Tarafından satın alınan %25'lik kısmının malikliği ve tüm arsa üzerine yapılacak yeni binanın tüm giderlerinin ve gelirlerinin paylaşılması için Asrın unvanı ile adi yazılı bir anlaşma ile konsorsiyum kurduğunu, 16/01/2017 tarihinde bu sözleşmenin resmileştirilerek ...Adi Ortaklığına dönüştürüldüğünü, müvekkili şirketin gerek konsorsiyum gerek adi ortaklık sözleşmelerinde üzerine düşen tüm vecibeleri yerine getirdiğini, ancak davalı... Yapı End. Şirketinin gerek kat karşılığı inşaat sözleşmesini gerek tapudaki 1/4 payı adi ortaklık veya konsorsiyuma devretmediğini belirterek, İstanbul, Sarıyer, M. Ayazağa mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı gayrimenkulün davalı ... Yapı End. Şirketine ait kısmının tapusunun iptali ile davacı ... Ltd'ye tescili hakkında açılan davaya asli müdahale taleplerinin kabulü ile, tapunun iptali ve ... adına tesciline karar verilmesi halinde meblağın 1/2'sinin müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir....
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... esas sayılı dosyasında görülen ve bu davaya dayanak yapılan sözleşmeden kaynaklanan alacak ile itirazın iptali talepli asıl ve birleşen davalar olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda her iki davanın konusu ve tarafları bakımından aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan, davalardan biri hakkında verilecek karar diğerini etkileyeceğinden, iki davanın birlikte görülmesinde, gerek usûl ekonomisi ve gerekse birbirleriyle çelişkili kararların çıkmasının önlenmesi bakımından fayda bulunmaktadır. Mahkemece bu davaların birlikte görülüp, sonuçlandırılması gerektiğinden, 6100 sayılı HMK 166. maddesi uyarınca birleştirme kararı verilmesi gerekmektedir. c-Taraflar arasında tüp bebek merkezi kurulması ve işletilmesine dair adi ortaklık kurulduğu ve bu ortaklığa ilişkin yazılı sözleşme yapılmadığı, ancak tarafların birbirlerine gönderdikleri ihtarnamelerde davacının grup şirketlerinden olan ... ile davalının grup şirketlerinden olan .......
Davalı, davacının taleplerini somutlaştırmadığı, hisse devri ile ilgili bir alacağı kalmadığı hisse devir sözleşmeleri getirtilip incelendiğinde bunun anlaşılacağı, ayrıca davacının hisselerinin bedelini tam olarak ödemediğini. Davacıya ödenene devir bedelleri hariç başkaca bir alacağı bulunmadığını davanın reddini savunmuştur. Tüm dosya kapsamı ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre; Dava dışı ... ... Makinaları San.ve Tic....
Bu kapsamda kefil tarafından asıl borçlunun aleyhine olacak şekilde alacaklıyı takibe zorlayamayacağı, kaldı ki davalı alacaklının da temerrüde düşmeyen borçlu yönünden ihtar ya da cebri icra yoluyla asıl borçlu ve kefiller yönünden alacağı tahsili için hukuki sürecin başlatılmasını istemeyeceği gibi alacaklının da Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin imzalanmasından önce ya da sonra bu yönde talepte bulunmadığı bilinmektedir. 11/06/2020 tarihinde ise davalı banka ile dava dışı ...A.Ş arasında Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi imzalanmış ve davacı yanın bu süreçte ortaklık ilişkisi sona ermiş ve Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi'ne iştirak etmemiştir....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalının şirketten tahsil ettiği kar payından davacıya düşen 9.143,92 TL (1992-1993-1998 yılları) kar payı isteyebileceği, kesinleşen Mahkeme kararında geçen bilirkişi raporuna ve eldeki dosyada alınan bilirkişi raporuna göre 2000-2006 (dayanak davanın açıldığı tarih itibariyle) şirketin elde ettiği kar payı dikkate alındığında davacıya 127.441,24 TL düştüğü, davalı tarafından 17.01.2006 tarihinde 63.796,00 TL'lik ödeme yapıldığı, kesinleşen mahkeme kararıyla 10.000,00 TL'nin hüküm altına alındığı böylelikle davacının davalıdan bakiye 53.645,14 TL kâr payı isteyebileceği, 2006-2014 yılları arasında isteyebileceği kar payı bulunmadığı, 2000-2006 yılları ve 1992-1998 arasında davacı ile davalı arasında adi ortaklık ilişkisi devam ettiği için davacının dağıtılmamış kar payı alacağıyla ilgili olarak şirkete başvuramayacağı, kesinleşmiş Mahkeme kararı uyarınca adi...
