Manevi tazminat, kişinin haksız eylem sonucu duyduğu acı ve elemin giderilmesini amaçlar, zarar gören, bu zararın giderilmesi için öngördüğü miktarı kendisi belirleyerek talepte bulunabilir. Manevi tazminat, niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olarak istenemez ise de, dava dilekçesinde 50.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği belirtildiğine göre belirtilen bu miktar üzerinden işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 7.3.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Davacı, davalıların hakaret ve tehdit etmek suretiyle kişilik haklarını ihlal ettiklerini ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, manevi tazminat talebinin bölünemeyeceği ve manevi tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı gerekçeleriyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesinin 1. fıkrasında belirsiz alacak davası; “davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir” şeklinde düzenlenmiştir. Davanın dayanağı olan vakıaları anlatmak ve açıklamak taraflara, hukuki niteleme hakime aittir. Yine yukarıda anılan kanunun 31. maddesiyle hakime davayı aydınlatma ödevi getirilmiştir....
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davacı taraf her ne kadar her bir davacı için bir rakam belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuş ise de; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş olması ve dava dilekçesinde açıkça davasını belirsiz alacak davası olarak açtığını belirtmiş olması, manevi tazminat davasının da belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmaması karşısında, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. ... 6100 sayılı HMK.'...
A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle işgöremezlik tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı taraf, harca esas dava değerini 3.000,00 TL. göstermek suretiyle ve belirsiz alacak davası olarak açtığı davada, taleplerini ayrıştırmadan maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş; sorumluluk ve maddi zararın kapsamının belirlenmesinden sonra, talep edilen manevi tazminat miktarlarını bildireceklerini dava dilekçesinde ifade etmiş; mahkeme tarafından verilen süre üzerine de 18.02.2016 tarihli "maddi tazminat yönünden bedel artırımı ve manevi tazminat talebinin bildirilmesi dilekçesinde" 14.473,68 TL. maddi tazminat ve toplam 15.000,00 TL. manevi tazminatın tahsilini istediklerini bildirmiş; daha sonra verdiği talep açıklama dilekçesiyle, ölen davacının mirasçısı olan herbir dahili davacı için 5.000,00 TL. manevi tazminat talep etmiştir....
Mahkemece, maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün olmadığından manevi tazminatın tahsili için açılan davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesinin incelenmesinden maddi tazminat talebinin belirsiz alacak davası olarak açıldığı, talep edilen manevi tazminat miktarının ise açıkça belirtildiği ve belirsiz alacak davasına konu yapılmadığı ortadır. Şu halde davacının manevi tazminat talebiyle ilgili işin esasına girilerek bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 16.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi....
; bu nedenle manevi tazminat davasının, "manevi tazminatın bölünemezliği" kuralına aykırı bir biçimde kısmi veya belirsiz alacak davası olarak açılamayacağına göre, davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan manevi tazminata ilişkin hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir....
O halde manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi kapsamında, manevi tazminat isteminin kısmi veya belirsiz olarak değil, istemin tam olarak belirli olduğu davada değerlendirilip karara bağlanmasının mümkün olması, bu yönle davacının kısmi veya belirsiz alacak davası olarak manevi tazminat isteminde bulunmasında hukuki yararının olduğundan bahsedilemeyeceği gözetilerek, bu kısma ilişkin istemin usulden reddi gerekirken, somut olayda olduğu gibi belirsiz alacak davasında asgari miktar olarak gösterilen 2.500 TL'lik manevi tazminat isteminin, davacının manevi tazminat isteminin tamamını kapsadığı kabul edilerek yazılı şekilde bu istemle sınırlı hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur." (Yargıtay 10. HD.'...
İş kazasında zarar gören davacı, davanın açıldığı tarihte manevi tazminat alacağının miktarını kendisi belirlediğinden, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu söylenemez. O halde manevi tazminat istemi manevi tazminatın bölünemezliği kuralına aykırı bir biçimde kısmi veya belirsiz alacak davası olarak açılamaz ve manevi zararın HMK'nın 107.maddesine göre dava yoluyla tespiti de istenemez. Somut olayda, davacı vekilinin yargılamanın 11. celsesinde, davayı açarken dava değerini 20.000,00 TL olarak gösterdikleri, bu değerin 5.000,00 TL’sinin maddi tazminata, kalan 15.000,00 TL’sinin ise manevi tazminata ilişkin olduğunu belirttiği, bu haliyle usulüne uygun olarak açılmış bir manevi tazminat davası da bulunmadığı anlaşılmıştır....
Davacı ... yönünden ayrıca 2.107,70 TL tedavi giderine yönelik talepte bulunulmasına rağmen, bu hususun gerekçede yer almamaması, tedavi gideri hakkında hüküm kurulmamış olması bozmayı gerektirmiştir. 2-Davacılar vekili dava dilekçesinde belirsiz alacak talebi şeklinde, her iki davacı için maddi ve manevi tazminat olarak toplam 10.000,00 TL tazminat talep etmiş olup; yargılama aşamasında sunduğu 05/11/2011 tarihli belirli hale getirme dilekçesi ile davacılardan ... için 6.720,26 TL maddi tazminat, diğer davacı ... için 192,18 TL maddi tazminat talep edildiğini açıklamıştır. Bu durumda, başlangıçta 10.000,00 TL olarak talep ettiği miktarın kalan kısmı manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı yanca 05/11/2011 günlü dilekçe ile manevi tazminat yönünden de talep artırılmak suretiyle istemde bulunulmuştur....
Uyuşmazlık, alacak ve manevi tazminat iddiasından kaynaklanmakta olup, davacı dava dilekçesinde 5.133,00 TL alacak ile 1.500,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini istemiş, yargılama aşamasında, 1.500,00 TL manevi tazminat istemini ... terk ederek, isteminin 5.133,00 TL olduğunu belirtmiştir. Dava açıldıktan sonra bu şekilde dava ile ilgili bir bölüm isteğin ... bırakılması görevli mahkemenin belirlenmesi yönünden sonuca etkili değildir. Görevin dava dilekçesindeki istem esas alınmak suretiyle belirlenmesi gerekir. Bu durumda uyuşmazlığın Boyabat Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HUMK.’nun 25. ve 26. maddeleri gereğince Boyabat Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 23.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....


