Hukuk Dairesinin 03/07/2008 tarihli ve 2008/3252 Esas 2008/9419 Karar sayılı kararıyla; “Davacıların, davalılar ile adi ortaklık kurdukları ve sözleşme gereği davacının idareci ortak olduğu sabittir. Davacı, davalıların edimlerini yerine getirmediğini ve kendisinin fabrikaya sokulmadığını ileri sürmüş, davalılar ise davacının hesap vermeye yanaşmadığı, kendilerine kardan pay vermediğini, fabrikayı gereği gibi işletemediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir. Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda taraflar arasındaki adi ortaklığın bu aşamada devamının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece çoğun içinde azı da vardır prensibinden hareketle ortaklığın feshi ve tasfiyesine karar verilmesi gerekmektedir....
Bütün bu açıklamalar ışığında, taraflar arasında düzenlenen iş ortaklığı sözleşmesi ile taraflar arasında geçerli bir adi ortaklık ilişkisinin kurulduğunun kabulü zorunlu olup, uyuşmazlığın yukarıda açıklanan ve maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek çözümlenmesi gerekmektedir.” hükmüne göre aynı zamanda ortaklığında feshi yapılması gerekmiştir....
Ancak bazı taleplerin tasfiye yapılmaksızın karşılanması olanağı bulunmadığından ----- uygulamalarında da doğrudan olmasa da bazı talepler tasfiye talebi olarak yorumlanmaktadır. Örneğin: bir ortağın tasfiye ifade etmeden ortaklığın feshini istemesi ------ hatta fesih ile beraber mal varlığının tespitinin istendiği durumlar-----, hatta bu taleple birlikte kar talep etmesi---- adi ortaklığın feshi ve hesaplarının çıkarılması talebi ------------- İşbu davada davacının iddiası, adi ortaklığın ortağı ve yöneticisi tarafından özen borcuna aykırı surette davranılarak diğer davalı şirkete fazla para ödendiği yönündedir. Davalı-karşı davacı iddiaları yukarıdaki şekilde tasfiye olarak düşünebilecek nitelikte ise de, karşı dava yönünden----- tarihinde davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir....
Dava, taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin haksız feshi iddiasına dayalı olarak ortaklığın eski hale getirilerek devamı, olmadığı takdirde haksız fesihten kaynaklı zararların tespiti ile tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arasında imzalanan 08/02/2017 tarihli ortaklık sözleşmesi, ihtarnameler, 29/05/2019 tarihli devir sözleşmesi, yine taraflar arasında imzalanan iş ortaklığı sözleşmesi (özel hükümler), davalı tarafından bildirilen davacı şirketin borçlusu olduğu bildirilen icra takip dosyaları ile dava dışı... Bankası AŞ'den celbedilen ihaleye ilişkin evrak dosya arasına alınmıştır....
ile davalı şirket uhtesinde kalan 28.09.2007 ile 28.06.2010 tarihleri arasında her ayın 28'i vadeli her biri 5.000 TL lik alacaklısı ...adi ortaklığı olan 34 adet senedin bedelsizliği nedeniyle iptali ve davacılara iadesine karar verilmesini istemiştir....
Hukuk Dairesi'nin hükmüne uyulan 12/04/2016 tarihli bozma ilamında belirtildiği üzere dava konusu taraflar arasında kurulmuş adi ortaklık ilişkisinin tasfiye işlemini gerçekleştirmek, yani bu konudaki bozma ilamında ayrıntılı olarak belirtilen üç aşamalı tüm tasfiye işlemlerini sırasına ve içeriğine uygun olarak gerçekleştirmek ve sonuç olarak tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosunu ( raporunu ) mahkememize sunmaları için dava konusu adi ortaklığın kapsamı, süresi ve faaliyet alanlarına göre belirlenen konusunda uzman mülk bilirkişisi ..., elektrik mühendisi ... ile mali müşavir ...'un tasfiye kurulu memurları olarak atanmalarına karar verilmiştir....
Davadaki ileri sürülüşe göre, taraflar arasında düzenlenen 01.10.1998 tarihli sözleşme BK.nın 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık sözleşmesi olup, uyuşmazlığında adi ortaklık hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Borçlar Kanununun adi ortaklığa ilişkin 520 ve onu izleyen maddeleri gereğince adi ortaklığın kurulabilmesi için yazılı şekil gerekli olmayıp, adi ortaklık sözleşmesi sözlü olarak da yapılabilir. Davacının iddiası ve davalının açıklamalarına göre, taraflar arasında 2004 yılı Ekim ayında sözlü olarak meyve fidancılığı, süs bitkileri üretimi ve satılması konularında ortaklık kurulmak üzere sözlü anlaşma yapılıp akabinde ortaklığın fiilen son bulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir....
Davanın bu şekli hukuki nitelendirmesinin yapılmasının gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir...' gerekçeleri ile hüküm bozulmuştur.Mahkemece; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, tarafların adi şirkete ilişkin tasfiye işlemlerinin sona erdiği ve özellikle davacı asilin uyuşmazlığın sözleşmedeki cezai şarta ilişkin olduğu yönündeki beyanları karşısında davanın adi ortaklık sözleşmesinin cezai şarta ilişkin hükmüne dayalı olduğu ve davalının taraflar arasında ön görülen ortaklığı haksız bir şekilde sona erdirdiği anlaşıldığından cezai şartın gerçekleştiği, alacağın talep edilecek kısmının da likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının ......
alacağının ödenmesi amacı ile müvekkilinin arabuluculuğa başvurduğu ancak davalı tarafça anlaşmak mümkün olmadığı, müvekkili adi ortaklık payının tasfiyesi ile fazlaya ilişkin ıslah, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000-TL tasfiye payının fiili ödeme tarihindeki karşılığının tasfiye tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir....
sonra ------- faaliyetlerini de eşi -----yürütmüş ve ortaklığın paraya ihtiyacı olduğu dönemlerde ---, direkt ortaklığı yöneten -------- toplam 162.000-TL ve 100.000-USD gönderdiğini, Kardeşlerden; ömrü boyunca evlenmeyen ve çocuk sahibi de olmayan ---------- 03.07.2022 tarihinde vefat etmesi üzerine adi ortaklık sona erdiğinden tasfiyesi gerektiğini, Müvekkillerinden ------ hariç tüm davacılar ile bütün davalılar,------- kanuni mirasçıları olup davalı mirasçılarla adi ortaklığın tasfiyesi hususunda anlaşma sağlanamadığından bahisle adi ortaklığın feshini talep ve dava etmiştir....


