Davacı, ortaklığın kurulduğu tarihten itibaren kar payının ödetilmesi ile ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemiyle eldeki davayı açmış olup, ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin öncelikle bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gereklidir....
Ortak Girişim İş Yürütme Kararları Tutanak No:.......'' ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 620 vd.(818 sayılı BK 520 vd.) maddeleri uyarınca adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi hükümlerinin uygulanacak olması nedeniyle, o davada verilecek hüküm, eldeki davanın sonucunu etkileyecek mahiyettedir. Davalardan biri hakkında verilecek kararın, diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde iki dava arasında bağlantı varsayılır ve biri diğeri için bekletici mesele yapılır. Bu açıklamalar ışığında; Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan davacı ile dava dışı ortağı .......... İnşaat arasındaki alacak davası ile temyize konu iş bu davanın temelini oluşturan vakıaların aynı olduğu, diğer bir anlatımla davalar arasında bağlantı bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece; Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/67 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılarak orada verilip kesinleşecek olan karar doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davacı ..............
Tüm dosya kapsamı ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; dava konusunun dava konusunun adi ortaklığın tespitine, Adi ortaklığın haklı nedenle feshine, Mezkur adi ortaklığın tasfiyesine müvekkiline ödemesi yapılmayan kar paylarına uygulanacak faiz ile işbu bedellerin müvekkiline ödenmesi talebini içerdiği, davanın tespit istemli olarak ikame edildiği belirtilmiş ise de aynı zamanda fesih ve ortaklığın tasfiyesi de talep edildiğinden ve bu nedenle de arabuluculuğa başvurulmadığı ve Türk Ticaret Kanunu'na 06/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan para alacaklarına ilişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkındaki Kanunun 20. maddesi ile eklenen 5/A mad gereğince dava açılmadan önce "Arabulucuya" başvurulması gerektiği ancak mahkememize Arabulucuya Başvurma dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı anlaşılmakla dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir....
fesih ve tasfiyesine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere adi ortaklığın ve bu ortaklık sırasında elde edilen menkul ve gayrımenkul malların ve gelirlerin ve nakdi alacakların ½ hissesinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir....
Taraflar tasfiye konusunda anlaşmadığı takdirde ortaklığın tasfiyesinin Mahkemece 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 642 vd. madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/7419 esas 2023/2989 karar sayılı ilamı) Davacının sermaye payının iadesi talebi aynı zamanda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır. Davanın bu şekilde hukuki nitelendirmesinin yapılmasının gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2011/5962 esas 2011/12753 karar sayılı ilamı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/16281 esas 2015/9224 karar sayılı ilamı) Ortaklardan birinin sermaye payını istemesi nedeniyle uyuşmazlığın; adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri (TBK'nun 620 ve devamı maddeleri) gereğince ve 642.maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir....
Bu itibarla adi ortaklık ilişkisi sebebiyle davacının, ortaklığa yönelik davalıdan talepte bulunabileceği kabul edilmelidir. O halde davacının dava dilekçesindeki talebi, ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığına göre, mahkemece ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi, tasfiyenin de bizzat yaptırılması gereklidir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gereklidir....
e ait üç adet parselde bulunan taşınmazın satın alınarak bu taşınmazlar üzerinde satmak üzere konut projesi geliştirilmesi hususunda adi ortaklık kurulduğu, tarafların ortaklığın feshi ile tasfiyesini talep ettikleri dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkemece adi ortaklık sözleşmesinin feshine ve ortaklığın tasfiyesine karar verilmiştir. Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği B.K.nun 535. maddesinde, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da 538 ve devamı maddelerinde gösterilmiştir. B.K.nun 535/7. madde ve bendi gereğince mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildiğinde ortaklığın mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği karar yerinde gösterilmelidir. BK.nun 538. maddesine göre de tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak-verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....
Hemen belirtmek gerekir ki, taraflar arasında düzenlenen protokolde, BK’nun 520 ve devamı maddelerde yer alan şekilde bir adi ortaklık kurulduğu hususunda duraksama bulunmamalıdır. Hal böyle olunca, aradaki ihtilafın da BK 520 vd. maddeleri uyarınca çözülmesi gerekir. Taraflar arasında adi ortaklıktan kaynaklanan ihtilafı sonlandırıcı bir sözleşme ve mahkeme kararı olmadığı için de adi ortaklıktan kaynaklanan ihtilafın eldeki davada çözümlenmesi zorunludur. Tarafların iddia ve savunmalarından ve dosya kapsamından davacının eldeki dava ile, ortaklığın konusunu oluşturan daire bedellerinin yani sermayenin kendisi tarafından karşılandığından diğer ortak davalılardan hisseleri oranında tahsiline ilişkin istekte bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının ortaklık sermayesinin ödetilmesi isteğinin , adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığının kabulü zorunludur. Hal böyle olunca , adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin de BK. 538. maddesi uyarınca yapılması gerekir....
tasfiyesi istemine ilişkindir....
Mahallesi, 303 ada, 7 parsel sayılı taşınmazda bulunan 6 ve 12 nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline," karar verilmiş; hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık adi ortaklıklığın tespiti , fesih ve tasfiyesi ile tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Taraflar 10 daire ve 2 garaj (depo) olmak üzere toplam 12 bağımsız bölümden oluşan binanın yapılması noktasında adi ortaklık sözleşmesi yaptıkları, ortaklığın amacının gerçekleştiği, inşaatın 04/02/2011 tarihinde tamamlandığı uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar aralarında düzenledikleri bu sözleşme ile 7 parseldeki arsa ve arsanın üzerine yapılacak taşınmazın resmiyette ......


