Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı-karşı davalı kadın vasisi tarafından davanın kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen nafaka yönünden temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 14.11.2022 tarihli kararı ile mevcut olaylara göre evlilik birliğinin devamı eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen ... erkeğin tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalı-karşı davacı kadına atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmediği, zira toplanan delillere ve tanık beyanlarına göre, davacı-karşı davalı erkeğe “fiziksel şiddet, küçük düşürücü ve aşağılayı söz ve davranış, kadının evden gitmesini isteme” vakıalarının kusur olarak yüklenmesi gerektiği, ... erkeğin tam kusurlu olduğu, diğer yandan, davalı-davacı kadının akıl hastalığı nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 405 inci maddesi gereği kısıtlanarak vasi atanmasına karar verildiği davacı-karşı davalı erkek tarafından akıl hastalığına dayalı olarak açılmış...
CEVAP Davalı erkek vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile ... isimli kadın ile son 5 yıl içerisinde ilişkisinin olmadığını, daha önceden bu kadınla birlikte bir süre yaşadığını, bu durumun davacı kadın tarafından affedildiğini, eldeki davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, bu davanın ortak çocukların müvekkilinin mallarını paylaşılamaması nedeni ile davacıya açtırıldığını, asıl kusurun davacı kadında olduğunu, evlilik birliği içerisinde hakaret, tehdit, fiziksel şiddete maruz kaldığını, davacı tarafına zina sebebine dayalı davasının reddi ile müvekkiline kusur izafe edilmeksizin tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanmalarına, davacının maddi taleplerinin ise reddine karar verilmesini talep etmiştir. III....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların anlaşamadıkları, fiilen ayrı yaşadıkları, davalı davacı kadının evlilikten önceki psikolojik rahatsızlığı eşinden gizlediği, az kusurlu olduğu, davacı davalı erkeğin ise karısına karşı darp uyguladığı ve hastalığıyla ilgilenmediği, ağır kusurlu olduğu, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, davalı davacı kadın yararına yoksulluk nafakası ve tazminatlara hükmedilmesi koşullarının bulunduğu, davalı davacı kadının ziynet alacağı davasının ispatlanamadığından reddi gerektiği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya neden olan olayda kusur dereceleri, davalı kadının kişilik hakkına yapılan saldırı ve ihlal edilen mevcut beklenen menfaat gereğince davalı kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin kısmen kabulü gerektiği gerekçesi ile her iki tarafın boşanma davalarının kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanmalarına, kadın yararına...
bütünlüğü saldırıya uğradığı anlaşıldığından asıl ve karşı davanın kabulüne, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, çocukların velâyetinin babaya verilmesine, anne ile kişisel ilişki tesisine, kadın yararına aylık 400,00 TL tedbir nafakasına, karar kesinleştikten sonra aylık 450,00 TL yoksulluk nafakasına, kadın yararına yasal faizi ile birlikte 30.000,00 TL maddî ve 30.000,00 TL manevî tazminata, erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir....
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; boşanmaya sebep olan olaylarda davalı eşin kusurlu davranışlarının ispat edilip edilmediği, burada varılacak sonuca göre davacı eşin evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı boşanma davasının kabulünün gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 14. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir. 15. Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Evlilik birliğinin sarsılması” başlıklı 166. maddesinin 1 ve 2. fıkraları; "Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır....
Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.” hükmünü taşımaktadır. 16. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü, somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş olması nedeniyle evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime çok geniş takdir hakkı tanımıştır. 17. Söz konusu hüküm uyarınca evlilik birliği, eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu takdirde, eşlerden her biri kural olarak boşanma davası açabilir ise de, Yargıtay bu hükmü tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır. Çünkü tam kusurlu eşin boşanma davası açması tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır....
etmeye çalıştığını iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir....
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma - Ziynet Alacağı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminatlar ile nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak görülen karşılıklı boşanma davasında, ilk derece mahkemesince davalı-karşı davacı kadın ağır, davacı-karşı davalı erkek ise az kusurlu kabul edilerek her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velayetlerinin babaya verilmesine, çocuklar yararına iştirak nafakasına hükmedilmesine yer olmadığına, tarafların şartları oluşmayan tazminat talepleri ile kadının yoksulluk nafaka talebinin reddine karar verilmiş, karar davalı-karşı davacı kadın tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi...
Anılan maddenin birinci fıkrası gereğince evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için başlıca iki şartın gerçekleşmiş olması gerekmektedir. İlki, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması, diğeri ise ortak hayatın çekilmez hâle gelmiş bulunmasıdır. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş bir çok konuda evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime takdir hakkı tanımıştır. Öte yandan, boşanmanın dayandığı temel ilkelerden biri "kusur" ilkesidir. TMK'nın 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliği, eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu taktirde, eşlerden her biri kural olarak boşanma davası açabilir ise de, Yargıtay bu hükmü tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır. Nitekim benzer ilkeye HGK’nın 04.12.2015 tarihli ve 2014/2-594 E., 2795 K. sayılı kararında da değinilmiştir....
davanın kabulüne karar verilerek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, kadın lehine ıslah dilekçesi dikkate alınarak 10.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata hükmdilmiştir....


