WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

CEVAP Davalı-karşı davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; tarafların evlendikten sonra yaklaşık bir ay birlikte yaşadığını, bu bir ay içerisinde kadının bir kaç kez ortak evi terk ettiğini, son terk edişinde ise dava açtığını, bu bir ay içerisinde taraflar arasında cinsel ilişki olmadığını, kadının sosyal ortamlarda huzursuzluklar çıkardığını, her huzursuzluk sonrası eşinin kendisine kredi borcunu öde barışalım dediğini, borçları kapatacak durumu olmadığını söylediği zaman kadının evi terk ettiğini ...'ya gittiğini belirterek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A....

Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının az, erkeğin ağır kusurlu olduğu, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin mevcut ve sabit olduğu, bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanma davasının kabulünün ve evlilik birliğinin sarsılmasında erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna ilişkin belirlemenin isabetli olduğu, boşanma yüzünden mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen ve boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın lehine maddî ve manevî tazminata hükmedilmesinin ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile tazminata esas olan fiillerin ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında tazminat miktarlarının da isabetli olduğu, evlilik birliğinin...

in oğlu ve gelini arasındaki evlilik bağına zarar gelmemesi için mülkiyeti kendisine ait olan evini oğlunun kullanımına terk ederek kızının yanına taşınmak zorunda kaldığını, davalının eşini müvekkiline ait evden kovup 22/05/2019 tarihinde İstanbul Anadolu 18. Aile Mahkemesinin 2019/404 Esas sayılı dosyası ile boşanma davası açtığını, oğlunun kullanımına bırakan müvekkilinin oğlunun kovulması üzerine ... 15....

, evin tüm anahtarlarını da yanına aldığını, evi terk ettikten sonra kendi annesinin yanına ...'...

Davacı kocanın boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda, davacı kocanın müşterek haneyi terk edip gitmesi ve eşi ile çocuğunu arayıp sormaması nedeniyle tam kusurlu kabul edilerek kocanın davasının kabulü ile boşanma kararı verilmiş, müşterek çocuğun velayeti annesine bırakılmış, çocuk yararına 150 TL tedbir ve iştirak nafakası, ayrıca kadın yararına 150 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir....

Davacı, davalı ile evli olduğunu ancak bu evlilik devam ederken davalının evi terk ederek başka bir kadınla yaşamaya başladığını, davalı ile olan evliliğinden üç çocuğunun olduğunu, davalının evin geçimine katkı sağlamadığını ileri sürerek maddi ve başkası ile birliktelik yaşaması nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davalının evi terk etmesinden dolayı evin ihtiyaçlarını davacının karşılamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, davacının, davalı aleyhine .......

DAVA Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; kadının, erkeğin amcasının kızı olduğunu, erkeğin ailesine saygısız hareketlerinin olduğunu, evin gündelik ihtiyaçlarını karşılamadığını, erkeğin ailesiyle görüşmesine karıştığını, üçüncü kişilere mahrem konularını anlattığını, çocukla birlikte evi terk ettiğini, sürekli telefon şifrelerini değiştirip güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu iddia ederek davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin erkeğe verilmesine, aksi takdirde kişisel ilişki tesisine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II. CEVAP Davalı kadın vekili cevap dilekçesinde özetle; kadının evi terk etmediğini, loğusalık döneminde kadın ile ilgilenilmediği için bir müddet babasının evine gittiğini, güven sarsıcı davranışlarının olmadığını, sorumluluklarını yerine getirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III....

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tanığının beyanından anlaşılacağı üzere, davalının eşinin ve evinin ihtiyaçlar ile ilgilenmediği, davacıyı sürekli tehdit ettiği, uyuşturucu madde ticaretinden hükümlü olduğu, 4,5 yıldır cezaevinde bulunduğu, davacının bu süre içerisinde davalının ailesi ile aynı evde yaşadığı, davacının, davalının aile ile yaşadığı problemler nedeniyle evi terk ettiği, böylelikle davalının kusuru nedeniyle taraflar arasında sevgi ve saygının kalmadığı, evliliğin devamında korunmayı gerektirir bir yarar bulunmadığı, davacının dava açmakta haklı olduğu gerekçesi ile açılan davanın kabulü ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun'un) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, her ne kadar ortak çocuk Sidar velâyetinin babasına verilmesini talep etmiş ise de, alının sosyal inceleme raporlarına göre davacının velâyete engel bir halinin bulunmaması, kardeşlerin...

Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2006/48-2009/820 E-K sayılı dosyasında boşanma davası açıldığını, dava sırasında davacı lehine aylık 150 TL tedbir nafakasına hükmolunmuş ise de boşanma davasının reddine dair verilen hükmün kesinleşmesi nedeniyle tedbir nafakasının sona erdiğini, boşanma davasının reddine dair kararın kesinleşmesinden sonra da davalının, davacıyı arayıp sormadığını, geçimi ile ilgilenmediğini, davacının, çocuklarının ve eş dost akraba yanında yaşamaya çalıştığını, hiçbir geliri bulunmayıp yaşı itibariyle çalışmasının mümkün bulunmadığını, sosyal güvencesinin de bulunmadığını, davalının maddi durumunun da iyi olduğunu belirterek, davacı için aylık 600,00 TL tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir....

Erkekten kaynaklanan bu eylemler kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir ve boşanma nedeniyle kadının mevcut ve beklenen menfaatleri de zedelenmiştir. Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4, TBK m. 50,51) dikkate alınarak davacı-karşı davalı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir....

UYAP Entegrasyonu