Mahkemece, dava konusu sözleşme ve intifa hakkının 2012 yılına kadar devam edeceğinin her iki taraf vekilinin de kabulünde olduğu, 2012 yılına kadar sürecek bir sözleşme için 2012 yılından sonra intifa hakkının tapudan terkininin davacı için gündeme geleceğinin davacı vekilinin beyanıyla anlaşıldığı, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde faaliyetlerine devam ettiği, bu durumda sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre fakirleşme, mal varlığında artma şeklinde olayda bulgulara yer vermenin mümkün olmadığı belirtilerek zamansız açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davalının, davacının markasına uzun yıllar katkıda bulunduğuna ilişkin gerekçenin sonuca etkili bir hüküm niteliğinde bulunmamasına göre davacının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Mahkemece taraflar arasındaki akdin feshedilmediği...
Bu halde taraflar arasındaki uyuşmazlık, alım satım sözleşmesine dayalı olup, davacı tarafça sözleşme kapsamında davalı tarafa ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir. 2. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Borçlar Kanunu'nun konuya ilişkin 61 ve ardından gelen maddelerindeki (TBK'nın 77 ve ardından gelen maddelerindeki) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. 3....
HGK.nun 05.12.1984 tarih 1982/13-387 E.- 1984/997 Ksayılı kararı ile, idarenin her hangi bir şart tasarrufuna dayanmayan, salt hatalı ödemelerin idare tarafından BK.nun sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebileceği açıklanmıştır. Bu durumda, herhangi bir şart tasarrufa dayanamayan salt hatalı ödemenin Borçlar Hukukunun sebepsiz iktisap kuralları çerçevesinde istenip istenemeyeceği tartışılmadan yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Taraflar arasında eser sözleşmesi bulunup bulunmadığı, eser sözleşmesi yok ise yapılan imalat bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsilinin talep edilip edilemeyeceği ihtilaflıdır. Eser sözleşmesi bulunduğunu ispat kural olarak yazılı delille ispatlanmalıdır. Bu hususta davacı tarafın sunmuş olduğu tüm deliller değerlendirildiğinde; Dava dışı ... ... Şirketi ile davacı ( eski adı .....) arasındaki ... tarihli sözleşmenin incelenmesinde ise davalının imzasının bulunmadığı sözleşmenin tarafı olmadığı anlaşılmıştır. Davalının dava dışı ...... Şirketi ile yapmış olduğu ... tarihli kira sözleşmesinin incelenmesinde ise; sair şartlar başlığı altında düzenlenen 1., 2. Ve7. Maddesinden kiracının söz konusu taşınmaza tadilat yapabileceği tüm giderlerin kiracıya ait olduğu nitekim yapılacak tadilatın kiracının ihtiyacına binaen olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde ... tarihli sözleşmeye dayalı olarak yapılan imalatların bedelini talep etmiştir....
bulunmadığından davalıdan sebepsiz zenginleşme talebinde bulunabilecek kişinin davacı değil dava dışı şirket olduğunu, sebepsiz zenginleşme talebi ile davalıdan isteyebileceği 630.000,00 TL'nin ödemesi değil bu alacağın temlik edilmesi olduğunu ve alacağın TBK'nın 82/1 maddesine göre zamanaşımına uğradığı belirtilmiştir.Davacı tarafından alınan uzman görüşü ile mahkemece alınan bilirkişi raporlarına göre, davalının sermaye borcunun, davacının şirketteki alacak hesabından davalının hesabına virman yapılmak suretiyle ortaklar hesabından ödenmiştir....
Bu durumda, gerek davacının keşif tutanağına geçirilen beyanları, gerekse davalının savunması doğrultusunda; taşınmazın, halen, davacının kullanımında olduğu anlaşıldığından; davacının, kullanımda olması nedeniyle iade etmesi koşuluyla yaptığı binanın bedelini isteme hakkı bulunduğu gözetilerek; bu yöne ilişkin davanın henüz sebepsiz zenginleşme olgusu gerçekleşmediğinden dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği... " belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulduğu belirtilerek yargılama yapılarak karar verilmiş ise de; bu istem yönünden kurulan hükmün usulen verilen bir red kararı şeklinde değil fazlaya ilişkin istemin reddine denerek esastan red şeklinde kurulduğu anlaşılmıştır. Dairemiz bozma ilamında da işaret edildiği üzere; dava, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre açılmış olup, sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak iade isteminde bulunulabilmesi için, bir tarafın malvarlığının diğer tarafın malvarlığı aleyhine çoğalması gerekir....
Mahkemece; sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davalarının BK.'nın 66. maddesi uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerektiği, bir yıllık sürenin davacı kamu idaresinin alacakta haklı olduğunu öğrendiği 07.10.2010 tarihli tazmin raporu ile başladığı, iş bu davanın bir yıllık sürenin geçmesinden sonra 21.05.2012 tarihinde açıldığı gerekçe gösterilerek; davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; yersiz ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 ve devamı maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır....
Mahkemece; sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davalarının BK.'nın 66. maddesi uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerektiği, bir yıllık sürenin davacı kamu idaresinin alacakta haklı olduğunu öğrendiği 07.10.2010 tarihli tazmin raporu ile başladığı, iş bu davanın bir yıllık sürenin geçmesinden sonra 21.05.2012 tarihinde açıldığı gerekçe gösterilerek; davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; yersiz ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 ve devamı maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır....
Mahkemece; sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davalarının BK.'nın 66. maddesi uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerektiği, bir yıllık sürenin davacı kamu idaresinin alacakta haklı olduğunu öğrendiği 07.10.2010 tarihli tazmin raporu ile başladığı, iş bu davanın bir yıllık sürenin geçmesinden sonra 21.05.2012 tarihinde açıldığı gerekçe gösterilerek; davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; yersiz ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 ve devamı maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır....
Geçersiz sözleşme hükümlerine dayalı talep de bulunulması mümkün değildir. Taraflar arasında geçersiz de olsa sözleme ilişkisi bulunduğuna göre sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak isteminde zamanaşımı süresi 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 yıldır. Mahkemece zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu belirlenerek zamanaşımı savunmasına itibar edilmeyerek işin esasına geçilmesi yerinde olmuştur. Bu itibarla, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiş ve reddine karar verilmiştir. Eldeki davada geçersiz sözleşme uyarınca ödenen bedelin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili talep edildiğine göre; bu talebin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle tahsiline ilişkin olduğu kabul edilmelidir. (Emsal Yargıtay 3....


