Davalı vekili 12.07.2007 tarihli taraflar arasında imzalanan adi yazılı protokol gereği taşınmazlarda davacının hakkı olmadığını savunmuş, davacı ise 18.12.2008 tarihli duruşmadaki beyanı ile protokol altındaki imzayı kabul etmiş, ancak sair beyanlarında aslolanın noterde düzenlenen sözleşme olduğunu ve adi yazılı protokolün geçerli olmayacığını ayrıca davalı yüklenici .... protokol gereği edimlerini yerine getirmediğini beyan etmiştir. Bu durumda davacı her ne kadar davayı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayandırmış olsa da hukuki nitelendirme hakime ait olduğundan davanın adi ortaklığın tasfiyesi olduğu dikkate alınarak davanın çözümlenmesi gerekmektedir. Adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin prtotokolün yazılı şekilde olma zorunluluğu olmadığı da göz önüne alınarak, tasfiye protokolünün tamamı değerlendirilip davalı ...'...
Dava konusu uyuşmazlık, adi ortaklıktan kaynaklı tapu iptali tescil ve alacak talebine ilişkindir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.) Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır....
nin davasının KABULÜ ile taraflar arasındaki 09/04/2012 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin FESHİNE, adi ortaklığın tasfiye edilecek her hangi bir mal varlığı bulunmadığından adi ortaklığın TASFİYESİNE YER OLMADIĞINA, 35.300 TL. adi ortaklık katılım payı alacağının, dava tarihi olan 13/07/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı .... Malz. Paz. Tic. Ltd. Şti.'den alınarak, davacı ... Doğalgaz Sis. Müh. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'ye verilmesine, davacı ... Doğalgaz Sis. Müh. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin feri nitelikteki fazlaya ilişkin faiz taleplerinin reddine, 2-Birleşen davasının davacısı .... Malz. Paz. Tic. Ltd. Şti.'nin 40.000 TL.'lik alacak davasının REDDİNE" karar verilmiştir. Karara karşı temyiz yoluna gidilmesi üzerine Yargıtay . HD'nin 22/01/2021 gün ve ... E. ......
Mahkemece, davacının 2 numaralı bağımsız bölüme ilişkin tapu iptal ve tescil talebinin tapulu taşınmazın haricen satışına ilişkin adi yazılı sözleşmenin geçersiz olduğu gerekçesi ile reddi doğru değildir. Davalı tarafta yüklenici olarak ... ve ...'un bulunduğu, arsa sahiplerinin ise davacı oldukları dava konusu 2 numaralı bağımsız bölüm Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin denetiminden de geçen ... 2.Asliye Hukuk mahkemesinin 03.12.2002 tarihli 2002/1679 E 2002/1897 K sayılı kararı ile arsa sahipleri adına tescil edildiğinden ve davacı artık yüklenicinin halefi olarak bu taşınmaz ile ilgili tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacağından tapu iptali ve tescil isteminin bu gerekçe ile reddi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi yerinde değil ise de davanın reddi sonucu itibariyle doğrudur....
Tasfiye için öncelikle yönetici ortaktan hesap listesi istenmesi, tayin edilecek süre içinde hesap listesinin verilmemesi halinde yönetici ortağın hesap vermekten kaçınmış sayılacağı kabul edilerek, buna göre tasfiye işlemlerinin yapılması gerekirken, dava konusu olayda ise böyle bir usulün izlenmemiş olduğu, öte yandan adi ortaklık hükümleri gereğince tasfiyenin karar tarihine en yakın tarih itibariyle yapılmasının gerekli olmasına karşın, olayda tasfiye hesabının karar tarihinden yaklaşık 11 yıl önceki tarih esas alınarak yapılmış olduğu görülmekte olup, bilirkişi raporundaki hesap ve yöntemler, gerek taraflar arasındaki ortaklık sözleşmesi hükümlerine, gerekse Borçlar Kanununun adi ortaklığa ilişkin hüküm ve düzenlemelerine aykırı olup, anılan rapora göre adi ortaklığın tasfiyesine karar verilemez....
