in işletmesinden elde edilen net işletme karını yarı yarıya paylaşmakta olup, taraflar arasında adi ortaklık durumunun söz konusu olduğu ve taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin her tür delille de ispatlandığını,mahkemenin bilirkişi raporuna itibar etmesinin de usule ve hukuka aykırı olduğunu,davacının pirim alacağı yanında ortaklık alacağı da talep edebileceği,bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile alacak talebine ilişkindir.Davalı taraf adi ortaklığı inkar etmektedirler.Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri bir sözleşme olup, adi ortaklık ilişkisi mutlaka sözleşme temeline dayanır. Adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir....
-USD olması ve bunun yarısı talep edildiğinden müddeabihin tamamlanması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, gizli ortaklık nedeniyle davalının sattığı lisans bedelinin yarısının kendilerine ait olduğu iddiasına dayalı gizli ortaklığın tespit ve tasfiyesi ile buna bağlı alacak davasıdır. Dava, taraflar arasında yazılı olmayan sözlü/gizli olarak akdedildiği iddia edilen gizli adi ortaklığın tespiti, feshi ve tasfiyesi ile buna bağlı alacak istemine ilişkindir. Adi ortaklığın tanımı, TBK'nun 620.(BK'nun 520.)maddesinde; "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir " şeklinde yapılmıştır. Adi ortaklık, bir ticari işletmeyi işletmek şeklinde olabileceği gibi esnaf işletmesi veya hiç bir işletme olmaksızın bir kaç kişinin muhtemel kazancı paylaşmak amacıyla emeklerini ve mallarını bir araya getirme şeklinde de olabilir....
DAVA : Ticari Şirket (Adi Ortaklık Fesih ve Tasfiyesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 26/05/2017 KARAR TARİHİ : 16/09/2021 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/10/2021 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket(Adi Ortaklık Fesih ve Tasfiyesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı ...ile müvekkili ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında Kartal ... Noterliğinin 6 Eylül 2004 gün ve 21688 yevmiye nolu Ortak Girişim Sözleşmesi imzalandığını, ortak girişimin, Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı mülkiyetinde bulunan İstanbul... Batı Bölgesi 1. Kısım T Bölgesi konut inşaatlarının gelir paylaşım esasına göre yapılması amacıyla kurulduğunu, ortak girişim sözleşmesinin 8. maddesinde, ortak girişim pilot firması olan ...İnşaat...AŞ'yi temsilen ... ve ...'...
nın şirket adına yaptığı bir taahhüt bulunmadığı gibi, şirketin de hiçbir zaman ortağı olmadığı bu nedenle şirketin fesih ve tasfiyesi ile şirketten adi ortaklık sözleşmesi gereğince ortaklıktan ayrılma payını talep etmesi hukuken mümkün olmadığı, davalı şirketin bu nedenle iş bu davada taraf sıfatının ve adi ortaklıktan kaynaklanan bir sorumluluğunun olamayacağı benimsenmiş ve şirket aleyhine açılan dava mahkememizce sıfat yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Diğer davalı ...'nın, ... ile aralarında yaptığı 04/12/2018 tarihindeki adi ortaklık sözleşmesinin tarafı olması ve imzanın da inkar edilmemesi karşısında iş bu davalı aleyhine açılan davada, davalı ...'nın taraf sıfatının bulunduğu tartışmasızdır. Ancak mahkememizce davacı ... ve davalı ... arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin fesih ve tasfiyesi sonucu sözleşme hükümlerine uygun olarak adi ortaklık sona ermesi halinde davalı ...'...
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesinin imzalandığı ancak adi ortaklığa ait yasal defter ve belgelerin bulunmadığı, ibraz edilen belgelerle de davanın ispat edilemediği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, “... Atlı Spor Klübü” nün kurulması ve işletilmesi konusunda davalılarla adi ortaklık kurduklarını, ancak bundan sonra fiilen ortaklığın devamının mümkün olmadığını belirterek, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, tespit edilecek tasfiye payının ödetilmesine karar verilmesini istemiş, davalılar ise davacının sermaye borcunu yerine getirmediğinden ortaklık sıfatını kazanmadığını, bu nedenle herhangi bir talepte bulunamayacağını savunmuşlardır....
