davacı kadın vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; devam eden boşanma davasında erkek yönünden vasi tayini gerekip gerekmediği yönünden araştırma yapılmasına karar verildiğini, erkek hakkında uzman hastanece düzenlenen sağlık kurulu raporunda ayırt etme gücünü etkileyecek bir akıl hastalığı saptanmadığı ancak delüzyonel bozukluk saptandığı, kendisine yasal danışman atanmasının uygun olacağı yönünde görüş bildirildiği, tarafların 2014 yılı sonlarına kadar birlikte yaşayıp o tarihten sonra tekrar ayrıldıklarını, erkeğin evlilik birliği süresince gelir gider dengeleri, finans ve kazanç konusu ile diğer ailevi değerler konusunda her zaman kapalı bir tutum sergilediğini, paylaşımda bulunmadığını, uzun yıllarca verilen mücadele sonucu elde edilen mal varlığını 2007 yılında Afrika'ya giderken sattığını, Afrika'da sahip olduğu mal varlığını da orada bırakıp Türkiye'ye geri döndüğünü, mevcutta olan mal varlığının da aynı riskle karşı karşıya olduğunu, birçok defa intihar girişiminde bulunduğunu...
Genel boşanma sebebi 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi ile düzenleme altına alınan evlilik birliğinin temelinden sarsılması durumudur. Özel boşanma sebepleri ise kendi içinde mutlak özel boşanma sebepleri (zina-TMK md. 161, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış-TMK md.162, suç işleme-TMK md.163 ve son olarak terk-TMK md.164) ve nispi özel boşanma sebepleri (haysiyetsiz hayat sürme-TMK md.163 ve akıl hastalığı TMK md.163) şeklinde ayrıma tabidir. Bu ayrımların asıl önemi; hâkimin, somut olayda evliliğin çekilmez hâle gelip gelmediğini incelemesinin gerekip gerekmediği noktasında kendini gösterir. Kanun koyucu özel mutlak boşanma sebepleri konusunda belirli bir olayın gerçekleşmesi şartını aramıştır. Özel mutlak boşanma sebebine dayalı bir davada “kanunun aradığı belli şart” gerçekleştiği takdirde artık hâkim, genel boşanma ve özel nispi boşanma sebebine dayalı davaların aksine “evliliğin çekilmez hâle gelip gelmediğini” incelemeksizin boşanma kararı vermek zorundadır....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı kadına verilen kusurların sabit olduğu, davalı kadın tanıklarının beyanlarının soyut ve duyuma dayalı beyanlar olduğu, ayrıca davacı müteveffanın akıl hastalığı nedeniyle kısıtlandığı, davranışlarının iradi olmadığı, tüm bu nedenlerle erkeğe kusur verilmemesinin doğru ve yerinde olduğu, davacının vefatı nedeniyle davanın 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yasa gereği sağ kalan eşin kusurunun tespiti davasına dönüştüğü, bu durumda mahkemece davalı kadının boşanmaya yetecek oranda kusurlu olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken tam kusurlu olduğunun tespitine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, davalı kadın vekilinin kusur belirlemesi dışındaki tüm istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin, kusur belirlemesine yönelik istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının ilgili bendinin kaldırılarak yeniden...
. *** aleyhine boşanma davası açıldığı, mahkemenin 2010/301 sayılı dosyasında boşanmaya karar verildiğinden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Mağdur ...'nın babası sanık ... *** ile annesi ... ***'nın resmi olarak evli oldukları, her ikisinin de akıl hastalığı bulunması sebebiyle vasi tayin edildiği, ... ve ...'ün Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesince boşanmalarına, müşterek çocuklar mağdur ... ile ...'nin velayetlerinin anne ... ***'ya verildiği anlaşılmıştır. Mağdur ......
ün, yargılama sırasında öldüğünü; dava tarihinde davacının akıl hastası olduğunun ve dava ehliyeti bulunmadığının sonradan öğrenildiğini, davacı vekiline verilen vekaletin geçerli kabul edilemeyeceğini iddia ederek, yargılamanın iadesine, mahkeme kararının kaldırılmasına, dava ehliyeti yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Yargılamanın iadesi talebine cevap veren davacı vekili; davalı tarafından davacı ...'ün ... hastalığı iddiasına yönelik detaylı bir hekim raporu veya Adli Tıp Kurumundan alınan bir rapor sunmaması nedeniyle davacının yargılamanın iadesi isteminin mesnetsiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A....