Tasfiye usulüne ilişkin ve inşaat katibine ilişkin adi ortaklık sözleşmesinde bir hüküm yoktur. Davalı taraf pasif husumet ehliyeti itirazında bulunmuş ise de; davacının adi ortaklık masraflarına katılması, sermaye borcunu ödemesi, adi ortaklığa konu taşınmazın arsa maliklerine ödemeleri yapması, tarafların ticari defterleri ve adi ortaklığın ticari defterleri dikkate alındığında ihtilafsız olan taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesi kapsamında davaya konu parseldeki inşaatın bu adi ortaklık kapsamında yapıldığı sonucuna varılmış ve bu itiraz yerinde görülmemiştir. Davalı taraf, pasif husumet itirazı kabul edilmese dahi iş ortaklığına ilişkin davacının herhangi bir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dolayısıyla sözleşmenin fiilen geçerliliğini kaybettiğini iddia etmiş ise de; bir üst paragrafta belirtilen aynı gerekçelerle bu itirazlar yerinde görülmemiştir....
Dosyaya sunulan bilirkişi ek raporu ile; kök raporda da belirtildiği üzere davalı tarafından davacıya verilen 100.000 TL katılım bedelinin transfer ücreti sayılıp sayılmayacağı hususunun mahkeme takdirinde olduğu, iş ortaklığı, adi ortaklıkta ortaklardan biri üzerine düşen katılım payını yerine getirmediği takdirde diğer ortağın ifaya ilişkin hükümler uyarınca katılım payının ifasını isteyebileceği, yine haklı sebeple ortaklığın feshini isteyebileceği, bir ortağın katılım payının iadesini istemesi ve bunun için dava açması durumunda Yargıtay' ın bu iade talebini adi ortaklığın feshi ve tasfiye talebi olarak gösterdiği, nitekim davalı vekilinin de adi ortaklığın TBK m.139/1 uyarınca amacının gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği ve infisah ettiğini iddia ettiği, bu durumda taraflar arasındaki iş ortaklığının adi ortaklığın tasfiyesine geçilmesi ve tasfiye aşamasında TBK m. 643/1 uyarınca davalının ortaklığa koyduğu 100.000 TL katılım payının geri verilmesinin gündeme gelebileceği görüşüne...
- K A R A R - Davacı vekili, müvekkili ile davalı...murisi arasında 1987 yılında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafından tapu devirlerinin yapılmaması üzerine, müvekkilince açılan tapu iptal ve tescil davasında, sözleşmenin adi yazılı şekilde yapılmış olduğu ve inşaatın geldiği seviye itibariyle de sözleşmeye geçerlilik tanınamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiğini, anılan kararın 01.04.2009 tarihinde kesinleştiğini, davalının, arsa üzerine müvekkilince yapılan imalatın bedelini ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 28.500,00 TL'nin 01.08.1987 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir....
Mahkemece bozma sonrasında; asıl davasının reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında kurulan 12/08/1993 tarihli adi ortaklığın 03/07/1996 tarihinde feshedildiğinin tespitine, feshedilen adi ortaklık sebebiyle davacının davalıya 36.396 TL borçlu olduğunun tespiti ile ortaklığın bu şekilde tasfiyesine dair verilen karar, tarafların temyizi üzerine Dairece verilen 12/03/2019 tarihli ve 2018/5207 E. 2019/1909 K. sayılı kararla; adi ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesinin ayrı hukuki işlemler olduğu, tarafların sona eren ortaklığın tasfiyesi hususunda anlaşamadıkları gözetilerek, ortaklığın sona ermesinin yasal sonucu olan tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur....
ye ait vekalet ücretlerinden karşılandığını, murisin 24.02.2016 tarihinde vefatı nedeniyle adi ortaklığın sona erdiğini, vefatında sonra ortaklık bedeli talep edildiğinde, davalının murisin kendisine bağışladığını, haklarının bulunmadığını ifade ettiğini, ortaklığın yarı hissesinde hak sahibi olduklarını ileri sürerek; adi ortaklığın ölüm ile sona erdiğinin tespitine ve tasfiyesine, dava konusu taşınmazların 4/8 payının davalı adına kayıtlarının iptali ile 1/8 pay davacı ..., 3/8 pay davacı ... adına tesciline, mümkün olmadığında tasfiyenin satış suretiyle gerçekleştirilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 50.000 TL tasfiye payının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II....


