Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının babası ile davalı annesinin 13.07.2021 tarihinde kesinleşen ilamla 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiği, anlaşmalı boşanmaya dair karar kesinleştiğinden onaylanan protokolde belirtilen davalı adına kayıtlı olan taşınmazın tapusunun iptali ile çocuk adına tesciline karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, protokole dayalı tapu iptal ve tescil davalarında nispi harç alınmayacağı gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine oy çokluğuyla karar verilmiştir. V. TEMYİZ A....
Davalı-davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu, tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, mal rejiminin tasfiyesi konusunda herhangi bir hak istemeyeceklerinin tespitine karar verildiği, kararın kesinleştiği, Mahkeme kararının onanması gerektiği, ... erkeğin asıl davayı temyiz etmesi, asıl davanın bozulması halinde herhangi bir hak kaybı olmaması için birleşen dava yönünden temyiz başvurusunda bulunduklarını belirterek; kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmalık, anlaşmalı boşanma davasındaki protokoldeki düzenlemeye, duruşmadaki taraf beyanları ve boşanma kararında yer alan karara göre tarafların mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı haklarını istemelerinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde alacak istemine ilişkindir. 2....
Davalı vekili, tarafların protokol uyarınca anlaşmalı boşandıklarını, buna göre nizalı bağımsız bölümün vekil edenine bırakıldığını, kaldı ki uyuşmazlık konusu taşınmazın alım bedelinin vekil edeni tarafından altınlarının paraya çevrilmesi, annesine ait arsanın satışından gelen para ve çalışma karşılığı geliriyle ödendiğini, davacının katkısı bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, tarafların mal rejimine ilişkin hususları da kapsar şekilde anlaşmalı boşandıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 15.04.1993 tarihinde evlenmiş, 12.02.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve 22.3.2010 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur. TMK.nun 179.maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır....
Somut olayda; davacı, adına kayıtlı taşınmazın davalı eşine ait olacağı konusunda anlaşma parotokolü hazırladıklarını ve dahi satış için davlıya vekalet verdiğini ancak davlının anlaşmalı boşanma duruşmasına katılmadığı gibi, taşınmazı satarak bedelini aldığı iddiasıyla, taşınmazın satış bedelinin davalıdan alınarak kendisine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın Türk Medeni Yasasının yürürlük tarihi olan 01.01.2002 tarihinden sonra açıldığı, halen evli olan ve davacı adına kayıtlı olduğu anlaşılan taşınmaz ile ilgili alacak davasının aile mahkemesi tarafından tartışılması gerektiği,öte yandan çekişmeli taşınmazın anlaşmalı boşanma davsının eki protokolün bir parçası olup, davanın mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili olduğu anlaşılmakla, bu hususun Türk Medeni Yasasının 2. kitabında yer aldığı ve aile mahkemesinin görevi kapsamında olduğu anlaşılmakla, davanın aile mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir....
İlk derece mahkemesince, davalı ile borçlu arasındaki anlaşmalı boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmadığı, maddi haklara ilişkin herhangi bir protokol düzenlenmediği, şiddetli geçimsizlikten kaynaklı anlaşmalı olarak boşandıkları, davalının dava dışı 3.kişi olan borçlunun ekonomik durumunu bilebilecek durumda olduğu, davacı alacağının davalının takibe dayanak teşkil ettirdiği bonodan önce doğduğu, ispat yükü kendisinde olan davalının, alacağının gerçek bir borç ilişkisine dayandığını gösterir soyut iddiasından başka somut herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11....
SONUÇ: Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 363/1. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA oybirliğiyle karar verildi. 04.10.2021 (Pzt.)...
Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belli edilmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 16.01.2003 günlü dilekçesinde, davalı ile boşandıklarını belirtip, boşanma protokolüne aykırı davranmadan dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir. T.M.Y.’nın 226. maddesinde “her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.” T.M.Y.’nın 227. maddesinde “eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık olmaksızın katkıda bulunmuşsa tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiyesi sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıcındaki değeri esas alınır.”...
Davacı, anlaşmalı boşanmaya esas alınan, hakim tarafından da tasdik edilen protokolden kaynaklanan müşterek çocuğun eğitim giderleri ile ilgili harcamalar için ... icra takibinde bulunmuş, davalının süresi içerisinde bu takibe itiraz etmesi üzerine davacı tarafından açılan itirazın iptali davası sonunda, mahkemece "ortada icra edilebilir bir alacak miktarı bulunmadığı, davacının ayrı bir dava açarak alacağını ve miktarını ispatlaması gerektiği" gerekçe gösterilerek dava reddedilmiştir. Davalı, hakim tarafından tasdik olunan boşanma protokolü ile, müşterek çocuğun eğitim giderlerini karşılamayı üstlenmiştir. Bu protokoldeki taahhüdü ile bağlıdır. Kesinleşen boşanma ilamına göre, davacı annenin müşterek çocuk için yaptığı eğitim- öğretim giderlerini davalı babadan isteme hakkı mevcuttur. Alacağın esası, itirazın iptali davasında incelenebilir. Bunun için takipten önce alacakla ilgili bir ilam alınmış olmasına lüzum bulunmamaktadır....
Boşanma ilamında hükme geçirilmeyen ya da uygun bulunduğu belirtilmeyen protokolün sonuç doğurmayacağı açıktır. Açıklanan yönler gözetilmeden geçerliliği bulunmayan protokole dayalı açılan davada yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraf vekilleri duruşmaya geldiklerinden, duruşma için taktir olunan 1.100,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine ve 1.100,00 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 23.06.2015 (Salı)...
Aile Mahkemesinin 2021/775 Esas sayılı dosyasına göre, dosyaya ibraz edilen boşanma protokolüne göre, protokolün 5 inci maddesinde davacı ... adına kayıtlı ''Mersin ili, ... İlçesi, ... 212 Ada, 20 Parseldeki, "Mersin ili, ... ilçesi, ... 212 ada 13 parseldeki" ve "Mersin ili ... ilçesi ... Mah. 276 ada 16 parselde kayıtlı 2 katta bulunan mesken niteliğindeki taşınmazların taraflar arasındaki boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren en geç 15 gün içerisinde tapuda ...'a devredileceğinin ve tapu devir masraflarının da davacı ... tarafından karşılanacağının kararlaştırılmış olduğu, Mersin 2....


