olarak aynen iadesi aksi takdirde toplam bedeli olan 327,60 TL'nin, 65 adet Çeyrek Altın tanesi 163,80 TL'den toplam bedeli olan 10.647,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine mümkün olmadığı takdirde toplam bedeli olan 39.515,50 TL ziynet eşyası alacağı bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ayrıca 1 Adet Çeyrek altının tanesi 163,80 TL'den aynen iadesi halinde davacı tarafça 1/2 bedeli olan 81,90 TL'sinin davalıya ödenmesine, aynen iade edilmemesi halinde davalı tarafça çeyrek altının 1/2 bedeli olan 81,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir....
Yargılama boyunca dinlenen tek tanık olan davalı tanığı beyanında 3 adet çeyrek altın ve 1 adet yonca yaprağı takıldığını söylediğine göre mahkemece sadece bu altınların aynen iadesine, mümkün olmadığı taktirde bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken salt davacının beyanına dayanılarak 23 çeyrek altın için alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek talebin tümüyle kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın , yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 31/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece “13,5 gram has ayar altın, 190 adet 22 ayar çeyrek altın, 3 adet 22 ayar yarım altın, 1 adet 22 ayar tam altın, 2 adet 22 ayar reşat altın, 2 adet 22 ayar beşi bir yerde altın, 2 adet 22 ayar bilezik, 1 adet 22 ayar bilezik, 9 adet 22 ayar üçlü burma bilezik, 1 adet 22 ayar set takımının davacı- karşı davalı tarafça, davalı- karşı davacı tarafa aynen iadesine, aynen iade olmadığı taktirde ziynet eşyalarının bedeli olan 76.716,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacı- karşı davalıdan tahsili ile davalı- karşı davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuştur. Gerekçede kabul edilen ziynetlerin cins , nitelik ve miktarları ayrı ayrı belirtilse de, davalı- karşı davacı kadının talebinde belirttiğinden farklı ziynetleri de kapsayan bu değere nasıl ulaşıldığı (hangi ziynetlerin/ hangi gerekçeyle kabul edildiği) denetime elverişli olacak şekilde belirtilmediği gibi, hüküm altına alınan ziynetlerin ayrı ayrı değerleri de gösterilmemiştir....
Mahkemece bozma ilamına uyulmakla birlikte verilen kararda ise kadının ziynet alacağı yönünden yine kısmen kabule karar verilmekle birlikte 1 adet 18 ayar tek taş pırlanta yüzüğün (0.42 kırat=3.250TL) dava dilekçesinde talep edilmediği ıslahla dava konusunun değiştirilemeyeceği gerekçesi ile iadesi isteminin reddine ve 11 gr olan altın yerine 1 gr altın bedelinin iadesine hükmedilmiştir. Söz konusu karar daha önce davalı erkek tarafından temyiz edilmeyerek hükmedilen 11 gram altının yarısı ve 18 ayar tek taş pırlanta yüzük (0.42 kırat=3.250TL) yönünden davacı kadın yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Usuli kazanılmış hak hususu gözetilmeksizin bozma üzerine verilen temyize konu kararda davacı kadın yararına 11 gram altın X 117,001/2=632,50 ve 1 adet 18 ayar tektaş pırlanta yüzük (0.42 kırat=3.250 TL) bedelinin iadesine hükmedilmemesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir....
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, davalı karşı davacı kadının ziynet talebine ilişkin davasının kabulü ile; 1 çift 22 ayar altın hint küpe ( 15 gr.), 1 adet 14 ayar zincir ( 10 gr.), 6 adet 22 ayar burma bilezik (120 gr.), 2 adet 22 ayar burma bilezik ( 50 gr.),10 adet 22 ayar yarım altın ( 35 gr.), 32 adet 22 ayar çeyrek altın ( 56 gr.), kırk adet 22 ayar 1.00 gr. Altın (40 gr.) ziynetlerin davacı karşı davalı tarafından davalı karşı davacıya aynen iadesine, aynen iadesi mümkün değil ise fiili ödeme günündeki değeri ile birlikte davacı karşı davalı tarafından davalı karşı davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Yapılan incelemede; davalı- karşı davacı kadının dava dilekçesi ile bedel talebinde bulunduğu, Dairemizin bozma ilamı ile de talep edilen 301 gram altının niteliği ve dava tarihi itibariyle bedelleri hesaplanarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek belirlenen ziynetler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki ziynet eşyasının iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı ile aralarındaki boşanma davasının halen derdest oduğunu, düğünde kendisine takılan 7 adet 210 gramlık burma bilezik, 13 adet çeyrek altın, 2 adet yarım altın, 2 adet tam altın, 27 gramlık 14 ayar set ile 2.000 TL'nin geri verilmek üzere düğünden hemen sonra davalı tarafından kendisinden alındığını ve inşaat halindeki evin yapımı için harcandığını ve bir daha geri iade edilmediğini belirterek, söz konusu ziynet eşyaları ile paranın aynen, olmadığı takdirde toplam bedel olan 28.400 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep...
18 ayar altın tek taş pırlanta, 115 adet küçük cumhuriyet altınının aynen iadesi; mümkün olmadığı takdirde, fazlaya ilişkin hak saklı tutularak, 1.000TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Mahkemece; boşanma davasındaki davacının aile konutundan davalının baskı sonucu ayrılmış olduğu gerekçesi yüksek mahkeme tarafından da kabul edildiğine göre davacının düğünde nişanda takılan ziynet eşyalarını beraberinde getirmesi söz konusu olmadığı, ancak; bilirkişi raporunda tespit edilen ziynet eşyalarından 1 adet kolye ve künyenin taşınması çok kolay olduğundan ve davacının bunu taşıması söz konusu olabileceğinden bunların davalı-karşı davacıda kaldığının kabulü mümkün görülmemiş, davacının kendisi tarafından götürülmüş olduğu sonucuna varıldığı, 49 adet tam altın, 74 adet yarım altın, 113 adet çeyrek altının ise günümüz ekonomik koşulları ve gelenek ve göreneklerde meydana gelen değişiklikler nedeniyle kadınlar tarafından ziynet eşyası olarak kullanılmasının söz konusu olmadığı, özellikle altın sektöründe meydana gelen hızlı değişim altının tasarımı konusunda ortaya çıkan ve ziynet konusunun dünya çapında geliştiren Türkiyenin altın ticareti birlikte değerlendirildiğinde bahse...
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın ziynet eşyasının iadesi talebinin yersiz olduğunu savunup, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile, bilirkişi raporunda belirtilmiş olan ziynet eşyalarının aynen iadesine; aynen ifası mümkün olmadığı takdirde, değerleri toplam 28.875,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, dava dilekçesinde; 30 adet küçük altın denildiği halde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; 66 adet çeyrek altın denilip, hesaplama yapılmıştır. Mahkemece talep aşılmak suretiyle hüküm tesis edilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. ......
Islah dilekçesinin kabulü ile ıslah ettiği davanın kabulüne, 16/05/2013 havale tarihli bilirkişi raporunda belirtilen 6 Adet 22 Ayar bilezik ortalama 20 gramdan bedeli 10.656.00 TL, 4 adet 4'er gram altın yüzük bedeli 884,96 TL, 1 adet altın 14 ayar 4 gram altın küpe bedeli 221,24 TL belirtilen ziynet eşyalarının davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine, aynen iadesi mümkün olmadığı taktirde bu eşyaların toplam bedeli olan 11,762,20 TL'nin tahsil edilerek dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, davacı vekilinin 2. Islah dilekçesinin HMK 176. maddesine göre usülen kabul edilmediğinden buna yönelik talebin reddine” karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir....