Mahkemece daha önce istemin kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nce "kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğu" gerekçesiyle bozulması üzerine bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık olduğu gerekçesiyle davacının kar payı konusundaki isteminin kabulüne, 10.000 USD'lik alacak iddiasını kanıtlayamadığından bu konudaki isteminin reddine karar verilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununda "Adi şirket" ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda "Adi ortaklık sözleşmesi" başlıkları altında yapılan tanımlarda adi ortaklık, "iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır....
Şti. vekili 28/01/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Usuli itirazlar yanında esas yönünden; müvekkili Şirket'in adi ortaklık olarak ifa etmiş olduğu temizlik işini 31/12/2006 tarihinde devrettiğini, işçilik alacaklarının da işyerini devralan firmaya geçtiğini, müvekkili ve adi ortaklığın işçilik alacakları yönünden her hangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin adi ortaklıktaki hissesinin %1 olduğunu, müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesi halinde müvekkilinin ancak kendi dönemi için iş akdi feshedilen işçilere yapılan ödemenin %1'inden sorumlu tutulabileceğini, aksine yaklaşımın hukuka aykırı olacağını, 6552 sayılı yasal düzenleme ile kamu kurumlarında özel sektör işverenlerine bağlı olarak çalışan işçilerin kıdem tazminatlarının Kamu Kurumları tarafından ödeneceğini kabul ettiğini, böylelikle özel sektör işverenlerinin kıdem tazminatından sorumlu tutulamayacaklarının yasal güvenceye kavuştuğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir....
Davada; taraflar arasında yapılan adi ortaklık sözleşmesi gereğince, kar payı ve demirbaş bedelinin verilmediği iddia eden davacı, kar payı ve demirbaş bedelini talep etmiştir. Bir ortak tarafından, kar payı ve demirbaş bedeli payının talep edilmesi; aynı zamanda tasfiyeyi de kapsar. Uyuşmazlık, bu çerçevede değerlendirilip ele alınmalıdır. Mahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ... 13. Noterliğince tanzim olunan 22.11.2011 tarihli adi ortaklık sözleşmesi gereği "adi ortaklık" olarak nitelendirilmesi gerekirken; ortaklığın fiilen kurulamadığı gerekçesiyle 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri nazara alınmamış ve Türk Borçlar Kanununun 642. madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmemiştir....
Adi ortaklık sözleşmesine konu işin bitirildiği kesin kabulünün yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı kar payının eksik ödendiğini ileri sürmekte olup mahkemece B.K.538 ve devamı maddeleri hükmüne göre ortaklığın tasfiyesine ilişkin hesabı yapmalı ortaklığın kar zarar hesabı yapılarak her bir ortağın hissesine göre alacağı kar payı belirlenme, buna göre davacıya eksik ödeme olup olmadığı tespit edilmelidir. Ortaklığı resmiyette temsil eden davalı şirketin idareci ortak olduğu taraflar arasında ihtilafsızdır. Mahkemece hükme esas alınan 05.11.2007 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin ticari defterlerinde inceleme yaparak ortaklığın kar zarar hesabı yapılmış, buna göre davacının hissesinden fazla kar payı aldığı kabul edilmiştir. Oysa davacı bu rapora itiraz etmiştir. Tasfiye hesabı yapılırken tek taraflı olarak davalı şirket tarafından tutulan defterlere itibar edilerek kar zarar hesabı yapılamaz....
Kaymakamlığına ait inşaat işlerinin yapımı hususunda davalı ile 30.05.2012 tarihli adi ortaklık sözleşmesini imzaladığını, müvekkilinin 40.000 TL katılım payı ve emeği ile ortaklığa katıldığını, sözleşmede işlerin başlangıç, bitim ve kesin kabul anlaşmalarının beraber yürütüleceği ile işlerin kabulü ve hakedişlerinin alınmasını müteakip genel hesaplamalar yapıldıktan sonra hasıl olacak karın 1/2'sinin ve koymuş bulunduğu katılım payının müvekkiline ödeneceği hususlarının kararlaştırıldığını, sözleşme gereğince tarafların üstlendikleri işlerin tamamlandığını ve hakedişlerin davalı tarafından tahsil edildiğini, ancak koymuş olduğu katılım payı ile kar payının müvekkiline ödenmediğini ileri sürerek; adi ortaklığın feshi ile müvekkilinin katılım payı olarak koyduğu 40.000 TL'nin 28.06.2012 tarihinden, (şimdilik) 1.000 TL kâr payı alacağının ise dava tarihinden işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiş, 26.01.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile kar payı alacağı istemini 28.228 TL'ye yükseltmiştir...


