"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (koca) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, davacı koca tarafından anlaşmalı boşanma olarak açılan davanın 11.05.2012 tarihli oturumda çekişmeli (TMK.md.166/1-2) boşanma davasına dönüştürüldüğü ve yargılama boyunca terk nedeniyle boşanma (TMK.md.164) yönünden bir talebinin ve beyanının bulunmadığının anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 119.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu...
Davalı-karşı davacı kadın, karşı dava dilekçesinde fiili ayrılık nedenine dayalı boşanma talebinde bulunmadığı gibi dayanak boşanma dosya numarasından da bahsetmemiştir. Yerel mahkeme taraflara delillerini bildirmek üzere vermiş, davalı-davacı delil listesinde reddedilen boşanma dosyasını bildirmemiş bildirmediği gibi, bu delile hiç bir şekilde dayanmamıştır. Hakim taleple bağlıdır (HMK.md.26). Davalı-davacının karşı dava dilekçesinde; davacı-davalının evliliği sürdermek için çaba göstermediğini, açtığı boşanma davasının reddedildiğini belirtmesi, davalı-davacının Türk Medeni Kanununun 166/4'te düzenlenen fiili ayrılık nedenine dayalı boşanma davası olduğunu göstermez. Aksi bir uygumama; dilekçede diğer eşin başka bir kişiyle yaşadığından söz edilmesi, zina nedenine dayalı boşanma davasınında bulunduğu anlamına gelir. Ve yine dilekçede eşin evi terk ettiğinden bahsedilmesi, terk nedeniyle boşanma davasının da bulunduğunu kabul etmeyi gerektirir....
Noterliği aracılığıyla davalı kadına terk ihtarında bulunduğu, ihtarın şekil ve içerik olarak kanuna uygun düzenlendiği, yasal süreden sonra işbu davanın açıldığı, gelinen aşama terk nedeniyle açılan boşanma davasında ispat külfeti kendisine ait olan kadının terk ihtarının samimi olmadığını yahut ihtara rağmen eve dönmemekte haklı olduğunu kanıtlayamadığı, tüm tanık beyanlarına göre evden gittikten sonra davalı kaıdnın müşterek konuta bir daha dönmediği anlaşılmakla; terk nedeniyle boşanma davasının şartlarının oluştuğu, davacının davasının kabulü ile, tarafları terk nedeniyle boşanmalarına, kadın yararına aylık 500,00 TL.tedbir nafakasına, işbu nafakanın karar kesinleşinceye kadar devamına, ortak çocuğun yaşı dikkate alındığında halen anne bakım ve şefkatine muhtaç olduğu dikkate alınarak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk yararına aylık 750,00 TL.iştirak nafakasına, davacı erkeğin maddî ve manevî tazminat talebi yönünden dosyada yer alan davalı kadına ilişkin gelir durumu,...
OTURMAYA ELVERİŞLİ EVTERK NEDENİYLE BOŞANMA 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 164 ] 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 186 ] 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 188 ] 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 195 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü. Terk sebebine dayalı boşanma davasının kabul edilebilmesi için öncelikli şart, davalı eşin haklı bir sebep olmadan en az dört aydan beri evlilik birliği dışında kalmasıdır. Tarafların birlikte seçtikleri (TMK m. 186) veya Türk Medeni Kanunu'nun 188. maddesi şartlarının oluşması sebebiyle eşlerden birinin seçtiği ya da hakim tarafından belirlenen (TMK m. 195) hallerine uygun, oturmaya elverişli, bağımsız bir evleri yoksa, birlik dışında bulunan eşin bu davranışı haklı sebebe dayanır....
Davalı, iddianın haksız ve yersiz olduğunu, davacının rızasını alarak geçici süre ile kızının yanına gittiğini, müşterek haneyi terk etmediğini, aksine davacının kusurlu hareketleri neticesinde boşanma şartlarının oluştuğunu, aralarındaki boşanma davasının sürdüğünü, davacının kendi isteği ile dava konusu taşınmazların yarısını verdiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, hile iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü....
