da bulunan evi sattığını, davalının sosyal medya hesaplarına bakıldığında başka erkeklerle samimi görüşmeler yaptığını ve müvekkilini aldattığını iddia ederek, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, yararına 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata hükmolunmasını talep etmiştir. II. CEVAP Dava dilekçesi davalı kadına 27.08.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili 15.12.2020 tarihli beyan dilekçesi ile isnatlarda ve taleplerde bulunmuşsa da cevap süresinde değildir. III....
DAVA Davacı kadın dava dilekçesinde özetle; erkeğin kendisine fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, hakaret ve tehdit ettiğini, kötü davranışlarına artık tahammül edemediğini, evliliğin fiilen sona erdiğini iddia ederek davanın kabulüne, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin kendisine verilmesine, çocuklar yararına ayrı ayrı aylık 400,00 TL tedbir-iştirak nafakasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-karşı davacı erkeğin kadını darp ettiği bu şekilde tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, evlilik birliğinin sona ermesinde vefat eden davalı-karşı davacı erkeğin kusurlu olduğu, vefat eden davalı-karşı davacı erkeğin, davacı-karşı davalı kadın ile barışmak istediğini, ayrılık sürecinde onu getirirlerse iyileşeceğini söylediği, onu sevdiğini dile getirdiği anlaşıldığından kadın tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen kusurlu eylemlerin davalı-karşı davacı tarafından affedildiği gerekçesi ile asıl ve karşı davada boşanma ile fer'î talepler yönünden karar verilmesine yer olmadığına, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında vefat eden davalı-karşı davacı ...'un kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A....
Anılan maddenin birinci fıkrası gereğince evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için başlıca iki şartın gerçekleşmiş olması gerekmektedir. İlki, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması, diğeri ise ortak hayatın çekilmez hâle gelmiş bulunmasıdır. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş bir çok konuda evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime takdir hakkı tanımıştır. Öte yandan, boşanmanın dayandığı temel ilkelerden biri "kusur" ilkesidir. TMK'nın 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliği, eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu taktirde, eşlerden her biri kural olarak boşanma davası açabilir ise de, Yargıtay bu hükmü tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır. Nitekim benzer ilkeye HGK’nın 04.12.2015 tarihli ve 2014/2-594 E., 2795 K. sayılı kararında da değinilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Nafaka Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, birleşen nafaka davasının kabulü, nafakaların ve tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki belgelerden, davalı-karşı davacı kadının akıl hastası olduğu ve kısıtlandığı anlaşılmaktadır. Akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı bir dava bulunmamaktadır (TMK m. 165). Akıl hastası olan kadının hareketleri iradi olmadığından, kendisine kusur yüklenemez. Bu sebeple Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" hukuki sebebine dayanılarak boşanmaya karar verilemez. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının alkol kullandığı, alkollü olarak eve geldiği, eşine hakaret ettiği, ailesine ağır hakaretler ettiği, davacıya fiziksel şiddet uyguladığı, güven sarsıcı davranışlarının olduğu, davalının kusurlu davranışları nedeni ile evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olduğu, birleştirilen dava dosyasının açıldığı tarihe kadar davalının davacıya hakaretlerinin ve psikolojik şiddetinin devam ettiği, dava açıldıktan sonra davalının başka kadınla ilişkisi olduğu, tanıkların tarafları uzlaştırma çabalarının sonuç vermediği, her iki tarafın da evlilik birliğini sürdürmek istemediği, davalının tam kusurlu davranışları nedeni ile evlilik birliğinin sarsılmasına neden olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafından zina nedeni ile boşanma davası açılmış ise de kanuni şartların gerçekleşmediği, davalı tarafından birleştirilen dava dosyasının derdestlik dava şartı nedeniyle usulden reddine...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı açılan boşanma istemine ilişkin davada, davacı erkeğin ve davalı kadının yargılamanın devamı sırasında ölümü üzerine taraflar arasındaki evlilik birliğinin boşanmayla mı yoksa ölümle mi sona erdiği, somut olayda 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması imkanının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 2....
belirtilerek kadının evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasının kabulüne karar verilmesi isabetli olduğu ancak davacı-davalı kadının, kocasına sopa ile vurduğu ve başka erkeklerle görüşerek sadakatsizlikte bulunduğu kusuru yüklenerek erkeğin evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı davanın kabulüne ve ispatlanamayan zina sebebine dayalı davanın reddine karar verilmesinin, kadının, şiddete dair eyleminin eski tarihli olup sonrasında evlilik birliği devam ettiğinden bu eylemin erkek tarafından affedildiğinin ya da hoşgörü ile karşılandığının kabul edilmesi nedeni ile kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, zina nedenine dayalı boşanma davasında ise dinlenen tanık ...'...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davacı tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması nedeniyle boşanma davası açıldığı, dinlenen davacı tanıkları beyanlarında duyuma dayalı olduğu gözleriyle bir şey görmedikleri, dinlenen davalı tanıklarından davalı tanığı Mustafa V.'nın beyanında aralarında bir sorun olmadığı, birbirleriyle uyumlu oldukları, davalının halen eşini sevdiğini evliliğini devam ettirmek istediğini ifade ettiği, tekrar barışma ihtimaline karşı bu boşanma olayını komşulardan uzun süre gizledikleri, tarafların ikisi de kendisini söylememeleri konusunda uyardıkları, davalı tanığı Fatma H. S. beyanında, tarafların daha önce hiç tartıştıklarını duymadığın beyan etmişler, tüm dosya kapsamından mahkememizce evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı yönünde kanaat oluşmadığı ve davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A....
olmadığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedeni ile boşanmalarına karar verilmesini ve ıslah ile bedelini artırdıkları ziynet alacağı davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir....