TMK’nın 405. maddesine göre, “Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.” 4. Sözleşmenin gabin (aşırı yararlanma) nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki oransızlığın, taraflardan birinin, diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerekir. Dar ve zor durumda kalmaları nedeniyle, sözleşme yapmaya, mallarını çok düşük bedel ile devretmeye sürüklenmiş kişileri korumak zayıfı güçlüye ezdirmemek için hukukumuzda da düzenlemeler yapılmış 6098 s. Türk Borçlar Kanunun (TBK) 28. (818 s....
nin velâyetinin de babaya verilerek anne ile çocuk arasında geniş kişisel ilişki tesis edildiği, kadının açtığı işbu davada ortak çocuklardan ... ile arasındaki kişisel ilişkinin ... ile kurulduğu şekilde geniş kurulmasını talep ettiği, erkeğin ise asıl dava dosyasında kadın hakkında birtakım iddialarda bulunduğu ve bu iddialarına ilişkin deliller ibraz ettiği, ancak sunulan delillerin çoğunun evlilik birliği içerisinde olduğu, bir kısmının ise tarafların evlenme tarihinden önceye ilişkin olduğu, boşanmadan sonra gerçekleşen olaylarda ise annenin sosyal içici olduğu, ortak çocukların yanında alkol kullanmadığı, kadın hakkında aldırılan rapor içeriğinden ise herhangi bir akıl hastalığı bulunmadığının ve ortak çocuklar ile kişisel ilişki kurumasında psikiyatrik açıdan bir sakıncanın bulunmadığının tespit edildiği, her ne kadar ortak çocuklar anneleri ile igili olumsuz bazı aktarımlarda bulunmuş iseler de bu anlatımlarını bazılarını soyut kaldığı, bazılarının ise babanın etkilemesi sonucu...
DAVA Davacı-karşı davalı kadın vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yapmış olduğu araştırmada eşinin kendisini aldattığını öğrendiğini, cinsel içerikli mesajlaşmalarını gördüğünü, davalının akıl hastalığı depresif nöbet tanısı ile psikolojik ilaçlar kullandığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin müvekkiline tevdiine, aylık 1.500,00 TL iştirak nafakasına, aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 150.000,00 TL maddî ve 150.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir. II....
İncelenen dosya kapsamından; Sanık ile maktulenin 13.11.2001 tarihinde evlendikleri, bu evliliklerinden 7 yaşında ... ve 9 yaşında ... isimli çocuklarının olduğu, maktulenin cep telefonu ile gece geç saatlere kadar konuşması ve psikolojik sorunlarının olması nedeniyle aralarında geçimsizlik başladığı, sanığın maktulenin ailesi ile de görüşerek maktulenin annesine yakın bir yerde 07.05.2007 tarihinde bir daire kiraladığı, maktule ve çocukların bu evde kaldığı, ... tarihinde sanığın şiddetli geçimsizlik nedeniyle maktule aleyhine boşanma davası açtığı, maktulenin de karşı boşanma davası açtığı, 22.10.2008 tarihinde boşanma davalarının reddedildiği, bu kez 10.07.2009 tarihinde maktulenin şiddetli geçimsizlik nedeniyle sanık aleyhine boşanma davası açtığı, sanığın ise 25.08.2009 tarihinde akıl hastalığı, 15.10.2010 tarihinde de zina nedenlerine dayalı olarak boşanma davaları açtığı, dava sırasında maktulle ile ilgili alınan 01.11.2010 tarihli raporda, bipolar bozukluk nedeniyle müşterek çocuklarının...
Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi ile tazminatların ve nafakaların miktarı; davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi ve tazminatlar yönlerinden istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 30.01.2020 tarih ve 2019/158 Esas, 2020/105 Karar sayılı kararı ile, davacı kadının vesayet altına alınmasını gerektirecek bir akıl hastalığı veya zayıflığının bulunup bulunmadığının araştırılmadan karar verilmesinin ... olmadığı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir....