Red kararının kesinleşmesinden sonra 09.08.2008 tarihinde yine erkek tarafından terk ihtarı çekilmiş ve akabinde TMK 164 maddesine göre terk hukuki sebebi ile boşanma davası açılmıştır. Açılan bu ikinci davada ilk derece mahkemesi davanın kabulü ile tarafların boşanmasına karar vermiş ancak kadın tarafından temyiz edilen bu karar, ihtarın usulüne uygun olmaması nedeniyle reddi gerekirken kabulü hatalı olduğu gerekçesi ile bozulmuştur. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, yukarıda belirtilen davalardan sonra tarafların bir araya gelmediği anlaşılmaktadır. O halde erkek tarafından çekilen ihtar ile ihtardan öncesinde meydana gelen olayların affedildiği, sonrasında da birlikte yaşam kurulamadığı, zaman zaman kadının erkeğin evine giderek temizlik ve diğer işlerini yaptığı, en son erkeğin kızının eve yerleşmesinden sonra kadının erkeğin evine gitmediği bu nedenle kadına kusur yüklenilmesi doğru olmamıştır....
İhtar samimi olmadığı gibi koşulları da oluşmadığından boşanma davasının reddi, kadının nafaka davasının kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.” “....Davalının davet edildiği konut seçilirken davalının rızası da alınmamıştır.(TMK. md. 186 )....Gerçekleşen bu durum karşında hükme dayanak yapılan ihtarın geçerli olduğundan bahsedilemez. Davanın reddi gerekirken boşanmaya karar verilmesi doğru olmamıştır.” Y2HD, 30.06.2005, 7747-10336 Evin seçimi konusunda çekişme “çıkmamışsa” sorun yoktur. Ancak terk sebebiyle boşanma (TMK. m. 164) davasında konutun seçimi nedeniyle çekişme çıkarsa ne olacaktır? Çözüm: Eşler ayrı ayrı veya birlikte yapacakları istem ile aşağıdaki durumlarda TMK. m. 195 f. I hükmüne göre aile mahkemesi hakiminin müdahalesi 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Bilimsel Açıklama-İçtihatlar-İlgili Mevzuat, Yetkin Yayınevi: I. Cilt, (TMK. m. 1-351), Ankara 2004 , II....
nin bu tartışmalar nedeniyle birkaç defa evi terk ettiği ancak her seferinde müşterek konuta döndüğü, bu suretle davacının davalıyı affetmiş sayılacağı, davacının evden son ayrılışında ise davalıdan kaynaklı bir sebeple evi terk ettiğinin ispat edilemediği, sonuç olarak tanıkların tarafların ayrı yaşamalarına sebep olan olayların ne olduğunu aydınlatmaya yeterli görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığı ve tüm dosya içeriği gözönüne alındığında taraflar arasında davalıdan kaynaklanan sebeplerle evlilik birliğinin devamını imkansız kılacak şekilde geçimsizlik bulunduğu hususunun sübut bulmadığı” şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir....
nedenine dayalı olarak boşanmalarına, müşterek çocuklardan Samet Can'ın velâyetinin anneye verilmesine, velâyet hakkı anneye verilen müşterek çocuk ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasına, Samet için 500,00 TL tedbir, 500,00 TL iştirak nafakasına, davalı-karşı davacı kadının çalışıyor olması nedeniyle yoksulluk nafakası talebinin reddine, ziynet eşyalarına ilişkin talebinin reddine, kadın lehine 30.000,00 TL maddî, 28.000,00 TL manevî tazminata, davacı-karşı davalı erkeğin terk hukuki nedenine dayalı boşanma davasının reddine karar verilmiştir....
Aile Mahkemesi'nin 2015/887 Esas ve 2017/361 Karar sayılı dosyasında kesinleşmesi nedeniyle boşanmanın fer'îleri yönünden devam etme iradesini aşamalarda beyan ettiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, erkek tarafından önceki tarihte açılan boşanma davasında verilen boşanma hükmünün kesin hüküm oluşturması nedeniyle boşanma konusunda açılan davanın usulden reddine, yine önceki tarihli davada kadının kusurlu bulunması nedeniyle şartları oluşmayan nafaka ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; kadının boşanma davası hakkında önceki boşanma davasında verilen boşanma hükmünün kesinleşmiş olması nedeniyle boşanma davası konusuz kalmakla bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır. Ancak bu husus temyiz konusu edilmediğinden yanlışlığa değinilmesiyle yetinmek gerekmiştir....


