WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

Taraflar arasında 01.08.2008 tarihli işbirliği sözleşmesi ve davaya konu 26.08.2008 tarihli protokol bulunmakta olup, dava konusu uyuşmazlık taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanununda "Adi şirket" ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda "Adi ortaklık sözleşmesi" başlıkları altında yapılan tanımlarda adi ortaklık, "iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır. Adi ortaklık sözleşmesi geçerlik şekli olarak herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak, ispat şekli bakımından yasal delillerle kanıtlanması gerekir. Ayrıca adi ortaklık ilişkisinde, bir ortak tarafından açılan alacak talebine ilişkin dava, ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsar. Niteliği gereği, adi ortaklıklar kişi ortaklıklarına dahildir, ortakların şahsı belirleyicidir. Adi ortaklık sözleşmesi iç ilişkide karşılıklı güvene ve iyiniyete dayanmaktadır....

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili, husumet itirazında bulunduklarını, adi ortaklık 10.06.2018 tarihinde sona erdikten yaklaşık 4 ay sonra 13.10.2018 tarihinde adi ortaklık adına düzenlenen faturadan müvekkilinin sorumlu olmasının söz konusu olmadığını, adi ortaklığın tasfiye olduğunu ve müvekkilinin ilişiğinin kalmadığını, 04.09.2018 tarihinde tanzim edilen bono nedeniyle de müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, fesih ve tasfiye sonrası alacak iddiasının dinlenemeyeceğini, müvekkiline karşı adi ortaklıktan kaynaklı, tanzim tarihi adi ortaklığın tasfiye ve fesih tarihi sonrası olan bonoya dayalı icra takibi ile alakalı olarak lehlerine verilen ve onanarak kesinleşen mahkeme kararının bulunduğunu, adi ortaklık fesih ve tasfiye sözleşmesinin, adi ortaklığı düzenleyen mevzuat ve yine temsilci ile yapılan iş ve işlemler ile iyiniyet kaidelerinin dikkate alınmadığını, mahkemece davacının iyiniyetli olup olmadığının araştırılmadığını, mahkemece tazminata hükmedilmesinin de yerinde...

Davacı tarafından taşınmazın tahliyesi ve taşınmazların kullanım bedeli olarak 30.000 TL talep edilmiş olup, bu durumda; davacının, diğer ortaklarından biri olan davalının tahliyesi ve alacak talebi ile açtığı bu dava, adi ortaklığın tasfiyesinin mahkeme kararıyla tamamlanmasına yönelik kabul edilmeli ve inceleme bu yönde yapılmalıdır. Adi ortaklık sözleşmesi geçerlilik şekli olarak herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak, ispat şekli bakımından yasal delillerle kanıtlanması gerekir. Ayrıca adi ortaklık ilişkisinde, bir ortak tarafından açılan alacak talebine ilişkin dava, ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsar. Niteliği gereği, adi ortaklıklar kişi ortaklıklarına dahildir, ortakların şahsı belirleyicidir. Adi ortaklık sözleşmesi iç ilişkide karşılıklı güvene ve iyiniyete dayanmaktadır....

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, davacının dava dışı kardeşine verdiği vekaletnamede, davacı adına para tahsil etme yetkisi bulunmadığı, bu nedenle dava dışı kardeşe yapılan ödemenin davacıya yapılmış sayılamayacağı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının adi ortaklıktan alacağı olup olmadığı konusunda ortaklığa ait kayıtlar incelenerek yapılan bir değerlendirme olmadığı, bu durumda mahkemece idareci ortak olan davalıdan adi ortaklığa ait defter ve hesapları istenip tarafların anlaşıp anlaşamadığı yönler üzerinde durularak, anlaşamadıkları hallerde B.K. 538 ve sonraki maddeleri gözetilerek mahkemece ortaklığın bizzat tasfiyesi yoluna gidilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi üzerine yapılan yargılama sonunda, bilirkişi raporu ile davacının adi ortaklık nedeniyle 711.166,67 YTL kar payı alacağı olduğunun belirlendiği, davacının kar payı dışındaki taleplerinden vazgeçmesi nedeniyle davanın...

Ankara 12.Asliye Ticaret Mahkemesi ise; iş bu davada tarafların tacir olmadığı gibi dava, adi ortaklığın fesih ve davası olup TTK 'nın 4/1c maddesindeki davalardan da olmadığı, bu haliyle davanın görüm ve çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Somut olayda; davacı vekili, müvekkil ...’ın 2018 yılında ...'ya gelip veteriner hekim ... ile beraber ...'...

