kaynaklanan bu alacağın Beşiktaş ......
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Somut olayda davacı vekili, davacı ile dava dışı ...'in yaş sebze ve meyve sektöründe ortaklık kurduklarını, davacının verdiği vekaletname ile dava dışı ... yetkili kılındığını, müvekkilinin sağlık sorunları ve duyduğu güven nedeniyle ...a ait çek koçanlarını imzalı ve boş olarak dava dışı ...'e teslim ettiğini, dava dışı ...'...
deki ortaklık karşılığı hisse devri için yapılan protokol ve sözleşmeler olduğunu, sözleşme ve protokolde ... A.Ş.'...
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZMA TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİANIN ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nın ... 'in mali ve diğer şahsi işlerini yürütmekte olan damadı olduğunu, aynı zamanda ......
başka deyişle, bu maddenin davalının var olduğunu iddia ettiği hangi alacağın varlığını ispat ettiği belirsiz olduğunu, Davalı, ortaklık payını devretmek suretiyle, şirket tüzel kişiliğine ait olan tüm taşınırlar, taşınmazlar, alacak hakları, fikri haklar ve borçların ortaklık payına isabet eden kısmını devrettiğini, Bu devir, dosyada mübrez noter sözleşmesi ile sabit olup, ticaret sicil gazetesinde de ilan edildiğini, Bu aşamadan sonra şirket malvarlığı ile ilgili hiçbir hak veya talep ileri sürmesi mümkün olmadığını, Payını devreden bir kişinin, şirketin malvarlığı değerleri üzerindeki haklarının hangi gerekçeyle devam edeceği, davalının bu noktada hangi hukuki dayanağa dayandığı taraflarınca anlaşılamadığı, cevap dilekçesinde de bu hususa ilişkin bir izahat yer almadığını, Bu davanın konusu olmamakla birlikte ayrıca ifade etmek gerekir ki, davalı, protokol gereği birtakım alacak haklarına sahip olmuş olup, bu borçların vadesi gelenleri borçların ifasıyla yükümlü olan kişilerce ifa edildiğini...
Buna göre , taraflar arasındaki uyuşmazlığın TBK'da düzenlenen adi ortaklık ilişkisinden kaynaklı olduğu, ortaklığın konusunun gelir elde etmek olması, davayı kendiliğinden ticari dava haline getirmeyeceği ve TTK'da ön görülen, tarafların her ikisinin de tacir olması koşulunun davada oluşup oluşmadığının mahkemece araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle öncelikle tarafların tacir olup olmadıkları ,hatta esnaf ise Bakanlar kurulunun ilgili kazanç tutarlarının da araştırılarak taraflar tacir ise yargılamaya devam edilmesi,akabinde dava konusu sözleşmesinin 4,5,6 ve 7.madde hükümleri de değerlendirilerek talep edilen gelir paylaşım alacağı iddiasının feshe bağlı olup olmadığı hususunda da ayrıca itirazların değerlendirilerek tartışılması gereklidir....
Davalı sözleşmeyi haksız olarak feshettiği için de, 250.000 USD'lik Kaparo tutarını davacıya iade etme yükümlülüğü altına girdiği kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir.Davalının kaparoyu iade etme yükümlülüğü (borcu), kanaatimizce, “sözleşmeden (sözleşmenin feshi ile birlikte doğan tasfiye ilişkisinden) kaynaklanan bir iade borcu” niteliğinde olup, “sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan bir iade borcu” niteliğinde değildir....
Bu dosyada da ... adi ortaklık hissesine mahsuben alacak isteminde bulunmuş, ölümü üzerine dava mirasçıları tarafından sürdürülmüştür. ... ile ... arasındaki adi ortaklığın feshinin Didim Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1996/231 E. 1998/105 K. sayılı dosyasında dava konusu yapıldığı, mahkemece adi ortaklık sözleşmesinin feshine karar verildiği, bu kararın da temyiz edilmeksizin kesinleştiği belirlenmiştir. Adi ortaklık ilişkisinin sona erdirilmesine ilişkin Didim Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1996/231 E. 1998/105 K. sayılı dava dosyasında ... adi ortaklık payı hakkında istekte bulunmadığından bu dava açılmış ve dava dilekçesinde adi ortaklık hissesine mahsuben alacak isteminde bulunulduğu açık şekilde bildirilmiştir....
Buna göre mahkemece; ispat yükünün davacıda olduğu ve iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinden kaynaklandığı ve davacının ilamsız icra ve itirazın iptali yolu ile davalıya karşı adi ortaklıktan kaynaklanan hak talebinde bulunamayacağı yönündeki yanılgılı gerekçe ile reddedilmiş olması doğru değil ise de sonucu itibariyle karar doğru olduğundan hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir....
Temel hukuk kurallarının en önemlilerinden bir tanesi alacak haklarının nisbiliği ilkesidir. Alacak hakkı ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Kural olarak borç ilişkinin dışında bir başka gerçek ya da tüzel kişiye karşı borç ilişkisinden doğan alacak hakkı ileri sürülemez. Ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesi ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunu yaratmaktadır. Tüzel kişi ile ortakları arasında malvarlığı ile sorumluluk ayrılmaktadır. Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için Kıta Avrupası ve Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınarak durumu kötüye kullanan ortakları veya kardeş şirketleri sorumlu tutma imkanı getirilmiştir....


