Temyiz Nedenleri Davalı vekili, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, raporlarda tespit edilen değerlerin nasıl belirlendiğinin açıklanmadığını, dava konusu taşınmazda imar planındaki amacına uygun olarak semt spor sahası yapılmış olduğunu davanın konusuz kaldığını, ayrıca kararın gerekçe kısmında dava konusu taşınmaz değerinin 1.530.110,28 TL olduğu açıklanmış ise de hüküm kısmında bozma kararından önceki karardaki değer olan 2.528.334,00 TL üzerinden vekalet ücreti, harç ve yargılama giderlerinin belirlendiğini, ayrıca lehlerine reddedilen kısım yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 6. Gerekçe 6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 6.2. İlgili Hukuk 6.2.1....
nın 16/03/2013 tarihinde vefat ettiği, davacı tarafından vefat tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davası açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının 50 yıl önce taşınmazı 3. kişiden satın aldığını, kadastro sırasında taşınmazın başında bulunamadığından kadastro tespitinin haklı nedene dayanmadığını öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil davasıdır. 2....
Davacı, maliki olduğu 321 ada, 6 parsel sayılı taşınmazdaki 11 numaralı bağımsız bölümü, intifa hakkını üzerinde tutarak çıplak mülkiyetini hiçbir bedel talep ve tahsil etmeden 11/09/2008 tarihinde satış yoluyla davalı oğluna temlik ettiğini, işlem satış olarak görünmekte ise de gerçekte oğlu olan davalıya bağışladığını, ancak, haklı nedenlerle bağıştan rücu ettiği halde davalının taşınmazı iade etmediğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tescili isteği ile 19.2.2013 tarihinde eldeki davayı açmıştır. Davalı, öncelikle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmesi, aksi halde davacının muvazaa iddiasını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının, davalı oğlunun hal ve davranışlarına vakıf olduğu tarihten itibaren bir yıl içerisinde bağıştan rücu davası açması gerekirken hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir....
Aile Mahkemesi'nden verilen 27.12.2011 gün ve ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların 1998 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde ...Konut Kooperatifi'ndeki payı,... devre mülk ile ... plakalı otomobilin satın alındığını, yine eşine jest yapmak maksadıyla ...Sigorta’dan 200.000 TL bedelli hayat sigortası yaptırıldığını, toplam 19.800 TL birikmiş prim alacağı bulunduğunu, davalının gazetelere asılsız açıklamalar yaparak müvekkilini küçük düşürdüğü, bağıştan rücu koşulları oluştuğunu açıklayarak, sigorta primlerinden dolayı 19.800 TL, müvekkilinin küçük düşürülmesinden dolayı 20.000 TL manevi tazminatın davalı taraftan alınmasına karar verilmesini istemiştir....
Anılan bağıştan rücu davasında verilecek kararın eldeki ziynet eşyası davasının sonucunu etkileyeceğinden bekletici mesele yapılması gerekmektedir . Mahkemenin bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir . SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün taraflar yararına HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, HUMK'nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Somut olayda; yukarıda açıklandığı gibi resmi şekilde yapılmış geçerli bir bağış ya da bağış taahhüdü bulunmadığından bağıştan rücu koşullarının gerçekleştiğinden de söz edilemez. Bir davada olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise hakime aittir. Taraflar arasında resmi şekilde yapılmış bir bağış sözleşmesi bulunmadığından davacı ile davalı eş arasındaki ilişkinin bağış ilişkisinden değil, inanç ilişkisinden kaynaklandığının kabulü gerekir. İnanç sözleşmesi ise, 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır....
-KARAR- Dava bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece, taşınmazın bağış şartına uygun kullanıldığı, BK.nun 297. maddesinde belirtilen 1 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmişse de, koşullu bağışın 1989 yılında gerçekleştirildiği, murisin 1993 tarihinde öldüğü gözetildiğinde, somut olayda 818 sayılı Borçlar Yasasının 246. maddesinin uygulanacağı kuşkusuzdur. Rücu hakkı, sıkı surette şahsa bağlı haklardan olup, istisnalar dışında kural olarak mirasçılara geçmediği gibi, temlik de edilemez. 818 sayılı Borçlar Yasasıın 246. maddesi 2. fıkrası uyarınca, mirasbırakan rücu sebebini öğrendikten sonra ölürse, dava hakkı mirasçılara geçecek ve mirasçılar bu bir yıllık süreyi tamamlayabileceklerdir. Somut olayda, bu koşullar gerçekleşmemiş olup, davanın reddi, bu gerekçe ve sonuç itibari ile doğrudur. Davacı ...' nin temyiz itirazı yerinde değildir....
Taraflar arasındaki bağıştan rücu sebebine dayalı tazminat ve tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili; müvekkilinin murisi ile davalı ......
Hal böyle olunca; bağıştan rücu şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin değinilen yönden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371/1-a maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.05.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Bilindiği üzere, bağıştan dönme (rücu) bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye yürürlü (makable şamil) olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan koşullu veya mükellefiyetli şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece 818. sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 241. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 291. maddesi uyarınca koşul veya mükellefiyetin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de BK. nin 244/3. TBK. nin 295. maddesine dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir. Hemen belirtmek gerekir ki; bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin, kapsamının yerine getirilme zamanının tam olarak tespiti büyük önem taşır. Bu itibarla salt kullanılan sözlerin değil, tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir....