Mahkemece, davacının işletmenin 2009 sezonundaki kâr ve zararına ortak olduğu, bu dönemde şirketin zarar ettiği, davacıya ödenecek bir kâr payı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 08.03.2012 tarihli ilamı ile bozulması üzerine bu kez davalılardan ... karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Davacı ile davalılardan ... arasında adi ortaklık kurulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Borçlar Kanunun 521. maddesi hükmüne göre, ortaklar her türlü nakit, alacak veya haklarını sermaye payı olarak koyabilirler. Davacı, adi ortaklık için koyduğu katkı payını istediğine göre, bu istek aynı zamanda adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi isteğini de kapsar....

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, 4.643,12 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tüm dosya kapsamından taraflar arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde (818 sayılı BK.nun 520 ve devamı maddelerinde) düzenlenen adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır ki, bu husus mahkemenin de taktirindedir. Davacı, davalı ile aralarında, 16.09.2011 tarihinde adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu ancak davalının ortaklık bedelinin ödenmeden ortaklığın sona erdildiğini ileri sürerek adi ortaklığın fesih ve tasfiye ile koyduğu sermaye payının iadesini talep etmiş olmakla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri (TBK'nun 620 ve devamı maddeleri) gereğince ve 642.maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir....

Mahkemece; davacının adi ortaklık sözleşmesi uyarınca edimini yerine getirdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar; davacı tarafın temyizi üzerine, Dairece verilen 19/01/2015 tarihli ve 2014/8681 E. 2015/932 K. sayılı kararla; (...Dosyada yer alan 14/04/2006 tarihli ve “Ortaklık Sözleşmesi” başlıklı belgeden; taraflar ile dava dışı ... arasında TBK’nın 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen bir adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu, bu sözleşmeye göre davacının % 25, davalının % 50 ve dava dışı ...’un % 25 oranında pay sahibi bulunduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı işbu davada, 14/04/2006 tarihli sözleşme uyarınca kurulan ortaklığın fiilen sona ermesi nedeniyle payına düşen dairelerin adına tescilini (olmadığı takdirde bedelinin tahsilini) talep ettiğine göre, bu talebinin ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığının kabulü gerekir....

Adi ortaklığın birleşen davacının ağır kusuru sonucunda eylemli olarak sona erdirildiği kabul edilmekle birleşen davacının diğer taleplerinin ve koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; birleşen davadaki adi ortaklığın fiili olarak sona erdirildiği, ortaklığa ait bir mal varlığı ve gelir bulunmadığından fesih ve tasfiyeye gerek olmadığı, birleşen davacının ceza koşulu, manevi tazminat istemlerinin ve kar payı isteminin reddi gerektiği, haksız rekabetin söz konusu olmadığı bu nedenle reddi gerektiği, işyerinde kalan ham madde ve malzemenin varlığı kanıtlanamadığından buna ilişkin istemin de reddine karar verilmiştir....

Haklı sebeple fesih hakkı; mutlak ortaksal bir hak olup, bu hakkın ortaklık sözleşmesiyle sınırlandırılması veya tamamen ortadan kaldırılması olanaksızdır. Gerçekten ortaklar arasındaki ilişkinin devam etmesini haklı göstermeyecek bazı durumlar ortaya çıkarsa, bu durumda ortakların ortaklığın feshini mahkemeden istemesi mümkündür. Hatta belirli süreli ortaklıklarda da sözleşmede belirtilen ortaklık süresinin bitmesinden önce haklı sebeple sözleşmenin feshi davası açmak olanaklıdır ( Ortaklık, Ankara: Yetkin Yayıncılık, 2008, s. 482). Ortak tarafından ileri sürülen sebebin, ortaklığın sona erdirilmesine olanak sağlayacak derecede haklı olup olmadığının belirlenmesi mahkemenin takdirindedir. Örneğin; idareci ortağın hesap vermemesi, kar payı ödememesi adi ortaklığın sona ermesi bakımından haklı sebep teşkil edecektir. Öte taraftan; ortağın, ortaklığa getirdiği sermayenin ve kar payının tahsilini istemesi ortaklığın fesih ve tasfiyesi talebini de kapsamaktadır....

UYAP Entegrasyonu