Dava, yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali ile yersiz aylıklar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Her uyuşmazlık, dayandığı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmelidir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25’inci maddeleri, anılan kanun kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığı koşullarını ve bu sigortalılığa yasal karine sayılan olguları belirlemektedir....
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Somut olayda, davacı 29.01.2004 tarihinde davalı işyerinde sigortalı gözükmeden evvel bir an için Bağkur sigortalılığı geçerli olmasa dahi 03.04.2003-14.10.2003 tarihleri arasında dava dışı unvanı farklı bir işyerinden sigortalı olarak gözükmektedir. Bu durumda hak düşüm süresinin bu tarihten öncesi için mezkur tarih esas alınarak değerlendirilmesi gerektiğinden mezkur tarihin bir yıl sonundan itibaren davanın ikame edildiği tarih olan 11.10.2013 tarihine kadar 5 yıldan fazla zaman geçmiş olmakla 29.01.2004 tarihinden öncesi için hak düşüm süresi açısından bir tespit yapılması mümkün bulunmamaktadır. Davacının Bağkur sigortalılığı resen tescil ile yapılmış değildir....
Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı kayıtlarındaki 02/05/2002 tarihli belge altındaki imzanın davacıya ait olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, kabul kararı verilerek, davacının 05/01/1993-02/05/2002 tarihleri arası Esnaf ... sigortalısı olduğunun ... Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı kayıtlarındaki 02/05/2002 tarihli belge altındaki imzanın davacıya ait olmadığının tespitine karar verilmiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliğinin kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Davacı, 11/01/1993 tarihinde Zonguldak ......
Ayrıca 2926 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, ...nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır. Eldeki davaya konu somut olayda; 01.07.1996- 31.12.1996 arası Kurum'un kabulünde olup bu dönemler yönünden karar verilmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır. 1996 sonrasına yönelik yapılan faaliyet araştırması, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir....
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanunlarda 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesinde açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır....
K A R A R Davacı, Kurumun 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığını iptal eden işleminin iptalini talep etmiş, birleşen davada ise Kurum aylığın iptal edilmesiyle oluşan alacak için borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Mahkemece; davacının 22.3.1985-30.6.1993 tarihleri arasında zorunlu ... sigortalı sayılması gerektiğinin tespiti ile aksi kurum işleminin tespitine, birleşen dava yönünden de davanın kabulü ile davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç yerinde değildir. Her uyuşmazlığın, dayandığı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmesi gerekeceği ilkesinden hareketle yasal koşulların ayrı ayrı ele alınarak Bağ Kur'luluk statüsünün ortaya konması gerekir. 1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesinde zorunlu ......
Mahkemece, davacının sattığı ürün bedelinden ilk ... prim kesintisinin yapıldığı 26.01.1995 tarihini takip eden ay başı olan 01.02.1995 tarihinden itibaren 31.12.1995 tarihine kadar ve kesinti ve kayıt bulunan 04.02.2005-05.06.2006 tarihleri arasındaki dönem yönünden verilen tespit kararı yerinde ise de; Mahkemece, davacının 01.06.1997-26.01.2011 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa’ya tabi Tarım ... sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmiş ise de davacının 01.05.2008 tarihinden sonra devam eder şekilde Tarım ... sigortalısı olarak kayıt ve tescil edildiği, davalı Kurumca davacının Tarım Bağkur sigortalılığı hakkında ihtilaf çıkarılmadığı halde hukuki yarar bulunmayan 01.05.2008- 26.01.2011 tarihleri arasındaki dönem yönünden tesbit kararı verilmesi ayrıca davacının Tarım ... sigortalılık şartlarını taşıdığı, 1.5.1997 tarihi ile Kurumca yeniden tescilinin yapıldığı 1.5.2008 tarihleri arasına ilişkin istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul...
K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davacının ve davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, davacının yurt dışındaki sigortalılığı nedeniyle ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihinin 04.11.1987 olarak tespiti ile yurt dışında Türk vatandaşı olarak geçen süreyi borçlanma talep tarihinde Türk vatandaşı olma koşulu aranmaksızın 4/1-a bendi kapsamında borçlanma hakkı bulunduğunun tespiti istemine ilişkindir....
III-MAHKEME KARARI: A-İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacının sigortalılık başlangıç tespiti talebinin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine; daavcının yaşlılık aylığı bağlanması talebinin ise reddine dair hüküm tesis edilmiştir B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacının sigortalılığı 4/b (bağkur) kapsamında olduğundan ve 1479 sayılı Kanunun geçici 10. maddesi uyarınca yaşlılık aylığı şartları değerlendirilirken sigortalılık süresine göre değil, 01/06/2002 tarihine kadar primi ödenen gün sayısına göre hesaplama yapılması gerektiğinden sigorta başlangıç tarihinin 506 sayılı kanundaki gibi bir önemi bulunmamaktadır.davacının 16/01/1991 tarihinden 01/06/2002 tarihine kadar 11 yıl 4 ay 15 gün sigortalılık süresi bulunmakta olup 20 yıl sigortalılık süresini doldurmasına 8 yıldan fazla süre bulunmaktadır. 1479 sayılı Kanunun geçici 10/2-h) 8 tam yıldan fazla, 9 tam yıl veya daha az kalan kadınlara 47 yaşını doldurmaları halinde...
ilgili yere yatırmayarak kendi uhdesinde tuttuğunu, zararın kısmen giderildiğini belirtmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması bakımından, sanığın şirketten aldığı paraların gerekli kurumlara ödenip ödenmediğinin, ödenmedi ise ne kadarının ödenmediğinin tespiti bakımından gerekli defter ve belgeler ile katılan şirket ve sanık tarafından sunulacak sair belgelerin, konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek sanığın uhdesinde para olup olmadığının belirlenmesi, sanığın uhdesine para geçirdiğinin tespit edilmesi halinde muhasebeci olan sanığın aldığı paraları yatırma görevi olmadığı da göz önüne alınarak sanık hakkında basit güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması, uhdesinde para bulunmaması durumunda ise sanığın üzerine atılı suçtan beraatine karar verilebileceği göz önüne alınarak tüm delillerin değerlendirildikten sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, Kabule göre de; a- Katılan vekilinin, 19/10/2010...


