Dolayısıyla taraflar arasındaki ilişki kuruluş ortaklığı, kuruluş ortaklığı ilişkisi de adi ortaklık biçiminde nitelendirileceğine göre, davada taraflar arasındaki sözleşmede yer alan hükümler ile asıl ve birleşen dava tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 520 ve devamındaki adi ortaklık düzenlemelerinin uygulanması gerekmektedir....
İş ortaklığı" gözüktüğü, söz konusu bonoların davalının da içerisinde bulunduğu iş ortaklığı tarafından yani adi ortaklık tarafından düzenlenerek davacıya verildiği, senedin düzenlendiği tarih itibariyle davalı şirketin geçici mühlet içerisinde bulunduğu, dosya içerisine alınan kayyum raporuna göre, davacı şirketin alacağının konkordato kapsamında olmadığı ve konkordato alacaklıları arasında gözükmediğinin rapor edildiği anlaşılmakla tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının alacağının temelini oluşturan bonoların davalının da içerisinde bulunduğu adi ortaklık tarafından geçici mühletin ilanından sonra düzenlenmesi, adi ortaklığın işlerinin davalı şirket komiserlerinin onayına tabi tutulmaması nedeniyle mevcut alacağı 308/c-2 kapsamında bulunmaması, davacı alacağının tasdik edilen konkordato alacaklıları arasında gözükmemesi nedeniyle mahkememizde söz konusu alacağın konkordato kapsamında olmadığı yönünde kanaat oluşmuş ve davacının konkordatonun feshi talebinin reddine dair...
Davacının kâr payı alacağına ilişkin istemi aynı zamanda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır. .../...Davanın bu şekilde hukuki nitelendirmesinin yapılmasının gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir. Dava konusu uyuşmazlık 818 Sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde meydana gelmiş ise dosya temyiz aşamasında iken 01.07.2012'de yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK'nun yüyürlüğüne dair Kanunun 1. maddesi son cümlesi uyarınca “...sona erme ve tasfiye” konusunda 6098 Sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu nedenle adi ortaklığın sona ermesi ve tasfiyesine dair 6098 Sayılı TBK'nun 639., 642, 643 ve 644. maddelerinin dikkate alınması gerekir. Şu durumda, mahkemece yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenmeli, tarafların tasfiye konusunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir....
Tiyatro yapım işini üstlendiğini, ihale konusu işte % 50 keşif artışı meydana geldiğini ve keşif artışı sonucu işin toplam bedelinin KDV hariç ....998.000,00 TL ye çıktığını, ihale konusu işin bitirilerek idareye teslim edildiğini,....500.000,00 TL tahsilat yapıldığını, davacı tarafından şirketin defter ve kayıtlarını incelemesine izin verilmediği gibi davalının kazanç payını da ödemediği, işin bitmiş olması nedeniyle davalının temsil süresinin sona erdiği, adi ortaklığın başka bir harcama ve gider yapacak imalatı kalmadığını, mevcut durum itibariyle ortakların bir araya gelerek tasfiye yapacak durumda olmadıklarını ileri sürerek taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi ile hissesine düşen kâr payının tahsili istenilmiştir....
Şti. yönünden ise; hükme esas bilirkişi raporları doğrultusunda ....07.2007 tarihi itibariyle adi ortaklık sözleşmesi geleceğe etkili olarak ortadan kalkmış olmakla feshine, tasfiye zımnında 426.914,80 TL sabit tesis bedeli, 167.753 TL akaryakıt bedeli ve 29.597,89 TL'nin davalı mirasçılarından tahsiline karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmektedir. Davalı ve davacı şirket arasında 26.07.1998 tarihli adi ortaklık sözleşmesi imzalandığı sabittir. Davada ortaklığın feshi ve tasfiyesi talep edilmiştir. Uyuşmazlık ve maddi vakıa bu şekilde değerlendirilmekle inceleme bu yönde yapılmalıdır. Mahkemece, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı ve 642. vd. maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması gerekmektedir....
'a gönderilmiş, 25/02/2019 havale tarihli raporunda ; davacının ve davalının adi ortaklığından dolayı 5.670,15 TL'nin davacıya, 5.670,15 TL'nin de davalıya ait olmak üzere adi ortaklığın tasfiyesine ve adi ortaklığın bu şekilde kapatılması gerektiği beyan edilmiş,bu rapor hükme dayanak yapılmıştır. Tüm dosya kapsamından; taraflar arasında; temizlik malzemesi satışı ve halı yıkama hususunda bir adi ortaklık olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça; taraflar arasında, yargılama sırasında varlığı ispat edilen ortaklığın, fesih ve tasfiyesi talep edilmiş olup, bu durumda tasfiyenin mahkemece bizzat yapılması gerekmektedir. Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nın 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir....
Bu durumda, mahkemece; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı, Türk Borçlar Kanununun 642.madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir.Zira, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1.maddesine göre; Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Tasfiye usulünü düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 644.maddesine göre; "Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır....
Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim, (HMK'nun 297.maddesi uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki adi ortaklığın feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, Muris ... ile aralarındaki adi ortaklığı mahkeme kararı ile sulhla sonuçlandırdığını, ortaklığa ... otelinin içindeki menkuller ile otel gelirinin dahil olduğunu, mirasçıların otele girişine engel olduklarını ileri sürerek adi ortaklığın feshini, ortaklığa ait menkul ve gayrimenkulde ki payının ödenmesini istemiştir. Davalı duruşmalara katılmadığı gibi cevapta vermemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında iş makinesi/kepçe işletilmesi yönünde ortaklık bulunduğu, hükme esas alınan raporlara göre mevzuata uygun olarak tasfiye aşamalarının gerçekleştirildiği, tasfiye alacağın tahsiline yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde bildirdiği sebepleri tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; taraflar arasında kurulan adi ortaklığın feshi, tasfiyesi ve tasfiye alacağının tahsili istemine ilişkindir. 2....


