TMK 862. maddesine göre ise rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileri ile birlikte yükümlü kıldığından, ipotek akit tablosunda yazılı olmasa bile ipotekli taşınmazın eklentisi niteliğindeki menkuller taşınmazdan ayrı olarak hazcedilip satılamaz. Bir başka anlatımla mahcuzların eklentisi olduğu taşınmaz kaydında ipotek (rehin) olması halinde taşınmazın bütünleyici parçaları ve eklentileri haczedilmezlik kapsamındadır. TMK 862. maddesine göre ipotek akit tablosunda yazılı olmasa bile ipotekli taşınmazın eklenti niteliğini taşıyan unsurları haczedilemez, satılamaz. Eklenti TMK 686/2.-3. maddesinde tanımlanıp, açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre “Eklenti, asıl şey malikin anlaşılabilen arzusuna veya yerel adetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli özgülenen ve kullanılmasında takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır. Eklenti, asıl şeyden geçici ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez....
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen nafakalar ve tazminat taleplerinin reddi yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının tüm, davacı-karşı davalı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Taraflar arasında görülen karşılıklı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince tarafların eşit kusurlu oldukları belirtilerek her iki davanın...
Eşler arasında mal rejimi tasifye edilirken mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 s.lı TMK mad. 235/1). Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vs) göre değerlendirilir (TMK mad. 228/1). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK mad. 227/1 ve 235/1), sürüm (rayiç) değerleri (TMK mad. 232 ve 239/1) hesaba katılır. Yargıtay ve Dairemizin uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir....
nın davacı karşı davalının kendisini arayarak "ben gidiyorum" dedi, davacı kadın giderken altınlarını ve eşyalarını alıp götürdü, bunu bana bizzat davacının kendisi de alıp götürdüğünü söyledi, hatta bir kısım eşyalarını daha sonra alacağını söylemişti, ama almadı" şeklinde beyanda bulunduğunu, bu haliyle davacı karşı davalının eve dön çağrısına cevabında evden kovulduğu yönündeki iddiasının ispatlayamadığı, evden kendisinin ayrıldığı, haklı bir nedenle de eve dönmediği hususunun ispatlanamadığı, TMK 166. maddesine dayalı açılan asıl dava yönünden yukarıdaki açıklamalar neticesinde davacı karşı davalının ağır kusurlu olduğu, davalı karşı davacının ise az kusurlu olduğu, TMK 166/2 bendi uyarınca yapılan değerlendirmede ise davalı erkeğin davacı kadının kusurlu olması nedeniyle itirazda bulunduğu, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı olduğu, ancak itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından...
b) Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı asıl ve birleşen boşanma davalarında ilk derece mahkemesince; tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına, tarafların tazminat taleplerinin reddine, davalı-davacı kadın yararına aylık 250 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına karar verilmiş, karara karşı davacı-davalı erkek, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve kadın lehine hükmedilen nafakalar yönünden; davalı-davacı kadın kusur belirlemesi ve tazminat taleplerinin reddi yönünden istinaf talebinde bulunmuş, istinaf edilmeyen asıl ve birleşen boşanma davalarının kabulü yönünden karar kesinleşmiştir....
Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir. Çünkü; aynı konuda iki dava açılmasında davacının korunmaya layık bir menfaati yoktur. Daha önce HUMK m.187/4'de bir ilk itiraz olarak nitelenen bu husus HMK m. 114/1-ı hükmü ile dava şartı haline getirilmiştir. Somut olayda derdestliğe konu ilam tetkik edilecek olursa; davacı tarafından, daha evvel sayılı ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/813 E. sayılı dosyasında aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanarak dava açtığı, eldeki dava ile aynı yönde tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğinde bulunduğu, dava konusu taşınmaza yönelik asıl dava olan tapu iptal ve tescil davası reddedilip, bedele yönelik davanın kabul edildiği ve karar tebliğe çıkarılmadığı için kesinleşmediği anlaşılmaktadır....
Asıl davada; yoksulluk nafakasının zaman içerisinde ihtiyaçları karşılamadığı ileri sürülerek aylık 600 TL'den aylık 1500 TL'ye çıkartılması talep ve dava edilmiştir. Karşı davada ise; davacının sosyal ve ekonomik durumunun önceye göre kötüleştiği mevcud nafakayı ödeyemediği ileri sürülerek, yoksulluk nafakasının kaldırılması, olmadığı takdirde aylık 150 TL'ye indirilmesi talep ve dava edilmiştir. Mahkemece, asıl dava olan nafaka artırım davası yönünden; davalının öğretmen olduğu, Antalya ve Diyarbakır hissedar olarak üniversite hazırlık dersanesi işlettiği, davalının gelir durumunun davacıdan daha iyi olduğu gerekçesiyle yolsuzluk nafakasının aylık 600 TL'den 1200 TL'ye çıkartılmasına karar verilmiş, karşı davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı (karşı davacı) vekili tarafından temyiz edilmiştir. TMK. 176/4.maddesinde; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir....
Yine hakkında olumsuz karar verilen 209 ada 209 parselin dava konusu edilen yerinin “davacıya babasından kaldığı” açıklanmıştır. Öyle ise, dava konusu 176 ada 31 nolu parsel için öncelikle davacı yararına dava koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin mahkemece resen araştırılması zorunludur. Bundan ayrı, mahkeme 22.12.2009 tarihinde duruşma zaptına açıklandığı üzere kısa kararla davadan elini çekmiştir. Buna göre, dava konusu 209 ada 209 parsel sayılı taşınmaza karşı açılan davanın reddine, taşınmazın tapuya tespit gibi tesciline, hakkında yöntemine uygun olarak açılmış bir dava bulunmayan 209 ada 40 nolu parselle ilgili karar verilmesine yer olmadığına, taşınmazın tapuya tespit gibi tesciline, 176 ada 31 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir....
Kararı, davacılar-karşı davalılar vekili temyiz etmiştir. Asıl dava kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ilgili olarak tapuya konan şerhin kaldırılması, birleşen dava kat karşılığı inşaat sözleşmesinin aynen ifası istemine ilişkindir. Davacı-karşı davalıların şerhin kaldırılmasına ilişkin talebinin aynı zamanda sözleşmenin feshi talebini de içerdiği, sözleşmede tevhid şartı bulunduğu ve bu şartın gerçekleştiği, tevhid edilen 32 parselin hissedarlarının davada taraf olarak yer almadığı anlaşılmıştır. Mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş ise de taraf teşkili kamu düzeninden olup yargılama aşamasında mahkemelerce, temyiz aşamasında Yargıtay’ca re'sen dikkate alınması zorunludur. TMK.'...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleştirilen davada ise muhdesatın aidiyetinin tespiti istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m).Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez....


