Sulh Hukuk Mahkemesine 2015/525 Esas sayılı davayı açtığı, davanın reddine karar verildiği ve bundan sonra tarafların bir araya gelmedikleri; davalı kadının erkeğin yapmış olduğu tasarrufların geçersiz olması için davacı erkeğin savurgan, alkol bağımlısı olduğu, akıl sağlığının yerinde olmadığını beyan ederek kısıtlanmasını sağlamaya çalıştığı, erkeğin son iki yılda yurt dışına çıkmadığını ve akıl sağlığının yerinde olduğunu bilebilecek durumda olmasına rağmen kısıtlanması için birden fazla dava açarak erkek eşin güvenini sarstığı, söz konusu durumun hakkın kullanılması mahiyetinde olmadığı, erkeği zor durumda bırakma amacının açık olduğu kanaatiyle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davalı kadın tam kusurlu olduğu belirilerek ölüm nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca sağ kalan eşin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tam kusurlu olduğunun tespitine...
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davalarında dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın feragat nedeniyle reddine, birleşen davanın kabulü ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına ve ferilerine karar verilmiştir. Kararın davacı- davalı erkek tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı- davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I....
kaçarak onunla yaşamaya başladığını belirterek ıslah taleplerinin kabulü ile tarafların evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanmalarına karar verilmesini, 100.000,00 TL maddî 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; tarafların açtığı evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasında; ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, taraflar yararına maddî ve manevî tazminat ile tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesi şartlarının mevcut olup olmadığı, hükmedilen nafaka ve tazminatların miktarlarının hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2....
Aile Mahkemesi'nde 2017/34 esas sayılı dosyası ile boşanma davasının olduğunu, kadının boşanma davasının henüz kesinleşmediğini ancak kadının bu süreç içerisinde bir başka erkek ile gönül birlikteliği yaşadığını ve ayrıca dini imam nikah ile evlendiğini, kadının dini nikah ile evlenerek birlikte yaşamasının zina nedeni ile boşanma şartlarını oluşturduğundan tarafların boşanmasına karar verilebileceğini ileri sürerek davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 161 inci maddesi uyarınca zina nedeniyle olmadığı taktirde 166 ncı maddesi birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya bırakılmasına, 50.000,00 TL maddî ve 100.000,00 manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı kadına dava dilekçesi usulüne uygun olarak 02.07.2020 tarihte tebliğ edilmiş olup davalı kadın tarafından yasal süresi içinde cevap dilekçesi verilmemiştir. III....
Somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar evlilik birliğinin temelinde sarsılmasına neden olan olaylarda davacı karşı davalı kadın tam kusurlu kabul edilmişse de, fiili ayrılığın tek başına boşanma nedeni sayılamayacağı, terk hukuki sebebine dayalı olarak açılmış bir boşanma davasının da bulunmadığı dikkate alınarak kadının evi terk etmesinin kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, diğer yandan tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davalı karşı davacı erkeğin davacı karşı davalı kadını aşağıladığının anlaşılmasına göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekirken yazılı olduğu şekilde davacı karşı davalı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3....
Aile Mahkemesi 2016/497 Esas sayılı dosyası üzerinden boşanma davası açtığını, akabinde açtığı davadan feragat ettiğini, ancak feragat ettiği ilk boşanma davası ile aynı sebeplere ve aynı maddî vakıalara dayanarak eldeki davayı açtığını, hiç bir yeni vakıaya dayanmadığından eldeki davanın reddedilmesi gerektiğini iddia ederek; kendi davasının kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, velâyetin babaya verilmesini, yararına 10.000,00 TL maddî, 40.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. III....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davalı erkeğin, davacı kadına hakaret ettiği, küfür ettiği, darp ettiği, davacının misafirlerini kovduğu, baskı uyguladığı; davacı kadının ise çocukları darpettiği, davalı erkeğin ağır kusurlu, davacı kadının ise daha hafif kusurlu olduğu gerekçesi ile davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulü ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin davalı babalarına verilmesine, anne ile kişisel ilişki kurulmasına, davacının yoksulluk nafakası talebinin reddine, davacı için önceden bağlanan tedbir nafakasının karar tarihinden itibaren kaldırılmasına, 7.500,00 TL maddî tazminatın kararın kesinleşmesinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 7.500,00 TL manevî tazminatın kararın kesinleşmesinden...
DAVA Davacı erkek dava ve ıslah dilekçesinde özetle; kadın ile bir küs bir barışık yaşadıklarını, fiilen ayrı olduklarını, kadının sürekli kök ailesi ile ilgilendiğini, kadının ailesinin borçlarını sürekli erkeğe ödettirdiğini, yemek yapmadığını, eviyle ilgilenmediğini, eve geç saatlerde geldiğini iddia ederek davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına ve ortak çocuğun velâyetinin erkeğe verilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II....
CEVAP Davalı kadın vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının alzheimar olduğu, müvekkili evlendiği günden bu yana eşiyle birlikte yaşadığı, evlilik birliğinin ilk günlerinden bu yana müvekkilinin kanun, örf ve adetlerin, eşini seven ve saygı duyan bir eşin yapması gereken ve sosyolojik olarak kendisinden yapması beklenen bütün vazifeleri eksiksiz yerine getirdiği, davalının yaklaşık 6 yıldan bu yana demans hastalığı nedeniyle kendisine müvekkili tarafından bir bebek titizliğiyle bakıldığı, müvekkilinden habersiz bir şekilde Niğde Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/945 Esas sayılı dava dosyası üzerinden davalının hastalığı nedeniyle kısıtlandığı, davalının hastalığının son evresinde olduğu ve öleceği düşünüldüğünden bırakacağı miras mallarının 1/4'ü ikinci eş olarak evlendiği müvekkiline kalmaması için boşanma davasını açabilmek için davalının vasiliğini çocuğu ...'...


