nin 26.8.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile anılan taşınmaz üzerindeki iki daireyi diğer mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla oğulları olan davacı ... ile davalı ...'a devrettiğini, satış vaadi sözleşmesinin muvazaalı olduğunu belirterek muris ile davalı ... arasında yapılan satış vaadi sözleşmesinin iptali ile taşınmazın 146/175 hissesinin mirasçıların miras hisseleri oranında adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir....
Şti. arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak muvazaa iddiası ile huzurdaki davanın açıldığını, müvekkili bankanın dava konusu edilen opsiyon hakkı sözleşmesinin tarafı olmadığını, bu sözleşmenin ticari anlamda faaliyet gösteren şirketlerin aralarında akdetmiş oldukları ticari bir anlaşma olduğunu, bu sözleşmenin müvekkili ile bir ilgisi olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, diğer davalı borçlunun aciz hali bulunmadığını, tasarrufun iptali davasının açılma koşullarının oluşmadığını, davalı Demer Emlak Taşımacılık İnşaat Madencilik İth. İhr. San. Tur. ve Tic. Ltd....
Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir. Olayımıza gelince; Taraflar arasındaki uyuşmazlık tapuda gösterilen satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterilip gösterilmediği noktasındadır. Önalım hakkına konu edilen ... No’lu parseldeki 1 / 16 pay 35.100 TL bedelle taşınmazların paydaşı ... tarafından davalıya 7.2.2008 tarihinde satılmıştır.Davacı tapuda satış bedelinin önalım hakkının kullanılmasını engellemek amacıyla yüksek gösterildiğini ileri sürüp bedelde muvazaa iddiasında bulunmuştur. Davacı satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür....
Davalılar, satışın gerçek olduğunu, miras bırakan ve eşinin sağlık sorunları dahil her türlü ihtiyaçlarının taraflarından karşılandığını, satış bedelinin rayicin altında olduğu düşünülse bile bu farkın minnet borcu çerçevesinde miras bırakanın iradesine yansıdığını, 34 Z 2506 plakalı aracın dava tarihinden önce devredilmesi nedeniyle davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, 999 ada 27 parseldeki 6 nolu bağımsız bölüm ile 563 parsel sayılı taşınmaz yönünden muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, araç üzerindeki zilyetlikten ibaret olan hakkın devri hususuna ilişkin gizli bağış sözleşmesinin hiçbir şekil şartına bağlı olmadığından geçerli olduğu gerekçesiyle araç kaydının iptali talebinin reddine, tenkis talebinin ise saklı payın ihlal edilmediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir....
Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir. Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen ... No'lu parselde bulunan 3. kat 4 bağımsız bölüm No'lu meskenin 1 / 16 payı taşınmazın paydaşlarından ... tarafından davalıya 25.6.2010 tarihinde 158.000 TL bedelle satılmıştır. Davacı ise tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia etmiştir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür....
Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olaya gelince; dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava satış vaadi sözleşmesinin muris muvazaası nedeniyle iptali istemine ilişkin olup; öncelikle belirlenmesi gereken husus, satış vaadi sözleşmesinin muvazaa ile illetli olup olmadığıdır....
Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir. Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen payın ilişkin bulunduğu ... No’lu parseldeki 1 / 4 pay 60.000 TL bedelle taşınmazın paydaşı ... tarafından 8.12.2010 tarihinde davalıya satılmıştır. Davacı ise dava dilekçesinde payını satan paydaşın payı 35.000 TL’ye sattığını söylediğini belirterek, bedelde muvazaa iddiası ile yasal süresinde önalım davası açmış, dava dilekçesinde de dava değerini 35.000 TL olarak göstermiştir. Davacının dava dilekçesindeki iddiaları, tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğine, gerçekte payın 35.000 TL bedelle satın alındığına ilişkindir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR Davacı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin muvazaalı oluğunu ileri sürerek iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Dava, muvazaa iddiasına dayalı uyuşmazlıktan kaynaklanmaktadır. 9.2.2011 gün ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanunun 8.maddesi ile 2797 sayılı Yargıtay Yasasının 14.maddesinde yapılan değişiklik uyarınca; TBK'nın 19. maddesi gereğince muvazaa iddiasına ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyizen incelenmesi görevi, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 21.01.2013 günlü ve 2013/1 sayılı kararı uyarınca 1.2.2013 tarihinden itibaren Yargıtay 17.Hukuk Dairesine verilmiştir. SONUÇ: Dosyanın görevli Yargıtay Yüksek 17.Hukuk Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 06.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Davalı işlemde muvazaa iddiasında bulunmuş, tapuda satım sözleşmesi yapıldığı halde tarafların amaçlarının satış olmadığını savunmuştur. Kural olarak hiç kimse kendi muvazaasına dayanamaz, işlemin tarafı olan kimse muvazaa savunmasında bulunamaz. 27.03.1957 gün ve 12/2 sayılı İ.B.K. Sözleşmede taraf olan kişinin muvazaa savunmasında bulunmayacağı kuralının bir istisnasıdır. Sözü edilen İ.B.K.'nun uygulanabilmesi için payın karı-koca-evlat yahut akrabaya temlik edilmesi halinde şeklen satış akdi olsa bile hakikaten satıştan başka miras hakkına müteferri maksatların veya hibe gibi düşüncelerin hakim olduğu hallerde Medeni Kanununun gerçek satışlar için kabul ettiği önalım hakkının cereyan etmeyeceği kabul edilmiştir....
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL,TENKİS Taraflar arasında görülen davada; Davacılar,murisi .... parseldeki 1766/2400 payını 11/04/2008 tarihinde 4.000,00TL.bedel ile aynı parselde paydaş olan kardeşi ....in bacanağı olan davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiğini, gerçekte bu işlemin bağış olmasına rağmen tapuda satış olarak gösterildiğini, bundan dolayı bağış işlemenin resmi şekilde yapılmaması, satış işleminin de gerçek iradeyi yansıtmadığından muvazaa sebebiyle geçersiz olduğunu miras bırakanın satıştan kısa bir süre sonra vefat ettiğini, satış bedelinin 4.000 TL.olarak belirtildiğini, ancak bu payın gerçek değerinin çok fazla olduğunu ileri sürerek muris tarafından davalıya yapılan satış işleminin muvazaa sebebiyle iptaline, veraset ilamındaki payı oranında adlarına kayıt ve tesciline, mümkün olmadığı takdirde mahfuz hissesine tecavüz eden tasarrufun tenkisine , iadeye karar verilecek ise keşif tarihindeki bedelin faizi ile birlikte kendilerine ödenmesine karar verilmesini...


