DAVA : Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi DAVA TARİHİ : 27/12/2022 KARAR TARİHİ : 20/02/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/02/2023 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davacı ile davalı arasında 18/04/2022 tarihinde imzalanan sözleşmeyle zirai ilaçlama ve drone ticari üzerine adi ortaklık kurulduğunu, davalı tarafça 01/09/2022 tarihinde ihtar çekildiğini, ihtar ile ortaklığa dair tutulan defterlerin ibraz edilmesi aksi takdirde ortaklığın feshedileceğine yönelik ihtar yapıldığını, ilgili dönemde fesih istenmediğinden tutulan defterlerin davalı tarafa ibraz edildiğini, davalı taraf fesih isteminde bulunmaya ettiğini, adi ortaklığa dair sorumluluklarını yerine getirmekten kaçındığını, ihtar tarihinden itibaren emek ve ana sermaye soınrası şşirket için gereken maddi sermayenin davaı tarafından ortaya konulduğunu, sonrasında karşı tarafın kar payı kendisi...
İlk Derece Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda; "Taraflar arasındaki kar payı esasına dayalı adi ortaklığın 05/06/2014 tarihi itibariyle tasfiye olduğu ve davacının bu tasfiye sonucu 731.573,67 TL alacağının bulunduğu" gerekçesiyle, 731.573,67 TL üzerinden davanın kabulüne, kabul edilen miktarın 500.000,00 TL' sinin dava tarihi olan 24.07.2014 tarihinden itibaren reeskont faiziyle, bakiye 231.573,67 TL' nin ıslah tarihi olan 18/03/2019 dan itibaren reeskont faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı ve davalı tarafça istinafı üzerine dairemizce tesis edilen 2020/91 E., 2021/2318 K. Nolu 20/09/2021 tarihli ilamda; "Dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ,kar payı ödenmesi ,adi ortaklığa kayyım atanması talebine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; taraflar arasında imzalanan " kar paylaşımı sözleşmesi" başlıklı , konusu ... ve ......
Hemen belirtmek gerekir ki taraflar arasında imzalanan 23.7.2005 tarihli belge ile adi ortaklık kurulmuş ise de, adi ortaklığın ne zaman sona ereceğine dair bir kararlaştırma bulunmadığından, taraflarca da ortaklığın sona erdirildiği iddia ve ispat edilemediğinden ve bu hususta mahkeme kararı da olmadığından adi ortaklığın halen devam ettiğinin kabulü gerektiği gibi, birleşen davadaki talebe göre davacının fesih ve tasfiye isteğinin de kabulü zorunludur. Taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğuna göre tasfiyenin bizzat mahkemece yaptırılması gerekir... ... Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin sözleşmedeki hükümlere göre yapılması, böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin BK 539 ve devamı maddelerine göre yapılması gereklidir....
K A R A R Davacı, 10.6.2004 tarihli ortaklık sözleşmesi ile taraflar arasında adi ortaklık kurulduğunu, davalının ortaklığın kurulduğu tarihten bugüne kadar kâr payı verilmediğini ileri sürerek fazlası saklı 6.000.000.000 TL'sının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, sözleşmenin yapılmasına rağmen ortaklığın kurulmadığını, kaldı ki ortaklık devam ederken birbirlerine karşı ortakların alacak davası açamayacaklarını savunarak yersiz olan davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, tarafların ortaklığa katılım payları ve koydukları sermayenin belli olmayışı, ortaklığın fesih ve tasfiyesi dava edilmeden kâr payı talep edilemeyeceği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında 10.6.2004 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile ortaklığın kurulduğu ve adi ortaklığın "Artaş Makina Taşlama ve Taşeronluk Hizmetleri" şeklinde faaliyet gösterdiği idareci ortağın davalı ... olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır....
Mahkemece, tüm dosya kapsamında asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden talep edilen alacağa ilişkin iddianın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Asıl ve birleşen davalar yönünden, davacıların talebi; taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile ortaklıktan doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda, tüm taraflarında kabulünde olduğu üzere taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu açıktır. Davacılar ile davalının adi ortaklık oluşturdukları sabit olduğuna göre taraflar arasındaki ihtilafında bu hususu düzenleyen yasa maddeleri uyarınca çözümlenmesi gerekir. Bu durumda, mahkemece; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı, Türk Borçlar Kanununun 642.madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir....
Borçlar Kanununun adi ortaklığa ilişkin 520 ve onu izleyen maddeleri gereğince adi ortaklığın kurulabilmesi için yazılı şekil gerekli olmayıp, adi ortaklık sözleşmesi sözlü olarak da yapılabilir. Davacının iddiası ve davalının açıklamalarına göre,taraflar arasında 2004 yılı Ekim ayında sözlü olarak meyve fidancılığı,süs bitkileri üretimi ve satılması konularında ortaklık kurulmak üzere sözlü anlaşma yapılıp akabinde ortaklığın fiilen son bulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye,bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki adi ortaklığın tespiti, fesih ve tasfiyesi davasının bozma ilamı üzerine mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davasının adi ortaklığın varlığının tespitine yönelik talebinin kabulüne, diğer taleplerinin reddine, yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 2.20....
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava 6098 sayılı TBK'nın 620 ve devamı maddelerine göre adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi talebidir. 7155 sayılı Kanun'un 20. Maddesi ile eklenen 6102 Sayılı Kanun'un 5/A maddesi uyarınca "bu Kanunun (TTK) 4. Maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı" olarak düzenlendiği, söz konusu düzenlemenin dava şartı olması nedeniyle uygulamasının zorunlu olduğu, aynı yasanın 23....
Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davada, Ticaret Kanunu'nda düzenlenen tüm ortaklıkların ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunduğu, limited şirketlerin tasfiyesinin TTK'nın 549 vd. maddeleri uyarınca düzenlendiği, bu nedenle davalının fesih ve tasfiyesi istenilen limited şirketin bir adi ortaklık çerçevesinde kurulduğu ve tasfiyenin bu adi ortaklık tasfiyesi çerçevesinde yapılması gerektiği iddiasının yerinde görülmediği, iki ortak arasında geçimsizlik bulunduğu, davalı M.. Ö..'in sermaye taahhüdünü yerine getirmediği gerekçesiyle, davalı .. Limited Şirketinin fesih ve tasfiyesi ile tasfiye memuru atanmasına karar verildiği, davalı tarafın temyizi üzerine kararın derecattan geçerek kesinleştiği, anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasında adi ortaklık kurulmadığı kesin delil teşkil eden kesin hükümle belirlenmiş olduğundan, tarafların ABD de kurulan .....
A.Ş. ise 9099 ortaklık payına sahip olduğunu, işin yapımının halen devam ettiğini, iş ortaklığının tasfiye edilmediğini, kazancın ortaklar arasında taksim edilmediğini, henüz taksim edilmeyen ortaklık geliri üzerinde bütün ortakların iştirak halinde mülkiyet hakkının bulunduğunu, dava konusu olayda, davacının henüz doğmamış bir hakkı talep etmesinde, korunacak hukuki bir yararı bulunmadığını belirterek; davacının, usule, yasaya, Yargıtay İçtihat ve yerleşik kararlarına aykırı taleplerini içeren davasının, öncelikle usulden, aksi halde esastan reddi ile yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE : Dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Adi ortaklık sözleşmesi; iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir (TBK. 620/1 md; mülga BK m. 520)....


