılmasına neden olan sorunun 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesine göre orman sınırları dışına çıkarılmış olmasına karşın İdarenin, vakıflar ile ilgili orman tahdidinin iptali kararını yanlış değerlendirip, 2/B uygulamasını iptal ederek mükerrer orman tahdit uygulaması yapmasından kaynaklandığı, ayrıca taşınmazın davacı veya murisi adına tespit edilmesi üzerine Hazine tarafından geçmişinin orman ve zilyetlikle kazanılamayacağı iddiası ile dava açıldığı, mahkemece taşınmazın geçmişi orman ve 2/B niteliğinde görülerek Hazine adına tarla niteliği ile tescil edildiği, bu kararın kesinleştiği ve Hazine yönünden bağlayıcı olduğu, tüm bunlar dışında bölgede benzer ve komşu taşınmazlar için mahkemelerce verilen kabul kararlarının tamamına yakınının Yargıtay (Kapatılan...
göre Hisarönü Köyünde tapu maliklerinin hem mülkiyetlerinde hem de, açıklanan dava dosyasında yazılı seksen kişiye ait taşınmazlarda ve diğer yukarıda yazılı dava dosyalarında tapu maliklerinin asli zilyet bulundukları, diğer üçüncü kişilerin ise fer’i zilyet bulunduğu anlaşılmaktadır....
Çiftliğine ait tapunun Ağustos 1326 tarihinden beri devam eden tedavül ve ifrazları ile birlikte Temmuz 1969 tarih 63 ve 64 numaralı tapu kayıtlarının iptali istemi ile açtıkları tapu iptali davasının, “Tapunun intikalleri ile ifraz ve sınır değişikliği işlemlerinin yapıldığı tarihlerdeki yasal prosedürlere uygun olduğu ve tapu kayıtlarının hukuki değerini koruduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşıldığına göre ... Köyünde tapu maliklerinin hem mülkiyetlerinde hem de, açıklanan dava dosyasında yazılı seksen kişiye ait taşınmazlarda ve diğer yukarıda yazılı dava dosyalarında tapu maliklerinin asli zilyet bulundukları, diğer üçüncü kişilerin ise fer’i zilyet bulunduğu anlaşılmaktadır....
Çiftliğine ait tapunun Ağustos 1326 tarihinden beri devam eden tedavül ve ifrazları ile birlikte Temmuz 1969 tarih 63 ve 64 numaralı tapu kayıtlarının iptali istemi ile açtıkları tapu iptali davasının, “Tapunun intikalleri ile ifraz ve sınır değişikliği işlemlerinin yapıldığı tarihlerdeki yasal prosedürlere uygun olduğu ve tapu kayıtlarının hukuki değerini koruduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşıldığına göre ... Köyünde tapu maliklerinin hem mülkiyetlerinde hem de, açıklanan dava dosyasında yazılı seksen kişiye ait taşınmazlarda ve diğer yukarıda yazılı dava dosyalarında tapu maliklerinin asli zilyet bulundukları, diğer üçüncü kişilerin ise fer’i zilyet bulunduğu anlaşılmaktadır....
Bu süreyi geçirenler için 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Orman Yasasının muvakkat 3.maddesi hükmü ile "3116 Sayılı Yasanın 7. maddesinde yazılı üç aylık itiraz süresini geçirenlere bu yasanın yürürlük tarihinden itibaren altı aylık itiraz süresi" getirildiği halde, bu süre içinde de orman kadastrosunun iptali için bir dava açılmamış ve dava konusu taşınmazı orman sınırları içine alan orman kadastro işlemi 1947 yılında kesinleşmiştir. Kesinleşen orman sınırlarını değiştirmeye hiç bir merci ve makam yetkili değildir....


