İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, taraflar arasında 17.12.2018 tarihinde imzalanmış bir adi ortaklık sözleşmesi bulunduğu ve bu sözleşmede adi ortaklığın temsiline ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, adi ortaklığın diğer ortağı dahili davacının açılan davaya muvafakat etmediği, adi ortaklığın ortakları arasında devam eden ortaklığın feshi ve tasfiyesi davası bulunduğu, bu sebeple taraflar arasında çekişme bulunduğu, adi ortaklığın üçüncü kişiye karşı açacağı dava yönünden ortaklar arasında fikir birliği bulunmadığı, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından üçüncü kişi arsa sahibi ... Şirketi aleyhine açacağı tapu iptal ve tescil davasında adi ortaklığın hak ve menfaatlerinin korunması ve temsil edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davacı ... Ltd. Şti. ile dahili davacı ... Ltd. Şti. arasında bulunan adi ortaklığa, dava dışı ......
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile davalı arasında ... ilçesi 2008-2009 yılı ....Aydınlatılması ihalesi ile ilgili bir ortaklık sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme gereğince kar ve gider dağılımının yarı yarıya yapılacağının kararlaştırıldığını, ancak davalı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle adi ortaklığın feshi ile 2009 yılı Cadde ve Sokakların Aydınlatılması ihalesine ilişkin karın ve davacı asile düşen payın tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı cevabında ve karşı davasında ise, adi ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüklerin davacı tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle, 2009 yılı Cadde ve Sokakların Aydınlatılması ihalesinden zarara uğradıklarını bu nedenle adi ortaklığın feshi ile, ortaklığın uğradığı zararın tespitini ve şimdilik 10.000 TL'nin davacıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir....
-USD olması ve bunun yarısı talep edildiğinden müddeabihin tamamlanması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, gizli ortaklık nedeniyle davalının sattığı lisans bedelinin yarısının kendilerine ait olduğu iddiasına dayalı gizli ortaklığın tespit ve tasfiyesi ile buna bağlı alacak davasıdır. Dava, taraflar arasında yazılı olmayan sözlü/gizli olarak akdedildiği iddia edilen gizli adi ortaklığın tespiti, feshi ve tasfiyesi ile buna bağlı alacak istemine ilişkindir. Adi ortaklığın tanımı, TBK'nun 620.(BK'nun 520.)maddesinde; "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir " şeklinde yapılmıştır. Adi ortaklık, bir ticari işletmeyi işletmek şeklinde olabileceği gibi esnaf işletmesi veya hiç bir işletme olmaksızın bir kaç kişinin muhtemel kazancı paylaşmak amacıyla emeklerini ve mallarını bir araya getirme şeklinde de olabilir....
, davalı yan tarafından davacıdan habersiz ortaklığa konu işletmenin üçüncü kişiye devredilmesine rağmen davacı hali hazırda zarar gördüğünü belirterek adi ortaklık sözleşmesinin feshi ile adi ortaklığın tasfiyesine, adi ortaklığı temsile yetkili olmak üzere tasfiye memuru atanmasına, tasfiye ile birlikte ortaklık payı ve kar payının ortaklığın kurulduğu günden davanın açıldığı güne kadar hesaplanarak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, adi ortaklığa ait malların aynen taksimine, aynen taksimin mümkün olmaması halinde malların satılarak pay oranında paylaştırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Diğer yandan davacı taraf ortaklığın 2016 yılında sona erdiğini iddia ettiğine göre , öncelikle bu hususun araştırılması, ortaklığın sona erdiğinin tespiti halinde TBK'nun adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin hükümlerinin işletilmesi ,her durumda hak edişlerin net kar niteliği arz etmediği gözetildiğinde sektör bilirkişinin heyete dahil edilmesi suretiyle yapılan işin niteliğine göre (akaryakıt, araç bakım vs gibi) masrafların mahsubundan sonra net karın belirlenmesinin gerektiği tartışmasızdır....
Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer.Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar.Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan sermaye payının istenmesi, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğradığı zararın veya kar payının talep edilmesi, aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsar....
Ayrıca adi ortaklık ilişkisinde, bir ortak tarafından açılan alacak talebine ilişkin dava , ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsar. Somut olayda taraflar arasındaki ortaklığın fiilen son bulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla, tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup, hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır....
Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların 06.04.2006 tarihinde noterde adi ortaklık sözleşmesi imzaladıklarını ancak ortaklığın 02.01.2008 tarihinde sona erdiğini, adi ortaklığın bitmesinden sonra davalıdan talep hakkı olan (şimdilik) 10.000 TL'lik alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi ile; ortaklığın tüm iş bağlantıları, iş organizasyonları ve ödemelerle ilgili işlerinin kendisi tarafından kendi şahsi araçları da kullanılarak yürütüldüğünü, davacının 2007 sonuna doğru üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getiremediği için ortaklığın yürüyemeyeceğini ve kendi hissesine düşen alacağı karşılığında kendisinin şahsi ve ortaklığa ilişkin borçlarının davalı tarafından ödenmesi durumunda ortaklıktan ayrılacağı yönünde mutabakata varıldığını, davalının da davacının tüm borçlarını ödediğini ve ortaklıktan da bir alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir....
Toplanan deliler ve tüm dosya mündericatına göre taraflar arasında " ... İnşaat ve Ticaret A.Ş tarafından ihaleye çıkartılmış bulunan ... parkı içerisinde yapılacak ünitelerin yapımı ve işletilmesi " işinin ifası ve bitirmek amacı ile bir adi ortaklık kurulduğu, ... Turizm .. Ltd. Şti'nin %98 oranında, ... Taşımacılık A.Ş'nin %1 oranında, ... Tur A.Ş 'nin %1 oranında ortak oldukları, ancak toplanan delilerden adi ortaklığın herhangi bir ticari faaliyet gerçekleştirdiğinin, kar elde ettiğinin yada zarar ettiğinin anlaşılamadığı, davacı yanca adi ortaklığın tasfiyesi gereken bir malvarlığı bulunduğunun ispat edilemediği, tarafların uzun zamandır birbirleri ile iletişimlerini de kestikleri, ortaklığın amaca yönelik hiçbir faaliyetlerinin bulunmadığı anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KISMEN KABULÜ ile, taraflar arasında " ......
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; Taraflar arasında düğün salonu işletmek amacıyla bir adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu ve bu ortaklık için davalı ...'ın 65.000,00 TL, davacı ...'ın 35.000,00 TL, dava dışı ortaklar .... 10.000.00'er TL sermaye ile adi ortaklığa iştirak ettikleri, düğün salonunu işletmek üzere dava dışı .... ile davacı arasında 01.08.2005 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalandığı, düğün salonunun tadilatları ve bir kısım imalatları adi ortaklık tarafından yerine getirildikten sonra düğün salonunun ruhsatının alınamaması üzerine kira sözleşmesinin protokolle feshedildiği ve adi ortaklık ilişkisinin de sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Davacı iş bu davada, adi ortaklığın tesisi sırasında ödediği ve dava dışı kiralayan ile aralarında yapılan protokol uyarınca payına düşen bedellerin ödetilmesini talep ettiğine göre, bu talebinin ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığının kabulü gerekir....


