Sözleşmenin feshi ve işin genel hükümlere göre tasfiye edilmesinden dolayı idarenizden hiçbir hak ve alacak talebinde bulunmayacağımızı .... / ..C.K. ......
Somut olayda davacı vekili, müvekkili ile davalıların mutabakata vararak işletme açmak üzere anlaşıldığını, müvekkilinin ortak olmasına rağmen işletmenin sadece davalı ... adına açılarak her türlü iş ve işlemlerin bu kişi adına düzenlendiğini, müvekkilinin ortak olmasına rağmen işyerinden uzaklaştırılarak ortaklığına haksız şekilde son verildiğini ileri sürerek, adi ortaklığın varlığı ile ortak durumunun tespiti ile ortaklık katkı payı ve menfi zararların tahsili istenmektedir. Davacının adi ortaklık ilişkisinin ve bu ortaklığın ortaklık olduğu iddiası davalılarca kabul edilmemektedir. Eldeki davada mahkemece 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nun 620. ve devamı maddelerinde adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalıdır. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerinin ve mallarının ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme dışı (TBK.620/1) adi ortaklık TBK'nun 620.maddesinde düzenlenmiştir. Davacı tacir değildir....
KARAR Davacı, davalı ile 2005 yılında aralarında yapmış oldukları sözlü anlaşma gereğince ortak alınan araçlar ile nakliye işi yaparak elde edilecek kârı bölüşmek üzere adi ortaklık kurduklarını, ortaklık sermayesinin büyük bir kısmının tarafından konulduğunu, buna karşın adi ortaklığa ait araçların işletilmesi ve ortaklık işlerinin mutad yönetiminin davalıya bırakıldığını, ne var ki davalının elde edilen kazançtan payına düşen kısmı çeşitli bahanelerle ödemediğini, davalının sahte giderler göstermek suretiyle adi ortaklık kazancını gizlediğini ve kazancı zimmetinde bulundurduğunu ileri sürerek fazla hakları saklı kalmak üzere adi ortaklık kârından hissesine düşen 8.000.TL miktarın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir....
Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanununda "Adi şirket" ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda "Adi ortaklık sözleşmesi" başlıkları altında yapılan tanımlarda adi ortaklık, "iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, davanın açılış tarihi (25.06.2009) itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte bulunduğundan dolayı uyuşmazlığın, bu kanunun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Adi ortaklık sözleşmesi geçerlik şekli olarak herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak, ispat şekli bakımından yasal delillerle kanıtlanması gerekir. Ayrıca adi ortaklık ilişkisinde, bir ortak tarafından açılan alacak talebi, ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsar....
Dairece verilen 27.05.2014 tarihli ve 2014/1621 E., 2014/8266 K. sayılı ilamla; "... mahkemece; raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve protokol hükümlerinin TBK'nun adi ortaklık hükümlerine göre çözümlenmesi ve tasfiyenin bu doğrultuda sağlanması amacıyla mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişiler kurulu ile hüküm kurmaya yeterli, Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Bilirkişi raporunda, 15.01.1995 tarihli Protokol ve İş Ayrılığı Anlaşması'nın ihtilaflı maddeleri ayrı ayrı incelenmelidir. Buna göre 4 üncü maddede; İstanbul ili Sarıyer .........., Köyü Kıztaşı mevkiindeki 65 nolu parselin 15.04.1982 tarihinden sonra kalan hisselerin yarısını ... satın alıp, ...'na verecektir, Daha evvel 932 m² lik kısım ...'...
ın Çin makamları nazarında resmi olarak ortak edildiği ispatlanamamış olsa da taraflar arsındaki ilişkinin davacıların verdiği katkı payı doğrultusunda kar etmek amacını taşıyan adi ortaklık ilişkisi olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca ticaret mahkemesince bu gerekçe ile verilmiş görevsizlik kararının temyizi neticesi Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/11790 Esas saylı ilamı ile yerel mahkeme gerekçesi onanmakla taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık olduğu husus bir kez daha kesinleşmiştir. Davacılar iş bu davada, adi ortaklık için koydukları katkı payını istediğinden bu talep adi ortaklığın tasfiyesi sonucunu ihtiva etmektedir. Bu durumda, mahkemece; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı, Türk Borçlar Kanununun 642.madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir......
Borçlar Kanununun adi ortaklığa ilişkin 520 ve onu izleyen maddeleri gereğince adi ortaklığın kurulabilmesi için yazılı şekil gerekli olmayıp, adi ortaklık sözleşmesi sözlü olarak da yapılabilir. Davacının iddiası ve davalının açıklamalarına göre,taraflar arasında 2004 yılı Ekim ayında sözlü olarak meyve fidancılığı,süs bitkileri üretimi ve satılması konularında ortaklık kurulmak üzere sözlü anlaşma yapılıp akabinde ortaklığın fiilen son bulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye,bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....
gereken gelir gider ve genel olarak ortaklığın durumu ile ilgili bir bilgiyi davacı ortağa vermediği olgusunun davacı delilleri kapsamında ispat edildiği, güven kaybına uğrayan davacının adi ortaklığın fesih talebinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, taraflar arasında kurulan adi ortaklık sözleşmesinin feshi ve tasfiyesine, adi ortaklığın tasfiyesi bakımından tasfiye memuru olarak mali müşavir atanmasına, tasfiye memuru ücreti olarak 400,00 TL ücret takdirine, iş bu ücretin davacı tarafından karşılanmasına, karar kesinleşinceye kadar ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının tespiti, yönetimi ve mal varlığının korunması bakımından kayyım olarak mali müşavir ...'...
Bu iddiayı ileri süren taraf, adi ortaklık ilişkisi bir sözleşme olduğundan, iddiasını HMK. md.200 gereğince senet (kesin delil) ile ispat etmelidir. Somut olayda, taraflar arasında yazılı bir adi ortaklık sözleşmesi bulunmamakta ise de; davacılar ile davalıların murisi kardeş olup, HMK.'nun 203/1 maddesi gereğince, olayda tanık da dinlenebilecektir. Davacı taraf, adi ortaklığın bulunduğunu iddia edip, bu iddiasının ispatı yönünden tanık deliline dayanmış, yargılama sırasında dinlettiği tanıkları ile de, adi ortaklığın varlığını ispat etmiştir. Hal böyle olunca, taraflar arasında bir adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu kabul edilip, uyuşmazlığın; adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri (TBK.nun 620 ve devamı maddeleri) gereğince ve 642. vd. maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir. Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nın 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen adi ortaklığın tasfiyesi davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların ... ..........i'nin ....06.2011 tarih ve 11825 yevmiyeli sözleşmesi ile % 51 hissesinin davacı, % 49 hissesinin davalıya ait olacak şekilde adi ortaklık kurduklarını, adi ortaklık sözleşmesi ile davalı ..... Ltd.Şti.'nin işin başlangıcından bitimine kadar adi ortaklığı temsil ile yetkilendirildiğini, adi ortaklığın .... ..... Belediyesi ...... ........


