Hemen belirtmek gerekir ki taraflar arasında imzalanan 23.7.2005 tarihli belge ile adi ortaklık kurulmuş ise de, adi ortaklığın ne zaman sona ereceğine dair bir kararlaştırma bulunmadığından, taraflarca da ortaklığın sona erdirildiği iddia ve ispat edilemediğinden ve bu hususta mahkeme kararı da olmadığından adi ortaklığın halen devam ettiğinin kabulü gerektiği gibi, birleşen davadaki talebe göre davacının fesih ve tasfiye isteğinin de kabulü zorunludur. Taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğuna göre tasfiyenin bizzat mahkemece yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK’nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki adi ortaklığın varlığının tespiti, fesih, tasfiye ve alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan ... vekili tarafından (hükmün Onanması talepli) istenilmekle; daha önceden belirlenen, 31/05/2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı asil ... geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve davacı asil ...'...
TEKSTİL ADİ ORTAKLIĞININ feshi ve tasfiye sürecinin yürütülmesine ilişkin tasfiye memuru atanması ve kuruluş gayesi ortadan kalkan ve davalının haksız tavır ve eylemleri nedeni ile fiilen yürütülmesi artık imkansız olan adi ortaklığın fesih şartlarının gerçekleştiğinin tespitine ve feshine karar verilmesini, Adi ortaklığın tasfiye işlemlerini yürütmek üzere şirketlere ve davanın taraflarına yıllardır mali müşavirlik hizmeti sunan SMMM ... ile Hukuk Müşavirlik Hizmeti Sunan Av....in tasfiye memuru olarak atanmasına, bu kişilerin sayın mahkemece uygun görülmemesi halinde mahkemenin adi ortaklığın tasfiyesi için re’sen tasfiye memuru atamasını, şirketin tasfiye işlemlerinin mahkemece yerine getirilmesini, tasfiye neticesinde ortaklara olan borçlar dahil Adi ortaklığın tüm borçlarının ödenerek artan bir varlık olması durumunda şirket ortaklarına ½ oranında dağıtılmasını, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava talep etmiştir....
Davacı, davalı şirket ve ...arasında, dava dışı üçüncü şahsa ait arsa üzerinde inşaat yapımına ilişkin bir adi ortaklık kurulduğu,bu nedenle aralarında sözleşme düzenlendiği; sözleşmede, tüm harcamalara, gider ve gelirlere, kâra ortakların hisseleri oranında taraflar arasında paylaşılacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu inşaatın tamamlanmış olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda, ortaklığın amacına ulaştığının kabulü ile fesih ve tasfiyesi cihetine gidilmelidir. Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan sermaye payının istenmesi, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğranılan zararın veya kar payının talep edilmesi; aynı zamanda ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsar. Uyuşmazlık, bu bağlamda değerlendirilip, çözüme kavuşturulmalıdır....
Şöyle ki; mahkemece uyma kararı verilen bozma kararında; taraflar arasında kurulmuş olan adi ortaklığın tasfiye edilmediği, davacının bu davadaki taleplerinin adi ortaklığın fesih ve tasfiye talebini içerdiği, buna göre bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılması gerektiği, ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre, hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin TBK'nın 643. maddesindeki usule göre yapılması gerektiği halde tasfiye raporunun bozma kararında belirtilen usule riayet edilmeden hazırlanmadığı anlaşılmıştır....
Taraflar arasında karşılıklı olarak görülen el atmanın önlenmesi ve adi ortaklığın tasfiyesi davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, bozmaya uyan Mahkemece asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, adi ortaklığın tasfiyesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 620 ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa yukarıda yer verilen hukuk kurallarının doğru şekilde uygulandığı, taraflar arasındaki adi ortaklığın feshedilmesine, tasfiye hükümleri uygulanarak alacak miktarının belirlenmesinin ve bu kapsamda tasfiye işlemlerinin ücreti davacı tarafından yatırılacak tasfiye memurunca yerine getirilmesinin gerekmesine, mevcut raporların hüküm kurmaya elverişli olmamasına göre, davalı/karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI....
Hukuk Dairesi Kararı, Kesin Hakkediş Raporu, SGK İlişiksizlik Belgesi, Kesin Kabul Tutanağı ve Teminat Mektubu Listesinin bulunduğu, Yukarıda belirlenen tespitler kapsamında, adi ortaklığın sonra ermesine ilişkin Türk Borçlar Kanunu'nun 639 ve 640. madde hükümleri somut adi ortaklık bakımından değerlendirildiğinde, taraflar arasında imzalanan hisse devir ve ibra protokolleri uyarınca Adi Ortaklığın yasal düzenlemelere uygun olarak tasfiyesi şartlarının bulunduğu, taraflar arasında kurulan adi ortaklığın 31.12.2021 tarihli bilançosuna göre Adi ortaklığın aktif toplamının 5.098.999,68 TL olduğu, bunun %95'ine denk gelen 4.845.530,23 TL'nin .......
Mahkemece;davacının TMK'nun 6.maddesi kapsamında öncelikle adi ortaklık sözleşmesi gereğince kararlaştırılan sermayeden hissesine düşen 10.000 TL'yi ortaklık sermayesi olarak davalıya ödediği iddiasını ispatlaması gerektiği, bu konuda davacının yazılı belge sunmadığı, davalının ise teklif edilen yemini usulüne uygun eda ettiği ve davacının bu nedenlerle davasını ispat edemediği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; adi ortaklığın tasfiyesi ve alacak istemlidir. Adi ortaklık sözleşmesi; geçerlilik şekli olarak, herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak, ispat şekli bakımından yasal delillerle kanıtlanması gerekir. Ayrıca, adi ortaklık ilişkisinde; bir ortak tarafından açılan alacak talebi, ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsar....
Dava konusu olayda, ortaklık konusunu oluşturan iş tamamlanmış ise de, taraflar arasındaki adi ortaklık fesih ve tasfiye edilmediğinden zamanaşımı süresi henüz başlamamıştır ve bu nedenle olayda zamanaşımı süresinin dolduğundan da söz edilemez. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538.maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün mal varlığının belirlenip ortaklarının birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması yada satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Mahkemece; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı, Türk Borçlar Kanununun 642.madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir....