Müdürlüğü, ... ve sulaması inşaatı işi için yapılan adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini talep ederek alacağını tahsil etmek amacıyla her iki icra takip dosyası için İcra Hukuk Mahkemelerinden ayrı ayrı yetki aldığı, Asıl davada her iki takip dosyası alacağı için adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile davalı borçlu ...'un ortaklık hisseleri, kar payı ve tasfiye payının gerçek değerinin belirlenerek paraya çevrilmesine ve borcu karşılar miktarın kendisine ödenmesine karar verilmesini talep ettiği halde, birleşen dava ile aynı talepleri içerir nitelikte bu sefer Antalya ... Müdürlüğü dosyası için Antalya ... Hukuk Mahkemesi kararına istinaden dava açtığı, oysa Antalya ...İcra Hukuk Mahkemesi kararı ile verilen yetki nedeniyle açtığı ilk dava ile her iki takip dosyası alacağını talep etmekte hukuki bir engel bulunmadığı, nitekim asıl davanın her iki takip dosyası alacağı için açıldığı, dolayısı ile birleşen davanın açılmasında hukuki menfaat bulunmadığı anlaşılmıştır....
nın tek ortağı olduğu limited şirketten davacıya geçici süreyle %10 ortaklık payı verilmek suretiyle limited şirkete ortaklık bu adi ortaklığın kılıfı haline getirildiğini,ortaklığın tasfiyesi için açılan davanın, limited şirketten çıkma ve adi ortaklığın tasfiyesi olmak üzere iki ayrı hukuki nedeni bulunduğu,talebin tek ve ortaklığın tasfiyesine yönelik olduğu,mahkemenin iki ayrı talep gibi değerlendirdiği , adi ortaklığa ilişkin talep "Borçlar Kanunu'na tabidir" ve "dava Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmelidir" zannıyla davayı önce tefrik etmiş, sonra usulden reddettiğini,bu bu hatalı tefrik kararının mükerrer alacağa sebebiyet vereceği, istinaf başvurusu reddedilir ve eldeki dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilecek olursa şöyle bir durum ortaya,limited şirketten çıkma konulu dava Asliye Ticaret Mahkemesinde, adi ortaklığın tasfiyesi konulu dava ise Asliye Hukuk Mahkemesinde görüleceğini, böyle olunca her iki davada da esasen aynı alacağın tartışılarak karara bağlanacağını,ortaya...
Ortaklık sözleşmesinde feshi bildirme hakkı saklı tutulmuş veya ortaklık belirsiz bir süre için ya da ortaklardan birinin ömrü boyunca kurulmuşsa, bir ortağın fesih bildiriminde bulunmasıyla. 7. Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla. " şeklinde düzenlenmiştir. Ortaklığın konusu olan işin tamamlandığı, geçici ve kesin kabullerin yapıldığı bu şekilde ortaklığın sona erdiği tarafların kabulündedir. Buna göre adi ortaklığın TBK' nın 638/1-1 maddesi kapsamında sona erdiği kabul edilmiştir. Davacı tarafından ortaklıktan kaynaklanan alacağın tahsili talep edildiğinden, mahkememizce dava, ortaklığın tasfiyesi olarak kabul edilmiş ve ortaklığın, TBK' nın 643 ve 644. Maddeleri ile Yargıtay 3. HD' nin ilkeleri doğrultusunda tasfiyesi yoluna gidilmiştir. TBK' nın kazanç ve zararın paylaşımım başlıklı 643....
Taraflar arasında, noter huzurunda 3.9.1996 tarihli adi ortaklık sözleşmesi düzenlendiği uyuşmazlık konusu olmayıp, idareci ortak olan davacının üzerine düşen edimleri gereği gibi yerine getirmediği dosya münderecatından anlaşıldığı gibi bu husus mahkemenin de kabulündedir. Sözleşmede kar payının nasıl dağıtılacağı yazılıdır. İmzası davalı tarafından inkar edilmeyen bu sözleşme gereğince taraflar arasında Borçlar Kanununun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen bir adi ortaklık ilişkisinin meydana geldiğinin kabulü gerekir. Davalının ortaklığı feshettiğini bildirdiğine göre davacının dava ettiği talepler dikkate alındığında ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istediğinin kabulü gerekir. O halde mahkemece ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi, tasfiyenin de bizzat yaptırılması gereklidir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir....
Kaldı ki adi ortaklık sözleşmesi gereğince davalının ödemeler yaptığı da dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasında BK’nun 520 ve devamı maddelerde yer alan şekilde bir adi ortaklık kurulduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca aradaki ihtilafında BK 520 vd. maddeleri uyarınca çözülmesi gerekir. Yine tarafların iddia ve savunmalarından ve dosya kapsamından eldeki dava ile adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin de istenildiğinin kabulü zorunludur. Hal böyle olunca adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin de BK. 538. maddesi uyarınca yapılması gerekir. Anılan yasa hükmünde belirtildiği üzere; tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması, ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....


